"Kulağa hoş gelen bir yavaşlıkla konuşuyordu, sanki ağzından çıkacak her kelimeyi önce silkelemek zorundaymış gibi. Ama cümleleri hep doğru, özenliydi, fazlalığı, çelişkisi, laubaliliği yoktu; hatta bazıları tam tersine, o güne dek insanlardan çok kitaplarla sohbet etmiş gibi modası geçmiş, artık gülünç kaçan cinstendi!"
"Olaylar gelip geçer, inan bana, yalnızca efsane kalır geriye, tıpkı bedenden sonra ruhun kalması ya da bir kadının gittikten sonra arkasında parfümünü bırakması gibi."