Insan hayatı boyunca nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine bakarsa içinde boşluklar görür. O boşlukları cevaplarla kapatmaya çalışır. Belki de cevaplar yanlış gelir bu sefer de o boşlukları hissetmemek için uğraşmaya başlar. Kitapta Ethem'in boşluğu anne ve babasının yalanından başlıyormuş. Okuyacağınız bu kitap "Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına?" sorusuna cevap bulmanızı sağlayabilir. En sonunda Ethem'in o boşluğu kapatabilmesine sevindim (kendisi söylüyor). Ama bana kalırsa cevap sadece kendi hayatımızın içinde değil, bazen anne babamızın hayatlarının içinde bile olmayabilir.
Özellikle karakterlerin kendi yaşadıklarını birinci şahıs anlatımını kullanarak anlatması beni çok etkiledi. Genellikle kitaplarda bir taraf haklıyken, bir taraf haksızdır. Bu hikayede ben herkese hak verdim.) Yani gerçek hayatta da böyle değil midir? Karşı taraf ya dinlemez, ya da kendisi derdini anlatmak istemez. Böylece sorunlar da kendiliğinden ortadan kalkmaz. "Geçinmek istesek geçirirdik ama istemedik herhalde, ne bileyim. İkimizin de derdi birbirimizle değildi. Başka bir şeyin kavgasını veriyorduk biz." diyor yazar. Dediğim gibi herkes kitapta kendini açık açık savunduğu için ben herkese hak verdim. Karakterler de verdiler bana kalırsa. Bunca sene anlatmadıkları, belki de anlatamadıklari bir yalan herkesin(13 karakter) hayatını mahvetmiş. Kısacası kitap anlatalım, anlamaya çalışalım karşımızdakini, kendimizi, "Söyleyelim bilsinler" diyor. Kitabi tavsiye ederim. Son olarak kitabı bitirince kendimizi bu şarkı da bulmamız gerekiyormuş: youtu.be/r4veMifjOzg?si=... Kitaplarla kalın:)))