·832 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Haziran 2024 06:48 Günümüzde biraz daha farklı bakış açılarıyla yazılan birçok kitap olsa da genelde dünya tarihi kitapları batılı gözüyle yazıldığı için eleştirilir. Yüksek batı uygarlığının barbar ve ilkel doğu toplumlarına bakışı anlatılır çoğu zaman. Tarihi esas itibariyle ilk kez olduğu gibi aktarma çabasında olan Heredot’un Tarih kitabı da büyük ve medeni Yunan uygarlığı ve diğer tüm barbar kavimlerin başından geçenleri, kültürlerini, geleneklerini anlatıyor. Tabiki diğer tüm kavimler ilkel biçimde yaşayan, özellikle kadınlar konusunda kibarca pek bir paylaşımcı diyeyim ve garip geleneklere sahip topluluklar. Özellikle Libya ve Skhytler, yani doğu. Hatta büyük uygarlık Mısırlılar bile çoğu kez barbarca.
Aslında bunlar eleştiri değil, gözlem. Bütün bu Batılı bakış açısı durumunun nerden başladığını gösteriyor. Ayrıca çok da olağanüstü. Çünkü ortada MÖ 400lü yıllarda, ilk kez tarihi olduğu gibi anlatma çabasında olan, bilinen efsane ve mitleri de aktarmakla birlikte çoğu kez bunlara inanmadığını belirten ve tarihi efsanelerden ayırmaya çalışan bir adam, Bodrumlu Heredot var. Gezip gördüklerini, yaşadıklarını, gözlemlerini, bununla beraber oradaki insanlardan duyduklarını, birkaç farklı bakış açısından olayların ve savaşların açıklamalarını, bazen gezip görmeyip öyleymiş gibi anlattıklarını aktarıyor bize. Kitap 9 bölüme ayrılmış ve her bir bölüm musalardan (müzler/ilham perileri) birinin adını taşıyor. Özellikle son 3 kitaptaki Yunan-Pers savaşları gerçekten nefes kesici ve akıcı bir anlatıma sahip.
Özetle çokça tarih ve savaş,biraz coğrafya, biraz gezi yazısı, biraz yalan dolan, biraz da kişisel düşüncelerle süslü, dipnotlarla çok emek verilmiş iyi bir çeviriyle de desteklenen ve bazı konularda vay ta o zamanlardan geliyormuş bu gelenekler diye ufkumuzu açan güzel ve akıcı bir anlatım söz konusu.
Azıcık da önden bilgi birikimi ve tarih atlaslarının yardımıyla çok farklı bakış açıları kazandırabilir, okunması kesinlikle önerilir.