·224 syf.····Okunma: 05 Haziran 2024 11:37 "Ne mutlu kalbine sen düşene ve ne mutlu senin kalbine düşene."
Ne mutlu bu kitabı okuyana...
Nazan Bekiroğlu Yusuf ile Züleyha'da, hikayesini çoğu kişinin bildiği, Kur'an'ı Kerim'de de geçen bir kıssayı şairane üslubuyla anlatmış. Kitabı düşününce anlatmış demek yetersiz kalıyor. Yazar sadece yazmamış, yaşamış.
Bazen kardeşlerinin babaları Yakub'a Yusuf'u kurt yedi diyerek onu kuyuya atmaları üzerine, iftiraya uğrayan kurt olmuş, kendini aklamış.
Bazen Yusuf'un düştüğü kuyu olmuş onu sevinçle ağırlamış.
Bazen de Yusuf olmuş iffetin kadını erkeği olmadığını hatırlatmış.
Çoğu zaman da Züleyha olmuş; efendiyken, Yusuf'un güzelliğine yenilip ona nasıl köle olduğunu anlatmış.
Hem de nasıl Züleyha olmuş... Yusuf için yazdıklarını okurken yazarın üslubunun şiirselliğine, duygusunu aktarımına hayran kaldım. "Züleyha da ancak bunları yazabilirdi, uğruna her şeyin feda edildiği bir aşk ancak böyle dile gelebilirdi." diye düşündüm.
Buna örnek olarak kitaptan bir bölüm:
"Züleyha, Yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı, Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelâm yok. Ve Züleyha'nın lügatinde Yûsuf'tan öte sözcük yok."
s:130
Hikâyesi bilindik olsa da kişileri anlamak ve tanımak için okunmalı.
Şiir gibi dize dize akmalı,
Zamandan, mekandan kopmalı.
Güzellikte kaybolmalı,
Güzellikte kendini ve O'nu bulmalı.
Tıpkı Züleyha misali...
Yusuf ile Züleyha güzelliğinde okumalar diliyorum kitap dostlarım.