-Bu incelemede spoiler verebilirim, söz veremiyorum-
Kitaba kütüphanede dolaşırken tevafuk ettim. İtiraf etmeliyim ki, kitap başlığı optimistliğe tutunmak isteyenler için müthiş bir çekim gücüne sahip. Kütüphane görevlisi de "Daha önce Wilhelm Genazino okumadıysanız kendisini ilk olarak bu kitabıyla tanımalısınız" diye beni yüreklendirdi. Çok karakterli (sayı olarak) kitaplar odağımı fazlaca dağıttığı için kalabalıktan uzak münzevi bu tür romanlar her zaman favorim olmuştur. Bkz: İtalyan yazar, Susanna Tamaro'nun eserleri...
Yazarın, kimsenin ilgisini dahi çekmeyecek detayları muazzam bir şekilde tasvir etme kabiliyeti var. Bir karıncadan tutun da, ısırılmış kek parçasına kadar birçok küçük detayda oldukça güçlü spotlar yakıyor. Hemen ayağınızın kenarından geçiveren bir karınca nasıl olurda güçlü bir kalem sayesinde bu kadar devleşebilir diye şaşkınlıkla bakakalıyorsunuz. "Kelime ressamlığı nedir?" diye sorsalar, işte tam olarak budur derim. Kimimiz için anlam ifade etmeyen bazı sözcükleri, yazar çok farklı bakış açılarıyla rengarenk boyuyor. Artık o sözcüğe dair aklınızda renksiz hali değil de, ruh kazanmış aydınlık boyutu kalıyor.
Hayattan hep çok fazla beklenti içerisindeyiz. Hep "daha"lar arasında çırpınıyor, olanla yetinmeyen kalbimizin sızısıyla günlerimizi solduruyoruz. Yazarın da tek eğlencesi; bu solma aşamasında, ruhundaki çalkantıları küçük detaylarla neşelendirme çabası. İşte, "mutsuzluk zamanlarında mutluluk" teması buradan geliyor.
Eleştirel cihetle baktığımda da, tasvip etmediğim kısımlar kitaptaki müstehcen bölümler... Yazarın bu tutumu da bana TV'lerde, izleyiciyi zombileştirmek için yönetmenlerin reyting uğruna kaosu, entrikayı ve aymaz insanları kokteyl olarak senaryoya yerleştirme vasatlığını hatırlattı. Leziz dumanı tüten bir çorbaya sinekleri boca etmeye lüzum yoktu.
Özetle; Madde halindeki her detay, manaya hizmet eder. Anlam yoksa, maddenin varlığı da diğer canlılardan farklılık bazında duygularıyla ayrılan insanlar için anlamsızlıktan başka bir anlama gelmez. Maddeye bakıp, ruhumuzda sentezlediğimiz hakikatin aksiyle selamlaşırız. Düşünsel ruminasyon bu bağlamda içeride bir yerlere hizmet eder. Yüklediğimiz mana, ruhumuzdan izler taşır...