Puan vermedi·272 syf.··
2024 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 00:10
Merhabalar yine derin bir nefes alarak başlamak istiyorum gerçekten çok severek okuduğum Kuklacı'ya Kuklalar,sirkler, gölgeler beni hep huzursuz eder korkutur nedenini bilmem ama sırf adı bile çok çekti kitaba beni... Buralarda içeriğini tam bilmiyorum diye kapaktan dem vuruyorum... Kuklacı bir bacağını kendisi yapmış 32 dolaylarında bir karakter.Bacağı şu anda baktığı belleksiz babasından bir hatıra. Ben Kuklacı'nın babasını büyüttüğünü düşünüyorum mesela ona bakarken... Babası onu her seferinde yere düşürdüğü için eminim her düşüşte de zevk almıştır,tanıdık geldi de neyse Ayrıca Kuklacı'nın şiddet geçmişi anne karnında başlamış annesi ile birlikte dayaklar yiyor. Kuklacı'nın içsel hesaplaşmalarının dış dünyaya saçtığı kıvılcımlar devam ederken kendisi Mandalina adlı bir cüce fahişeye aşık oluyor.Hatta maskesini de çıkarıyor inanır mısınız maske mi takıyordu demeyin takıyordu çünkü.Fakat tabi ki mutlu bir beraberlik yerine Mandalina Horlar tarafından taşlanarak öldürülüyor.. Horlardan bahsetmişken sizlere Cinnet Adası'ndan da bahsedeyim Kuklacı burada yaşıyor ada batmak üzere Kara Krallar mı yönetmiyor adayı insanlar mı taşlamıyor birbirlerini... Bir de yaşayanlar şey biraz şey işte at gözlüklü bütün varlıklıkları ki kendilerine ait değil yoklukları da o ada. İyisi mümkün değil.Herkes şimdikinden kötünün kuklası... Ümit etmenin yasak olduğu bir dünya sınırlı işte daracık kafaları gibi... Kuklacı'nın bir hayali de 32.yaş gününde gittiği adaya yeniden gitmek istemesi bir de cahillere anlatma çabası var bu adayı ona inanmayanlara deli diyenlere ... Sınırlar ötesinde yani ümit dolu bir ada burası. En büyük savaşı da Kuklacı'nın bu adayı anlatabilmesi insanları götürmek istemesi peşinden. Hatta yolculuk için çoğu şeyi de tamamlıyor diyebilirim yok değil ona inanlar ama en tehlikelisi yanında inanmış gibi duranlar. Bir de idam sehpası var bu yolculukta... Tam sonlarına doğru. Ee sonu ne derseniz onu kesin okuyun biraz da düşünün derim,ben öyle yaptım.. Emre Bey'in kaleminden 4 farklı kitap okuma şansı yakaladım her biri ayrıydı her biri dolu doluydu Fakat Kuklacı metaforlarla dolu bir kitaptı. En az diğerleri kadar tabiki sanmayın diğerleri ağaç katliamıydı ben şuraya yazmadan edemeyeceğim Ötekiler çok özel bende Neyse ben bazı yerlerin altını çizmiştim onlardan bahsetmek isterim. Alegorik kitapları okumak herkes için kolay olmasa da bir yerden tutarsanız ilmek ilmek işlenen bir türdür. Altını çizdiğim yerlerin başında mağara geliyor aslında ister alegori deyin ister metafor. Duvara bakmaktan vazgeçmek zincirleri koparmak gerek dediğim gibi bir yerden başlarsanız çözmeye ayrı bir zevk oluyor katkı falan sağlıyor hani size Maske metaforların başında gelir aslında ama maske yapmak ne kadar zorsa maskeyi ince ince işlemek en az o kadar zor (kitapta simge haline getirmek) Emre Bey için hiç sorun olmamış Kuklacı'nın maskesinin altında nasırlarım dese de sakladığına korku var en çok, utanç var,babasından yediği dayaklar var hem kendi adına hem babası adına utanıyor belki de. İki duygu da böyle çağrışımlarla saplanıyor yüreğinize Kuklacı'nın maskesi ilk ışığı yakan yer bence hani maske tanınmamak için takılır ya belki bir utançtır belki bir kaçış... Belki de en çok içimizdekiler ötekileştirdiklerimiz maskeyi yüzüne bizim taktıklarımız vardır hayatımız da Kuklacı da öyledir Birileri bir şeyi yüklemiştir ona. (Hepsinin cevabı sayfalarda o kadar ince verilmiş ki) Kuklacı geçmişe bir yolculuk kim ya bu kuklacı derken bakın kim geldi aklıma Nasirali İsa ve Magdelena Maria bazı kaynaklar özellikle Magdelina olarak alır harika bir kurgu değil mi ?Mandalina ismini okurken direkt aklıma gelmişti. Ayrıca Kuklacı'nın bir arkadaşı tarafından ihanete uğraması da Yahuda İşkariyot'agötürmez mi bizi İsa havarilerinden birinin ihanetine uğrar,bilenler bilir bir çok kaynakta tasvir edilen bir durumdur. En büyük düşmanlar en yakınlarımıza sızar bazen biz gibi. Yine tahta yani özünde ağaçların ruhu, mitolojiye de harika bir ok.Popüler kültür köpeği olan herkesin az çok bildiği mitoloji birçok yerde selam verdi bana. Ruhtaki yarayı ancak başka bir ruhla kamufle ederseniz ya da yok ederseniz.Hatta çoğu bedensel yaraların da yok edilmesinde ağaçtan ya da tahtadan yararlanılırdı önceleri. Ağaçların ruhu olduğundan zaten bahsetmiştim Yüzüne tahta maske takan bir adam bir bacağı da tahtaydı sanki... Sinekler için ölülerin de ruhunu taşır derler belki bilen bilir sinekli kısımlarda en çok aklıma gelenlerden biri bu oldu. Bunun ilgili bir alıntı da bıraktım. Herkesin içinde ölmüşlerinden bir iz vardır mutlaka Kuklacının babası da sözde yaşıyor biliyorsunuz. Yani bazı şeyler aslında sizde şekillenmeye öyle müsait ki... Ee günümüze ne taşlar atıyor mesela cüce ve fahişe aslında toplumda en çok horlanan insan toplulukları üyesi ee iki sıfatı da taşıyan birinin zaten kabul görmesi beklenemezdi. Ama Mandalina ayrıydı bende üzüldüm ona... Horlar zaten ayrı bir zeka ürünü Tanımlanamayan insan topluluğu... Yine toplumdaki o tabakalaşma kendini acı dolu hissettirdi etinize iğne batar gibi bir histi. Kuklacı'ya deli dedikçe onlar ben kızdım. Tüyler ürpertti yani. Kral Cellat'dan bahsetmesem olmaz her şey ama her şey onun elinde aslında o yüzden batacak bir adayı görmüyor ya da görmeye korkan insanlar yani sanki bir zincire bağlı mahkumlar belki de kendileri seçmiştir bu hayatı bunu da yorumlamak sizlere bırakılmış kitapta. Kısacası öyle okudum bitirdim bir kitap değil bir inceleme yolculuğu oldu benim için yorumu görüp ne sacmalamış bu demeyin. Ben bu kadar şey bulmak istemem bilmiyorum da demeyin ben de unuttuğum her şeyi azıcık arama çubuğundan aldım ama yapmasaydım da sonunda yine büyük bir tat alarak kapatırdım kapağı. Dedim ya sizde şekillenmesi mümkün her yerin...
KuklacıEmre Timur · Az Kitap · 2024154 okunma
··
3 +1'leme
·
135bin Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Okuyacaklarım listesine "Kuklacı" yı ekledim.
Vay canına nasıl bir inceleme bu