Berbat bir dünyada yaşıyorduk ve eğer bazı insani duyguları geride bırakırsanız istediğinizi düşündüğünüz hayatlara sahip olabiliyordunuz. İyi bir kariyer, para, marka kıyafetler, saygınlık, hayranlık... Her şey sadece insanların arasında nasıl davrandığınızla ilgiliydi. İnsanların beklentileriyle... Onları karşıladığınız sürece kraldınız. Ya da benim gibi onları karşılayabileceğinizi gösterdiğiniz ama uzak durmayı seçtiğiniz zaman bir tanrıça olabilirdiniz. İnsanlar iki şeyi çok seviyordu, sürekli onlarla ilgilenen “güzel” insanları ve onlarla ilgilenmeyen “güzel” insanları. Gösteriş ve ışıltı her şeydi, bu yüzden hepimiz parlamak zorundaydık ve inanın bana bu bazen, gerçekten ve çok komik bir şekilde iyi aydınlatıcıyla yapılmış bir makyajdan ibaretti.
Güzel bir fiziğiniz, özenli saçlarınız, bakımlı bir suratınız ve sizi diğerlerinin arasında öne çıkaran kıyafetleriniz olduğu sürece çoğunluk sizi sevecek, sevmese bile onların yanında olmanızı isteyecekti.
Özgeçmişiniz katıldığınız seminer ve etkinliklerle dolu olduğu sürece, her şirket sizinle çalışmak isteyecekti ama hiç kimse o seminerlerde ne öğrendiğinizle ilgilenmeyecekti.
Her şey, tümüyle ve daima sadece paketle ilgiliydi. Onlara sunduğumuz şeylerle ilgili yani..