Muazzam bir piyes!
Wilde, eserinde dönemin ahlaki bunalımlarını ve çalkantılarını, kadın-erkek ilişkilerini, toplumun cinsiyete yönelik bakış açısını, aşk ve evlilik mevzusunu, zengin-yoksul arasındaki belirgin yargıları satirik bir anlayışla çarpıcı bir biçimde ele alıyor. Bununla birlikte kitabın en mühim konusu ahlak üzerine kurulu.
Dönemin ahlak anlayışı kadınlar ve erkekler için apayrı anlamlar ifade ediyor ve genellikle erkek cinsiyetinin lehine olacak şekilde biçimlendirilmiş bir ahlak anlayışı sergileniyor ve buna bağlı olarak kadının ikinci sınıf olduğu, adillikten uzak bir toplum yapısı ön plana çıkıyor.
Tam da bu noktada Wilde, düşüncelerini Hester karakteri ile ortaya koyuyor.
"Bir adam ve kadın günah işlediyse bırakın ikisi de çöle sürülsün." (syf. 39)
"Erkekler için başka kadınlar için başka bir yasanız olmasın." (syf. 39)
"Kadınlara karşı adil değilsiniz. Kadın için utanç kaynağı olanı erkek için de alçaklık addedene kadar asla adil olamayacaksınız." (syf. 40)
Dolayısıyla karakterler arasında karşılıklı ahlaki tartışmalar olması gerektiği gibi, kadınlar lehine çarpıcı bir ivme kazanmış oluyor.
Benzer bir bakış açısıyla, ortak bir yargıda buluşan ve hemen hemen aynı dönemde yaşayan Wilde’ da tıpkı V. Wolf gibi toplumdaki ahlak, namus, ar, edep, haysiyet gibi insani kavramların yalnızca kadınlara atfedilmesinden muzdarip. Nitekim ahlaktan bahsederken genelde başlıca cinsiyet kaynağımız kadınlar oluyor! Wilde bu mutad algıya karşı müthiş bir mukavemet örneği gösteriyor ve belki de bu yüzden dönemin önde gelen, farklı, çarpıcı, içten şahsiyetlerinden biri oluyor.
Yazar, yine muayyen aralıklarla, fasılasız bir biçimde karakterler arasında son derece beğendiğim söz dokundurma yoluna başvuruyor ve aynı anlayışı, kitabın sonunda kahramanlar arasındaki söz oyununda da gösteriyor. Kitaba fevkalede bir son vererek, nihayetinde "önemsiz bir kadın" olarak başlattığı perdeyi "önemsiz bir adam" olarak bitiriyor! İnanılmaz etkileyici, muazzam!