“Dünyada fazla akşam yemeği yok:
sen bilirsin bunu;
en lezzetli tavuklar da porselen tabaklarda,
kalın cam kapaklar altında korunurlar,” der #carlosdrummonddeandrade
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Prag’a kaçan bir esir Utz.
Ama onu farklı kılan da bu esareti zaten.
Varlıklı bir aileden gelir Alman asıllı Kaspar Joachim Utz.
Meissen porseleni koleksiyoncusudur ve iki odalı dairesinde binden fazla parçadan oluşan değerli hazinesiyle ikamet eder.
Stalin döneminde koruyup genişlettiği koleksiyonu, rejim tarafından devlet müzelerine aktarılmak istenir.
Ölümüne dek hazinesine dokunulmaması konusunda yetkililerle uzlaşmasına ve her yıl ülkeden bir kez ayrılmasına müsaade edilmesine ve dahi her seferinde kaçıp gitmeyi düşünmesine rağmen, porselenlerini yanında götürmesine izin verilmediği için bumerang gibi geri döner gözü gibi baktığı porselenlerine.
Bu yüzden de ömrünün sonuna dek hem komünist devletin hem de koleksiyonunun tutsağı olarak yaşar.
Ana fikir : “Bağlan ama bağımlı olma.”
Ana fikrin baba fikri : “Her çeşit bağımlılık, ruhsal kölelik getirir.” / Grigory Petrov
Utz