·647 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Haziran 2024 16:56 1830’da yayımlanan ve Türkçeye ilk kez 1941’de çevrilen Kırmızı ve Siyah, dünya edebiyatının en büyük, en güçlü gerçekçi yazarlarından biri olan Fransız romancı Stendhal’in başyapıtıdır.
Stendhal hayattayken eserleri pek ilgi görmemiş. Ancak ölümünden iki yıl sonra unutulmasın diye arkadaşlarının kitaplarını yeniden bastırması ile gündeme gelmiş. Zamanın eleştirmenlerinden övgüler alsa da yine okurların ilgisini çekmemiş. Ancak 20. Yüzyılın başında okunup, sevilmeye başlamış. Emile Zola onu doğalcılık akımının babası saymış, Andre Gide psikolojik romanın yaratıcısı olarak nitelemiş. Romanı “sokağa tutulmuş bir ayna” olarak niteleyen Stendahl’ın eserleri gerçekçiliğin ilk, en önemli ve güçlü örnekleridir.
Stendhal için 19.yüzyıl Fransız edebiyatını saran romantik gerçekçiliğin en ilerici görüşlere sahip yazarı da diyebiliriz .
Kitap adını, ordunun kırmızı giysilerinden ve ruhban sınıfının siyah cüppelerinden alır, o dönemde kırmızı renk devrim ve imparatorluğu siyah ise kiliseyi temsil etmekteydi.
Kırmızı ve Siyah, Restorasyon Fransa'sını anlatır. Roman, Napolyon’un Waterloo’da yenilmesinden sonra başlayıp, 1830'lara kadar uzanan dönemi kapsar. O yılların temel özelliği, Fransız Devrimi’nin kazanımlarının ortadan kaldırılmasıdır.
Kırmızı ve Siyahın kaynağı gerçek hayata dayanır, Stendhal bir gazetede okuduğu bir olayı romanının konusu yapar. Bu olay Berthet olayıdır. Olayı araştırdım, Kırmızı ve Siyah'la birebir örtüştüğünü farkettim. Kitapla ilgili ipucu vermemek için detaylı yazamıyorum. Ancak romanın tek kaynağı Berthet olayı değildir yine aynı devirde yaşanmış olan Laforgue olayı da Stendhal'ın romanına kaynak olmuştur.
Ancak bütün bu gerçek hayata dayalı kaynaklara rağmen Kırmızı Ve Siyah bir anahtar romanı olarak kabul edilmemeli. Az önce sözünü ettiğim olaylar Stendhal'ın ramanı için yalnızca bir hareket noktası olmuştur.
Kırmızı ve Siyah, taşradan kente yapılan, avam sınıftan burjuvaziye yükselişin anlatıldığı ve en önemlisi de masumiyetin öldürüldüğü bir yolculuktur. Kitabın başında ve sonunda aynı karakterden bahsetmek mümkün değildir çünkü aşık olmak bir insanın başına gelebilecek ya en güzel şeydir ya da en büyük felakettir. Her halükarda onu değiştirmemesi beklenemez.
Roman iki kısımdan oluşuyor. İlk kısım da Belediye Başkanının eşi ile yakınlaşan karakter çok sevmesine rağmen hırsları uğruna oradan ayrılır ve ikinci kısım da Mathilde ile tanışır. Bayan Renal ne kadar anlayışlı içten bir kimse ise Mathilde de o kadar şımarık bir kızdır. Sırf alt tabaka bir kimse olduğu için kız sürekli kendisine kızar ve Julien ‘i aşağılayarak ondan uzaklaşır Julien çok acı çekse de daha sonra kuralları öğrenmeye başlar. O kadar çok plan program yapar ki nasıl davranması gerektiği, nerede olması, ne giydiği her şey programlıdır. Asla içinden geldiği gibi davranamaz, çok fazla acı çeker ama istediğini alır. Açıkçası romantizmin o büyülü dünyasından ziyade gerçeklik daha göze çarpıyor diyebilirim.
Kitap boyunca göze çarpan en büyük unsur sınıf farkıydı. Alt tabakaya ait olan Julien Sorel kendisini sürekli küçük görür ve en küçük sözden bile alınan bir kişiliği vardır bunun içinde üst sınıfta yer alabilmek için o dönemin en saygın mesleğini yapar. Rahip olmayı seçer eğer Napolyon döneminde olsaydı o zaman da subay olmayı istediğini görüyoruz. Sürekli bir yükselme hırsı olduğu dikkat çekiyor.
Karakterlerin psikolojilerini çok iyi yansıtan yazar bize insanı anlatmış resmen. Ruh halinde çok fazla dalgalanmalar yaşayan bu üç karakter de görüyoruz ki bir konu da ne kadar çok düşünürsek o kadar fazla sorun karşımıza çıkıyor.
Kitapta her bölümün başında epigraf olması ise içerik hakkında ipucu veriyor ve kitaba hoş bir hava katmış. Çok uzun ve karmaşık cümleler yok genel olarak basit ve etkileyici cümleler mevcut bu durum da Stendhal'ın en büyük özelliklerinden birisidir diyebilirim. En eksik bulduğum kısım Julien'in yaşadığı aşkların bize geçmemesiydi. Bir çok kaynakta kitabın aşk romanları arasında görülmesi beklentilerinizi farklı tarafa çekebilir ancak okuduğunuzda fikriniz değişebilir.
Romanın başlığı da oldukça anlamlıdır. Stendhal önce romanına Julien adını verir. Julien adından vazgeçip, romanına Kırmızı ve Siyah adını vermesi boşuna değildir. Bu, romanın esas konusunun Julien'in hayat hikayesi olmadığını, asıl konunun Kırmızı ve Siyah renklerin temsil ettiği toplum olduğunu gösterir.
Keyifli okumalar...