Doğa ile savaşmak farkında olmasak da en zorlandıklarımız arasındadır. Geçmişten günümüze kadar doğa ile farklı şekillerde savaştık. Deprem, fırtına, yangın gibi doğa olaylarını görebildik ama gerçek soğuğu sayılı kişiler görmüştür.
Bu kitabı okurken soğuğu iliklerime kadar hissedebildim. Jack London yine o harikulade üslubuyla bana soğuğu, ıssızlığı ve donmanın sonucu gelen çaresizliği hissettirebildi.
Kitap üç bölümden oluşuyor. İki bölümün Ateş Yakmak de sayfaları çevirirken 'Ben bunu okumamış mıydım?' diye kontrol edeceksiniz. Aralarında fark yok denilecek kadar benzer başlayan hikayeler farklı şekillerde bitiyor. Aynı kitapta aynı başlayan hikayeleri okuyup farklı sonuçları gözlemleyebilmek farklı bir duygu. Ama sıkıcı gelebilir mi? Evet. Dağrusu benim için öyle oldu. Ve puanlamada 7 vermemin sebeplerinden biri de bu.
Kitabın içinde beni çok etkileyen bir konu oldu. Ölüm! Ölümün geleceğini bile bile bunu karşılayabilmek zor olsa gerek. İlk bölümdeki adamın ölüme karşı olan tepkisine kızdım. Ölüm gibi bir gerçek için bu kadar basit bir tepki beni kızdırdı. Ve çaresizlik, ne yapacağını bilmeme hissi. Jack London bunları da üç bölümde farklı şekillerde önümüze serdi.
Kitabı bu övmelerimden sonra söyleyeceklerim sövgü olarak kalacak. Kitapta aynı duyguları farklı şekillerde işlemek etkileyici olsa da benim kafamı karıştırdı ve bunun sonucu kitaptan edebi hazzı alamadım. Aynı zamanda bölümlerin kısa olmasıyla birlikte benzer konudan bahsediyor olmaları canımı sıktı.
Bu sövgülere rağmen kitaba 7 puan vermem dilin akıcı olması ve Jack London'a olan hayranlığım.
Bu kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. İyi okumalar diliyorum herkese.