Puan vermedi·104 syf.····Okunma: 28 Nisan 2024 17:08 19. yüzyılda Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan toplumu ikiye ayırmak mümkündür; Uyuyanlar ve Uyandırmaya Çalışanlar. Ali Suavi, ikinci kısmın mühim bir temsilcisidir. Namık Kemal gibi isimlerle vakti zamanında bir olmuş bu isim, birçok kesim tarafından "ilk Türkçü" olarak atfedilir.
Çankaya ve Zeytindağı gibi ardında kıymetli eserler bırakmış Falih Rıfkı Atay, "Ali Suavi; Baş veren İnkılapçı" adlı 72 sayfalık eserinde kıymet verdiği bu ismi gerek hayat hikayesiyle gerek yaptıkları ve eleştirildiği kısımlarıyla aktarmış, bu eleştirilere yönelik kendi eleştirilerine de yer vermiştir. İlaveten, yaşamış olduğu 1950'li yıllara ve öncesine de atıflar da bulunmuş ve dönemlerin insanlarını kıyaslamıştır.
Kendisinin Ali Suavi'ye dair görüşlerinin veyahut genele yaptığı eleştirilerin, haklılığı pek tabii eleştiriye açıktır; Buna dayanarak söylemek mümkündür ki kendisinin Ali Suavi'ye dair biraz fazla "iyiyi görme" hali vardır. Ali Suavi'nin savundukları ve dile getirildiklerinin de doğruluğu/haklılığı elbette ki tartışmaya açıktır. Örneğin, Ali Suavi'nin kurtuluş olarak Sultan V. Murad'ı tahta çıkarma isteği ne kadar doğrudur? Ancak bu demek değil ki Ali Suavi'nin basının kuvvetini ve anlamını savunması, haksızlığa ses çıkarması ve uyandırmaya teşviki yabana atılmalıdır. Yaşadığı yıllara dair yorumları, eleştirileri elbette ki dikkate alınmalıdır.
Kitaba başlamadan evvel mutlaka Ali Suavi'nin biyografisine bakılmalı ve şahsi fikrimce dönemin akışına dair çok derin olmasa da bir bilgi sahibi olunmalıdır. Çünkü Atay'ın kaleminde, olay akışını bilmeyen birine göre zaman belirtimi pek iyi değil. Bence yayınevi tarafından da kitapta bir olaydan diğerine geçerken en azından boşluklar bırakılmalı ve okuyucuya akışı takip edecek ve soluklanması için kolaylık tanınmalıydı. Gazete yazılarının birleştirilmesi ile oluşan kitabın içine -şart değil tabii- gazeteden fotoğraflar, V. Murad ve Ali Suavi'nin bizzat kendisinin fotoğrafı konulabilirdi.
Gazetecilik ve müdürlük gibi işler yapmış ve "Çırağan Vakası" olarak adlandırılan kendisinin başını çektiği isyanda öldürülen Ali Suavi'ye dair bir görüş elde etmek adına bu eseri okumanızı tavsiye ederiz.