Bitip tükeneceği yok sevinçlerinin...
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2024 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2024 15:17
Türk Edebiyatının Köy Enstitülü en başarılı yazarlarından biri olan Fakir Baykurt. Biz genelde yazarımızı Irazca üçlemesi (Yılanların Öcü, Irazca'nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı) ile biliyoruz. Onuncu Köy, sosyalist bir ideolojiye sahip yazar için otobiyografik izler taşımaktadır, buna uygun bir şekilde yazarın doğduğu Burdur, mekansal öge olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendisi de öğretmen olan Fakir Baykurt bu romanını sosyal gerçekçilik anlayışı ile yazmış olup henüz o yıllarda kapatılmış olan Köy Enstitüleri mezunu öğretmenlerin horlanması sorununu da içermektedir. Durana' nın kızı Asiye'yi okula göndermek istememesiyle başlayan roman, bir köy öğretmeninin mevcut zihniyeti değiştirme konusundaki mücadelesini konu almaktadır. Bu konudaki asıl sorun, karma eğitim anlayışıdır Durana' ya göre . Gerçekten Durana oğlunu okula göndermesine rağmen kızını okula göndermeye yanaşmaz; böylece esas karşı olduğu konu eğitim değil, karma eğitim olarak karşımıza çıkar. Romanda eğitim sorunlarının yanı sıra, yozlaşmış düzen, rüşvet, yolsuzluk gibi birçok sosyal ve politik sorun romanda ele alınmaktadır. Romanın baş kahramanı olan öğretmen, yalnızca okuma-yazma öğretmenin ötesinde, köyü eğitme gibi bir misyona da sahiptir. Bu da dönemin Köy Enstitüsü öğretmenlerinin genel bir özelliği olarak görülmektedir. Köy enstitüsü mezunu öğretmenlerin görevi sadece çocukları eğitmek değil: Öğretmenler, köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. Öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti. Kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. Romanda ayrıca hükûmetin öğretmene karşı tavırları, Demokrat Parti Döneminin Köy Enstitüsü öğretmenlerine karşı olumsuz tavrını da aktarmaktadır. Mevcut düzenin değişmesinden rahatsızlık duyan büyük toprak sahiplerine daha yakın duran hükûmet, ögretmenin köylüyü eğitmesini ve bilinçlendirmesini istemez. Velhasıl roman bir köy öğretmeninin mevcut zihniyeti değiştirme konusundaki mücadelesini konu almaktadır. Gelin görün ki, bu uğurdaki mücadelesi çetin geçer öğretmenin. Verdiği savaşta köylüyü yanına alıp, haksızlığın, yolsuzluğun karşısında durdukça, doğruları söyledikçe yerinden edilir. Dahası, çok sevdiği mesleğinden. Fakir Baykurt bu romanında, bir köy öğretmeninin yobazlığa, yolsuzluğu, bağnazlığa karşı devrimci direnişinin ışığında eğitim sorunlarına ve bürokrasinin o kayırmacı yaklaşımına değiniyor. Roman ile ilgili naçizane eksik kalan yanların olduğunu düşünüyorum. Öğretmenimiz idealist bir köy öğretmeni ,tamam amenna. Ama bu kadar çabuk pes etmemeliydi, daha da bir mücadeleye dayalı bir serüvene sürüklenmeliydi yazar tarafından. Son gittiği köy olan Yaşarköy , namı diğer Onuncu Köy'deki olaylar oldu bittiye getirilmiş , daha bir detaylı daha bir hikaye edici bir şekilde verilebilirdi. Fakir Baykurt 'un kaleminden damlayan mürekkebe, üslubuna ,diline, dilinin yapaylık rüzgarına kapılmadan gelen o sade ve basitliğine, seçtiği konunun mükemmelliğine, kurgusuna, olayın akışına diyecek hiçbir sözüm yok. İyi ki bir Fakir Baykurt geçti bu dünyadan. Çok nahif bir eser geçti elimden, okuyun okutun tüm eserlerini. Ama öncelikle Eşekli Kütüphaneci 'yi. ALINTILAMALAR: --Kız evladı gülden naziktir. --Hayırlı kuşlardan hangisi bize yakın uçtu bugünce... --Kalplerindeki merhameti ayağa kaldır. --Ne faydan var senin dünyaya? Ha varlığın, ha yokluğun! Kalabalık etme bari!.. --Bizim insanımız anlaşılmaz bir davadır. İyiyi bırakır kötüye koşar. Onduğu yerden gece kaçar. --Ben sizin kadar karamsar değilim. Ben niye karamsar oluyormuşum . Ben dunyayi ayna billur gibi pırıl pırıl görenlerdenim. Biliyorum bu günlerimiz biraz zor ama yarınlar tüm bizim. --Şair taş var köpek yok. Köpek var taş yok. Taş da var köpek de var. Sıkıysa at taşı köpek kralın köpeği diyor. Fıkra yazarı gerektiğinde kralın köpeğine taş atabilecek insanlar yetiştirelim. Eğitim sistemimizi ona göre ayarlayalım diyor. --Bu dünya bir acayip gemi. Akıl yelkeni, fikir dümeni. Kullan gemini göreyim seni... --Öğretmen demek, lamba demek! Öğretmenler Türkiye'nin güneşi. Maarifsiz bir millet payidar olamaz...
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,548 okunma
··
775 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.