Duygusuz bir psikopat mı yoksa kişiliksiz bir ruh mu?
7/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 19:26
Merhamet, acıma, insanlık... Dünyaya güzel duyguları yitik bir çocuğun gözünden bakıyoruz. Üstelik baktığımız dünya da pisliklerle dolu. Sokakların adları kötülük ve çaresizlik kokarken yoldaşlık ettiğimiz arkadaşlarımız savunmasız insanlara acı çektirmekten zevk alan birer sadist. Tıpkı bizim gibi. Solumuzda acıdan beslenen bir boşluk hüküm sürüyor. Ellerimizde seçtiğimiz hayatın kanlı izlerini taşıyoruz. Kadına, çocuğa, yaşlıya vuruyor, sövüyor, taciz ediyoruz. Hiçbirinden pişmanlık duymuyoruz. Çünkü bu doğamızda var. Burası bizim eğlence parkımız, acımasız eğlenceler durağımız. Peki seçimimiz olmayan bir iyiliği yapmaya mecbur bırakılırsak? İşte tüm mesele bu. İrademiz olmazsa insanlıktan söz edilebilir mi? Kötü bir insan olmak seçimimizken, iyi bir insan olmak mecburiyetimiz olduğu için iyi davranırsak bize iyi bir insan denilebilir mi? Pavlovun köpeğine uygulanan klasik koşullanma deneyini bilirsiniz. Et, salya koşulsuz tepki, et, zil, salya koşulsuz tepki, her zil sesinde verilen et sonucu zil sesi koşullu uyarıcı olursa köpek her zil sesinde salya tepkisini gösterir. Peki bu deneyin bir benzeri insana uygulanırsa? Seçim yapabilmek kişilik gerektirir. Seçimsiz bir iyilik, iyilik değil mecburiyettir. Kötülük çanları içimizde çalarken korkunun zindanından kaçmak için iyiliğe tutunmak iki yüzlülüktür. İki yüzlü bir iyilik, kötülüğün korkak gölgesidir. Bu durumda bize hakaret eden, şiddet gösteren bir insana şiddetle mi karşılık vermeliyiz yoksa susmalı ve ayaklarına mı kapanmalıyız? İyi olmak bizim seçimimizse eğer şiddeti de seçmeyiz yalvarmayı da. Şiddeti seçmeyiz çünkü biliriz şiddet şiddetle yok edilmez. Sadece uygulanacak şiddetin dozunu arttırır. Yalvarmayı seçmeyiz çünkü biliriz kötülüğü seçmiş bir insan için o yalvarmaları duymak uygulayacağı şiddetten duyacağı zevki arttırır. İki yüzlü bir iyiliğe mahkumsak yalvarırız, ayaklarına kapanırız. Yetmedi sol yanağımıza vurursa, vurması için sağ yanağımızı çeviririz. O halde kendi seçtiğimiz kötülüğe teslim olup masum insanlara acı vermek mi daha iyidir yoksa içimizdeki kötülük savaş naraları atarken sırf mecburiyetten sahte bir iyiliği seçmek mi daha iyidir? Bana kalırsa ikisi de kötüdür. Aydınlık olmadan karanlık olmaz. Her şey zıttıyla var olmuştur. Asıl mesele kendini zıtlıklarınla kabul etmektir. Mutlak iyi bir insan yaşamda acıdan başka tutunacak bir dal bulamaz. Yaşamın acısı onu tüketince de intihar eder. Mutlak kötü bir insan yaşama savaş açarak yaşar. Yaşamla savaşmaktan yorulunca da yakalanır. Bedeni, yasaların ona biçtiği hapishanede değil zevklerinden mahrum olmanın ruhunda yarattığı hapishanede çürür. İnsan olmak içinde iyiyi de kötüyü de barındırdığını bilmek ve kendi seçimlerinle kendini inşa etmektir.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.