1062 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Anna Karenina: Gizli Dünyaların Su Yüzüne Çıkışı
Az çok kitabı araştıranlar, Dostoyevsky, Nabokov ve Faulkner gibi isimler başta olmak üzere bir çok yazar, eleştirmen ve düşünürün kitapla ilgili olumlu düşünceleri ile karşılaşacaklardır. Yazıldığı gerçekçi kurgu alanında başyapıtlardan biri olarak kabul edilen Anna Karenina kitabını bu kadar başarılı yapan nedir acaba? Anna Karenina bir aşk hikayesi midir? Yoksa farklı bir mesajı var mıdır?

Tolstoy gibi bir yazarın kitabına sadece romantik bir aşk hikayesi demek, bir haksızlık olabilir. Alışık olmadığınız bir tarz ise, ilk başta kitabı takip etmek (hem olay zincirleri hem de bir çok farklı isimler sebebiyle) zor gibi görünebilir. Ancak olaylar aslında 7 kişinin hayatı çevresinde dönmektedir ve serbest bilinç akışı tekniğini mükemmel kullanışıyla Tolstoy bizi bir anda karakterlerin dünyasına alıverir. O insan olursunuz, dışarıdan duysanız belki de yargılayacağınız ama aslında tamamen insancıl olan duyguları bir anda siz de hisseder, anlar, tadarsınız. Kendinizi bıraktığınızda birden bir çok farklı bünyede var olmaya başlarsınız. Roman kendi akışında giderken birden karakterlerin okuyucuya dönmesi de ayrı bir tat katmıştır bu duygulara.

Anna Karenina'da verilmeye çalışılan mesaj tamamen aşk üçgenleri ve yanlış tercihlerin kötü sonuçları değildir bana göre. Tolstoy'un romanı yazarkenki hayat çizgisine baktığımızda, aslında hayatında aradığı anlamı kitabına ve karakterlerine ne kadar güzel yansıttığını görebiliriz (Levin karakteriyle özdeşleştirdiği söylenmektedir kendisini). Tolstoy'u bu kitabında diğer yazarlardan ayıran, mükemmel karakter analizleri ve iç monolog tekniği dışında zaman kavramını roman boyunca hiç kaçırmaması ve dönemin gerçek olaylarıyla birebir gitmesidir.

(Bundan sonraki bölüm spoiler içermektedir.) Anna, sosyeteye ait, kendisinden 20 yaş büyük bir adamla öyle gerektiği için evlenmiş ve bir oğlu ile ailesinde alışılagelmiş mutluluğunda yaşarken Vronsky'nin hayatına girmesiyle yaşamı tamamen farklı bir boyut kazanır. Vronsky ile bu evli kadının aşklarını izlerken, bir yandan da Kiti ile Levin'in masum ve mutlu ilişkilerine tanık olmaktayız. Romana yüzeysel baktığımızda Anna'nın kötü sonunu, Levin ile Kiti'nin ise mutluluklarını yapılan kötülüğün bedeli olarak yorumlamak mümkün gibi görünebilir. Oysa ki bence olay bu basit açıklamanın çok ötesindedir. Dürüstlük, namus, ahlak, ruhsal ve bedensel aşk ve sevgi kavramlarını çok daha derin analizleriyle o toplumsal yapı içinde ustalıkla veren Tolstoy'a böyle bir yorum yapmak çok basit kalacaktır.

İki beden arasındaki aşktan öteye geçerek, cinsellik, ruhsal bağlılık ve özellikle sonlara doğru metafizik bir aşk anlayışını birleştiren ve açıklamaya çalışan roman, özellikle bu gibi analizleri sevenler için kesinlikle okunması gereken bir başyapıttır. Ahlak ve yargılama, metafizik dünyayı sorgulama, kapalı kapılar ardına atılan duyguları ve insani ihtiyaçları anlama üzerine kafa yormak istiyorsanız, bu denize balıklama atlayın derim..