Gönderi

Puan vermedi·88 syf.··
2024 27. kitabı
Nihan Eren, yeni tanıştığım bir yazar . "Nefeshane" öykü türünde bir eser. Bu eserde, kahramanlar kendi dünyalarını iç sesleri ve monologlar aracılığıyla aktarıyorlar. Paylaşılan duygulardan ziyade, karakterlerin iç dünyalarının anlatımıyla olaylara ve kahramanlara hakim oluyorsunuz. Karakterler arasındaki diyaloglardan çok, bireylerin içsel düşünceleri ve duygusal tepkileri üzerinden hikayeler şekilleniyor. Özellikle duygusal karşılıklar, bir kişinin penceresinden göründüğü gibi sunuluyor; daha sonra aynı olayı karşı tarafın penceresinden görerek anlamaya çalışıyorsunuz. Bu öyküler, bazen birbirinin devamı niteliğinde gibi hissettiriyor ya da öyle bir dünya sunuyor ki herkes kendi perspektifinden haklı bir konumda bulunuyor. Bu haklılık, karşı tarafı haksız bir konuma oturtmuyor. Ancak, karşı tarafın bakış açısından dinlediğinizde onların da ne kadar haklı olduğunu görüyorsunuz. Yazar, aslında birçok insanın iç dünyasına tercüman olmuş. Herkes, kendi dünyasında haklılık payını korumak ve bu tahta çıkmak için uğraşıyor. Yaşamak, bir görev gibi düşünülüyor ve bu görevde herkes kendi rolünü en ince ayrıntısına kadar yapmaya, gerçekleştirmeye çalışıyor. Eserin adı "Nefeshane" olarak tesadüfi seçilmemiş. Her hikayede "nefes" kavramı çok vurgulanmış. Bazen kaçarken, bazen haklı olurken, bazen haksız olurken, bazen yaşam mücadelesi verirken her birinde nefes kavramı ayrı ayrı anlamlandırılmış. Nefes, burada hem fiziksel hem de metaforik anlamda kullanılmış ve yazar, okuyucunun bu kavram üzerinden hikayeyi, yaşamı ve örgüyü fark etmesini istiyor. Karakterler, birbirlerinin dünyalarına giremiyorlar; birbirleriyle konuşmadıkları için de birbirlerini anlayamıyorlar. Empati eksikliği burada belirgin bir tema olarak öne çıkıyor. Herkes, kendi dünyasında yaşadığı için ve kendi haklılık payında ısrar ettiği için karşı tarafı anlamaya çalışmıyor. Bu da hikayelerin birçok noktasında karakterlerin yalnızlık ve içsel çatışmalarını derinleştiriyor. Haksızlığa uğradıklarını düşündükleri anlarda bile, bu duygularını paylaşmadıkları için içlerinde kalıyor ve yarım kalıyor. Hikayelerdeki ortak temalardan biri de ölüm. Bir yerde, hastalıkla lime lime olmuş, gerçekten her bir tarafı çürüyerek acı çekerek ölen bir babayı görüyoruz. Başka bir hikayede, bir kaza sonucunda ölen bir gencin trajedisini okuyoruz. Bir başka öyküde ise yeni doğan bir bebeğin hayata tutunamayıp ölüşünü izliyoruz. Ölüm, bazen zihinsel bir olgu olarak da karşımıza çıkıyor. Yazar, ölümü bazen bir isyan olarak, bazen de sessiz bir kabulleniş olarak sunuyor. Yaşamın içindeki doğal bir gerçeklik olarak yanı başımızda duruyor. Nihan Eren, "çizik" metaforunu birkaç hikayede kullanıyor. Bu, hatırda kalmak, iz bırakmak anlamına geliyor. Yazar, bize, bazı şeylerin geçse bile izlerinin kaldığını, dolayısıyla gerçekten geçmediğini düşündürtmek istiyor. Nihan Eren’in "Nefeshane" adlı eseri, içsel monologlarla ve derin duygusal analizlerle zenginleştirilmiş. Her karakterin kendi penceresinden haklı olduğunu düşünmesi, empati eksikliği, nefes ve ölüm gibi temalar üzerinden okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor. Yazar, herkesin kendi dünyasında yaşadığı içsel mücadeleleri ve haklılık arayışlarını ustalıkla işleyerek, okuyucuyu karakterlerin dünyalarına davet ediyor.
NefeshaneB. Nihan Eren · Yapı Kredi Yayınları · 2023157 okunma
·
139 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emel
Gönderi Sahibi
edebiyathaber.net/nihan-eren-bana... Eseriyle ilgili kendi yorumu.