Zamanlara ve mekânlara kendimizi azar azar pay ederek tüketiyor muyuz?” dedim onun bu cümlesine karşılık. “Vaktin evladı olmak, kendini farklı vakitlere pay etmeden yekpare bir anın içinde öylece kalmak mıdır esasında?
Fatma Barbarosoğlu
“İnsan her anı doldurmaya, her boşluğu inşa etmeye kalkmamalı.”
Boş kalan anlar, belki de daha verimli olsun diye nadasa bıraktığımız tarlalar gibidir.
Zamanın zekâtı, belki de sadece olduğun yerde “var olarak” verilebilen bir şeydir.
Fatma Barbarosoğlu
Bazen insanın dışı susarken içi konuşur. Öyle bir konuşur ki muhatabınızın bu iç sesleri, birbirini bastırmaya çalışan farklı frekansları duyduğunu zannederek endişeye kapılırsınız. Çoğunlukla insanın içi ile dışı bir kumaşın tersi ile yüzü gibidir. Ama bazen tersi de yüzü de aynı olan “temiz” kumaşlar, neresi düzü neresi tersi olduğu anlaşılmayan kilimler de çıkar karşınıza.
Neye yarardı ki güzellik? Güzel olmaya ihtiyacı mı var insanın! Güzel gözler değildi onun istediği, suyun dibinde de çok iyi gören gözler gerekiyordu ona.