Kullandığımız dil, zihnimizin sınırlarını çizen bir sınır kapısı mıdır yoksa yeni dünyalar inşa eden bir laboratuvar mı? Dilbilimciler uzun süre dilin sadece içsel düşünceleri dış dünyaya aktaran pasif bir ambalaj olduğunu savundular. Oysa bugün biliyoruz ki dil, düşüncenin sadece giysisi değil; onun ta kendisidir. Henüz kelimesini bulamadığımız bir duyguyu tam anlamıyla hissedemez, kavramlaştıramadığımız bir olguyu zihnimizde tam olarak var edemeyiz. Renk tonlarına tek bir isim veren bir kültürün insanı ile o tonların her birine ayrı adlar koyan bir kültürün insanı, aynı gökyüzüne baksalar da aslında tamamen farklı iki evreni deneyimlemektedir.