1000Kitap Logosu
Beyaz Gemi
Beyaz Gemi
Beyaz Gemi

Beyaz Gemi

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.4
10,5bin Kişi
41,8bin
Okunma
9,8bin
Beğeni
159bin
Gösterim
144 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 4 sa. 5 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Elips Kitap Yayınevi · Aralık 2015 · Karton kapak · 9786055994549
Diğer baskılar
Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanınının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkını içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile "tikip insan"ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikayelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal, hikaye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartalır, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü,psikolojisiyle, duyuş ve anlış tarzıyla, maddi manvi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır.
5 mağazanın 14 ürününün ortalama fiyatı: ₺8,38
8.4
10 üzerinden
10,5bin Puan · 1597 İnceleme
Mehmet Y.
Beyaz Gemi'yi inceledi.
168 syf.
Beyaz Gemi’yi Bir De Bu Yorumdan Sonra Düşününüz…
Eser, bir semboller şaheseridir. Bu nedenle evet, bir görünen tarafı ve anlatımı vardır ama bir de semboller üzerine kurulmuş bir iç anlatımı vardır. Bu yazım şekli Aytmatov’un dehasını ve ustalığını gösterir. Nitekim diktatörlüklerde, baskıcı sistemlerde insanlar fikirlerini açıkça dile getiremedikleri için hep semboller kullanırlar. Bu bazen bir türkü olur bazen bir destan bazense bir tek kelime. Buna göre bir kere romanın adı bile bir mesaj taşır. Nedir? Ak Keme/Beyaz Gemi. Beyaz, özgürlüğün rengidir. Beyaz Gemi’nin yazıldığı devlet ise her şeyin kızıl olduğu, bir totaliter sistemdedir. Ayrıca gemi ve göl kavramları ‘gidebilmeyi, sonsuzluğu’ çağrıştırır. Çocuğun adı yoktur. Çocuk, çocuktur. Bu anlamda hepimiz birer çocuk olabiliriz. Baskıcı rejimlerin ezip geçtiği, bir sayıdan ibaret gördüğü insanlardır çocuk. Nitekim Aytmatov yıllar sonra bir konferansında kendisini büyük bir ilgiyle dinleyen bir gencin söz alarak, ‘Beyaz Gemi’deki çocuk benim’ dediğini anlatır ve ekler, ‘Evet oydu ve hatta sadece o değildi…’ Romanın kötü kişisi Oruzkul’dur. Bu isim Kırgız Türklerinde kullanılmaz. Manası Rus’un kuludur. Yani Rus’a kul olan… Aytmatov, totaliter bir rejimde açıkça yazamayacağı bir şeyi böyle ifade etmiştir. Ruslara kul olan tipler Orozkul gibilerdir. Sarhoş, rüşvetçi, kötü kalpli, milli ve manevi değerleri olmayan, kaypak kişiler. Hatta şu mesajı da verir. Orozkul’un çocuğu olmaz, yani soyu kesiktir. Yani, komünist sistemin de evladı olmayacak, tükenecek. Mümin Dede ise Kırgız halkını temsil eder. İsimler tesadüf değildir. Mümin, inanan, inançlı demektir. Mümin Dede de, inançlı ve iyi bir insandır. Lakin güçsüzdür, değer görmez ve pasif iyidir. Bu nedenle Orozkul’un tahakkümünden kurtulamaz. Ancak torunuyla arasında bir kültür aktarımı vardır. Isık Göl’ü gördüm ben. Öyle küçük bir göl değil; bilakis bizim Marmara Denizinin yarısı kadar bir göl. Karşı kıyısının görülmediği yerleri çok. Kırgızlar için bir deniz adeta. İşte oradaki baba motifi de beklenen bir kahramanı işaret ediyor. Umudun ona bağlandığı ama aslında var olup olmadığını bilinmediği bir kahraman. En nihayetinde, ‘Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.’ diye başlıyordu kitap. Dediğim gibi bizzat Isık Göl'e gidip, romanın geçtiği yerleri gördüm. Gözlerim göldeki Beyaz Gemi'yi ve o isimsiz çocuğu aradı. Efsanelerle sarılmış, mükemmel bir dönem eleştirisi. Yaşasın çocuk...
Beyaz Gemi
8.4/10
· 41,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
178
1.703
okan.
Beyaz Gemi'yi inceledi.
168 syf.
·
2 günde
Bir kitap okuduğunuzda sizi yaşadığınız anılara, geçmişe götürüyorsa işte o kitap kaliteli kitaptır. Aytmatov'un Beyaz Gemi'sini okurken çocukluğunuzdan anıları hatırlayacaksınız. Size dünyanın farklı renklerde ve çeşit çeşit insanlarla dolu olduğunu da hatırlatacak. Okumaya başlayınca çabucak bitecektir ve aynı zamanda sonunda hüzünle karışık o duyguyu da tadacaksınız hiç şüphesiz.
Beyaz Gemi
8.4/10
· 41,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
110
168 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitabın sonlarında hüngür hüngür ağladım. Yedi sekiz yaşlarında adı verilmemiş bebekken annesi, babası tarafından terk edilip dedesine verilmiş kalbi iyilik dolu bir çocuk. Çocuk kalbinde derin yaralar var her günü Orozkul adlı eniştesinin çocuğu olmuyor diye eşini, yani çocuğun teyzesini dövmesiyle, küfürleriyle bağırışlarla sarhoşluklarıyla geçiyor. Bu yetmezmiş gibi üvey bir nine var dedesini her gün aşağılıyor çocuğu hiç sevmiyor hakaretlerin bini bin para. Çocuğun tek mutluluğu dedesinin anlattığı masallar masalların içinde en sevdiği Maral ana masalı ki bunun gerçekliğine dedesi sonuna kadar inandırıyor. Soylarının Maral ana soyundan geldiğini her türlü felaketlerden Maral ananın koruduğunu vs vs. Çocuk hayallerinde Maral anayı yavrularını görüyor onlarla konuşuyor sürekli dürbünü ile baktığı beyaz gemiye bir balık olarak yüzüp gitmek istediğini söylüyor çünkü o beyaz gemide babasının olduğunu düşünüp ben geldim baba oğlun geldi dediğini hayal ediyor. Bir gün dedesi çocuğa bir okul çantası alıyor çocuk çantasını yanından ayırmıyor dedesinin anlattığı masalları çantasına anlatıyor. Okula başlıyor at sırtında dedesi onu okula getirip götürüyor çocuk bunca mutsuzluk ortamında dürbünüyle, çantasıyla dedesinin anlattığı masallarıyla mutlu oluyor. Yüreği iyilik dolu oğlum Maral ana boynuzlarında bir beşik getir teyzemle orozkulun çocuğu olsun; teyzem dayak yemesin, dedem aşağılanmasın diye dualar ediyor. Çocuk bir gün hasta oluyor hasta yatarken dışarıda ziyafet; herkes sarhoş etler pişiriliyor gülüşler, kahkahalar dışarıda; bakıyor Maral ana vurulmuş onun etleri pişiriliyor. Orozkul boynuzlarını kırmaya çalışıyor çocuk yerinde mıhlanıyor kalıyor o boynuzların arasında beşik getirecekti nasıl kıydınız diye iç hesaplaşma yaşıyor üzüntüsü mide bulantısı baş dönmesi eşliğinde sürüyor. Dedesi sarhoş yatıyor ilk defa dedesini o halde gören çocuk yalvarıyor dede kalk evimize gidelim dedesi mırıldanıyor kalkamıyor. Çocuk kendisini sulara bırakıp balık olmam lazım diyerek sularda boğuluyor. Sonu böyle mi olmalıydı diye çok düşündüm hep iyiler mi kaybeder olan hep çocuklara mı olur diye çok düşündüm. Küçücük çocuk iyiliğinden bir şey kaybetmedi merhametini yitirmedi koskoca insanlar pasifliğinden kötülüklerinden kibirlerinden ödün vermedi. Cengiz Aytmatov bu kitabında hüzün dolu satırları ile kalbime oklar sapladı. Çok etkilendim uzun süre etkisinden çıkamayacağım kesin. Ve şunu düşünmeden de edemedim çocuklara anlatılan masallar, efsaneler hikayeler çocuk kalplerinde ne fırtınalar koparıyor ne farklı dünyalar inşa ediyor dikkatli olmak lazım. Bir taraftan çocukları olmayan aile; ailesi olmayan bir çocuğa anne baba olamıyor anne baba olmayı geçtim insan olamıyor. Mümin dede keşke bu kadar pasif olmasaydın keşke iyiliğin kadar cesaretinde olsaydı ah bu keşkeler ah güzel çocuğum içimi acıttın. Beyaz gemi kitabını çok irdeledim adeta suyunu sıktım üzerinde çok düşündüm bir anne ne kadar zor şartlarda olursa olsun yavrusunu nasıl bırakır? Nasıl yıllarca aramaz sormaz aynı şekilde bir baba. Bir taraftan çocukları olmuyor diye insanlıktan çıkmış kişiler. Bir tarafta iyi mi iyi ama pasif bir dede. Bir tarafta ağzı lağım olan kötü bir nine. Zavallı bir çocuk dedenin aşağılanmalarını okudukça hem çok kızdım hemde çok üzüldüm. Kızdım çünkü bir insan ne kadar çaresiz olursa olsun kendisini bu kadar aşağılatamaz bu duruma zemin hazırlayamaz. Ya ne taraftan bakarsak bakalım her perspektif farklı duygular oluşturuyor. Bu kitap duyguların ağırlığı altında ezdi beni. Sürekli git gellerde kaldım duygudan duyguya geçtim. Gülcemal karakteri, seydahmet karakteri mutlu mu? Mutsuz mu? Çözemedim. Çok öne çıkmayan duygu analizleri ile ikisinin ortasına yerleştirdim. Bu çocuğun acılar çekerek yarı tok yarı aç sevgisiz yaşamasına böyle acı bir sona kim izin verdi bunun mimarı kim? Bu çocuğun Sonu böyle olmamalıydı. Çocuk bir yurda yerleştirilemez miydi? O zaman kitapta verilmek istenen mesaj farklı olurdu. Bu kitap beni çok üzdü çok düşündürdü etkisinden çıkamıyorum. Adı bilinmeyen bu çocuğa ben Güçlü ismini koydum. Güçlü bir çocuktu altın gibi bir kalbi vardı. Büyüklerin koşuşmuş hayatı onu yok etti. Hep çocuk kaldı ve balık oldu gitti.
Beyaz Gemi
8.4/10
· 41,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
101
YecBRO
Beyaz Gemi'yi inceledi.
168 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
En son umutlar ölür
Her tarafı ‘kızıl’ olan bir ülkeyi adında ‘beyaz’ geçen bir kitapla eleştirmek... Saf Cengiz Aytmatov kalitesi... Bilindiği üzere beyaz renk saflığı, temizliği temsil etmektedir. Bunun yanına bir de ‘gemi’ kelimesini ekler yazar. Bu gemi herkesin bir gün geleceğine inandığı o gemidir. İçinde ‘umut’ vardır. İşte daha kitabın kapağını açmadan Sovyet rejimini böyle eleştirir Aytmatov. Bozkırın ortasındaki bir coğrafyaya, bir grup insanın yaşamına konuk oluruz bu eserde. Fakirlik vardır, açlık vardır, sefalet vardır; totaliter rejimin baskısı vardır. Her şey bir çocuğun gözünden anlatılır. Bu çocuk kitabın baş karakteridir ama adı bile yoktur. Belki bu çocuk herkestir, temsil ettiği değerler vardır, bu yüzden adının bir önemi yoktur. Önemli olan yaşadıklarıdır. Çocuk dağın başındadır ama umutla o gemiyi bekler, oyuna çevirmiştir bunu, alır dürbününü uzun uzun geçmesini beklediği beyaz gemiyi izler. Çünkü beklediği bir şey vardır. Bunun dışında kitabın belirgin olarak bir iyi, bir kötü kişisi vardır. Kötü kişinin adı Orozkul’dur. İçkicidir, küfürbazdır, hiçbir işe yaramayan sürekli kötülük çıkaran bir adamdır. İsmi rastgele bir isim değildir. Manası Rus’a kul olan, kulluk eden anlamındadır. Bu kişi Aytmatov’un gözünde Sovyet rejimidir. İyi kişinin adı ise Mümin’dir. İnanan, inançlı anlamına gelir. İyiliksever bir insandır, sürekli Orozkul ile çatışma halindedir, çocuğu koruyup kollama görevini üstlenmiştir. Kitap yer yer destansı bir anlatıma da sahiptir. Mitolojik ögeler önemli bir yer tutar. ‘Maral Ana’ adındaki bir geyik başlıca işlenen bir konudur. Soyun buradan geldiğine inanılır ve kitapta bir bölümde bununla ilgili kısa bir hikaye anlatılır. Bunun dışında Aytmatov bozkırı, dağı, taşı, toprağı öyle bir anlatır ki kalemiyle yüreğini ısıtır insanın. Bulutlarda yürütür, gölde serinletir, dağın başında sessizce dinlendirir bizi. En çok umudu anlatır, pes etmemeyi, kaybetmemeyi, mücadeleyi aşılar bize. Kısa bir eserdir, roman diyemeyiz belki uzun öykü doğru bir tabir olabilir. Karakter gelişimleri tam oturmadan biter eser. Daha uzun olsun isterdim. Ayrıca kitabın sonunun birçok insanı pek mutlu etmeyeceğini düşünüyorum ancak son bölümde yazar bu durumla ilgili gelen eleştiriler için bir açıklama yapmış. Eğer Cengiz Aytmatov’dan daha önce hiç eser okumamışsanız bu eser uygundur. Ya da Toprak Ana’yla başlayabilirsiniz. Okuyunuz, okutunuz efendim.
Beyaz Gemi
8.4/10
· 41,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
68