Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 21 Haziran 2024 14:00 Spoiler İçerir!!!
Frankenstein ya da insanlığın gazabına uğramış yaradılıştan sevgi ve iyilik dolu talihsiz canlı.
Kitabın konusuna az çok hakimsinizdir belki. Ayakları yere basmayan, çocukça hevesleri için kadavralardan ve cesetlerden parça toplayarak yeni bir canlı yaratan bir adam var ve yarattığı canlının dış görünüşünden ötürü ondan nefret eder. Demezler mi “be adam sen bu canlıyı daha yaparken dış görünüşünden tiksinmedin de neden yaratınca mı tiksindin?” neyse, bilim insanı Frankenstein’a yakınmalarıma daha fazla yer vermek istemiyorum.
Bilim insanının yarınını düşünmeden yarattığı bu canlı büyük bir canavar niteliğinde desem abartmış olmam . Bu canavar insandan daha hızlı koşar, daha az besin tüketerek günlerce acıkmaz ve daha az yorulur kısacası biz insanoğlunun fiziki zaafiyetleri tolere edilmiş fiziki olarak üstüninsan diyebileceğimiz bir canlı.
Yaratıcısı Frankenstein’ı yarattığında o sevgi ve iyilik dolu bir canlıydı. Daha ilk gözlerini açtığı anda yaratıcısının ondan neden kaçtığını anlayamaz. Uzaklara kaçar. Orda insanoğluna karşı sevgi ve iyilik dolu hisleri devam eder. Zanneder ki onları severse ve iyilik yaparsa insanlar onun fiziksel farklılıklarını görmeyecek ve sadece sevgiden ve güzellikten oluşan bir ilişki kurulacak aralarında. Ama öyle olmaz. İnsanoğlunun kendinden olmayandan korktuğunu ve bu korkunun insanoğluna neler yaptırdığını çok çabuk fark eder.
İnsanoğluna ne kadar sevgiyle yaklaşırsa yaklaşsın karşılığında dayak ve kötü muamele gören canavarımız gerçekten canavarlaşır. İnsanları öldürmeye başlar ve bunu yaparken de aslında zevk alır gibi görünür. Lâkin öyle değildir. Kitabın sonlarına doğru hâlâ ilk günkü doğasını koruduğunu görürüz.
Velhasılı efendim, akıcı sürükleyici ve kurgusunu sevdiğim bir kitap olmanın yanı sıra insan doğuştan kötüdür argümanına zıt bir argüman üreterek bunu kurguyla da olsa kanıtladığı için Mary hanımefendiye teşekkürü borç bilirim. Işıklar içinde uyusun.