Zevciye Serakar, namıdiğer Zevcoş evinin bulunduğu Yeşil Nehir yoluna yöneldiği sırada başına geleceklerden habersizdi. Sıcak hava dalgasıyla beraber uğultulu sesin şiddetlenmesi korkunun da alevlenmesine sebep olmuştu. Ölüm artık kaçınılmazdı. Kadının göğsü sanki bir kuyu misali açılmış, içerisinden fışkıran kanlar katılaşmıştı.
"Ceset, ustaca bir cinayetten öte sahipsiz bir ritüel gibiydi. Katil bir nefes gibiydi sanki. Bir adımdan yakın, kilometrelerce uzak..."
Artova Kasabası'nda artık ölümün sessiz çığlığı hâkimdi. Çünkü bu cinayet ne ilk ne son olacaktı.
Gelelim benim yorumuma... Seri katilin psikolojisi detaylı bir şekilde analiz edilmişti. O nedenle psikolojik gerilim türünde başarılı bir eser okuduğumu söyleyebilirim. Cesetlerin nasıl işlendiğine dair ipucu olmaması oldukça gizemliydi. Mitolojik karaktere olan benzerlik olay örgüsünü kuvvetlendirirken karanlık bir hava da katmıştı. Ama okurken daha fazla gerilmek isterdim. Belki devam kitabı olursa bu beklentim de karşılanır.