Her insan az ya da çok durgun ya da dalgalı hüzünlü ya da sevinçli ve ismi kelimelere sığmayan daha bir çok duyguya; yaşadıkları, şahit oldukları sayesinde isteyerek ya da istemsiz ev sahipligi yapar. Nous bir insanın iç dünyasının ne kadar karmaşık ve yoğun olabileceğini gösteren hem betimlemeleri hem olay örgüsü ile ve yazarlara ait gelişen olaylara özel olarak yazılmış şiirleriyle özgünlük peşinde kendine ait bir çizgide yol almaya çalışan bir eser. Her okur mutlaka kendinden bir şeyler bulacaktır. Zaten eserin
en önemli iddialarından biri de budur. Sadece içerik değil finalinin de çokça konuşulması için kaleme alınmıştir. Arka kapak yazısının en sonunda da belirtildiği gibi eğer aşk üzerine bir alıntı yapılacaksa bu kitaptan yararlanılmazsa eksik kalacak.Oktay ÇakanNous
Okurumuzun paylaşımları
Bugün nasıl ifade edeceğimi bilmediğim Veysel Dağ ve @ooktaycakann kalemlerinden #nous ile geldim...
Zaman zaman elimden bırakmak zorunda kaldığım, sancısını iliklerimde hissettiğim bir okuma oldu. Az çok tanıyorsunuz beni, kitabı anlatmayı sevmiyorum, bende bıraktıkları daha mühim çünkü.
Hepiniz için öyle midir bilmiyorum ama benim en büyük düşmanım kendi iç sesimdir. Kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği kadar kendimi hırpalarım. Kimseye olmadığım kadar kendime acımasız olurum. Ana karakterimiz Ali Sadi, bana kendi sesimi anımsattı.
Acının şekli şemali olmaz ya hani, kimi acılar insanın canından can alır ya, aynen öyle işte. Onunla birlikte kayıplar verdim. Kimini toprağa, kimini bilmediğim meçhul yollara. Onunla birlikte kapattım kendimi hayata, sadece nefes almanın yaşamak olmadığının bilincine vararak. Kendimle kavga ettim, kitaplara sığındım, hesabını veremediğim ve kimseden hesap soramadığın geçmişin hayaline daldım, bilmem kaç kere öldüm... Sonra şu satırlara denk geldim; Ortada bir acı ve onu çekmesi gereken biri varsa bunu kendi yaşamalı, patlayan volkandan akan lavların içinde kalmalı, önce yanmalı, sonra taşlaşmalı. Ve varsa kudreti kırıp bedenini saran kayacı, küllerinden yeniden doğmalı...
Anladım... Önce kendisiyle olan hesabını kapatmalı insan. Önce kendi kabuğunu kırmalı. Diyor ya; "Hayal edilmiş bir anın gerçeğe dönüşmesi bir ömre bedeldir..." diye, önce hayal kurmalı...
Lakin Ali Sadi'nin gerçekleri benimkinden farklı. Onun yıllar öncesinden gelen çözmesi gereken bir sır, yüzleşmesi gereken gerçekler ve görmesi gereken henüz bitmeyen ölümler ve hayatını adadığı tertemiz ölümsüz, sevilmeyi ayrı sevmeyi ayrı kıskanacağınız bir aşk var. Ancak ondan sonra arınıp yeniden doğabilir.
2.okurumuzun paylaşımı
Psikolojik enkazın altında,
tam da yaşamın ipini çekecekken yazılmış bir intihar mektubuyla başlıyor kitabımız...
Ali Sadi yalnız yaşadığı, deniz manzaralı eski malikanesinden önce annesini sonra babasını ebediyete uğurlar. Hamileliği ne kadar riskli olsa da anne olma kararında inat eden annesi
Ali Sadi’yi dünyaya getirmesinden dakikalar sonra yaşamını kaybeder. Ardından babası bir kazada yaşamını yitirir ve pandemi döneminde de babaannesi dünyayı terk edince yalnızlığa mahkum olur. Tüm sevdikleri ölüp ebediyete göç edince Ali Sadi de sıklıkla ölümü ve intiharı düşünür.
Lokantada yemeğini beklediği bir gün, okuduğu gazetede bir psikoloğun 𝘮𝘰𝘥𝘦𝘳𝘯 𝘵𝘰𝘱𝘭𝘶𝘮𝘶𝘯 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯ı 𝘺𝘢𝘭𝘯ı𝘻𝘭𝘢ş𝘵ı𝘳𝘮𝘢𝘴ı konulu yazısını okur. Hemen arayarak kendisinden randevu alır.
Kaybettiklerini, ayrılıklarını, yalnızlığını terapilerinde anlatır. En çok da büyük aşkı Deniz’i anlatır. En derinlerinde kalan ve bir türlü unutamadığı büyük aşkı.. yüzlerce kelime ile tarif etse de yetinemediği,
tarif etmeye hiç bir sözcüğü kafi bulamadığı aşkını.. Deniz ile ortak acıda buluşup, birbirlerine sarılırlar.
Müptezel bir aşık.. E kavuşsalar adı aşk olur mu..
Ali Sadi için bu kaçıncı ayrılık,
kaçıncı yarım kalmışlık..
Ali Sadi’nin en büyük ve kurtulması gereken sıkıntısı
hiç susmayan iç sesidir. Tüm okumam boyunca beni de sinirlendiren, sus artık dedirten o iç ses..
Ali Sadi için üzüldüğüm yetmezmiş gibi kitabın sonu yaklaştığında beni tepetaklak eden o veda..
Bir de Ali Sadi’nin geçmişi kurcalamasıyla ortaya çıkan sır dolu bir ölüm..
Tüm sorular netleşiyor, sırlar çözülüyor.
Mutlu son mu bilinmez ama iki yazar tarafından kaleme alınan bu eser bomba gibi.. Okumanızı tavsiye ederim.
Acı vardır ki parçalar, böler;
acı vardır ki sarıp sarmalar, bütünleştirir.
𝐵𝑖𝑙𝑚𝑒𝑙𝑖𝑠𝑖𝑛, 𝑦𝑜𝑙 𝑑𝑎 𝑠𝑒𝑛𝑠𝑖𝑛 𝑦𝑜𝑙𝑐𝑢 𝑑𝑎! 𝐾𝑒ş𝑓𝑒𝑡 𝑣𝑒 𝑑𝑢𝑟𝑚𝑎.
3.okurumuzun paylaşımı (sanırım artık yeter, değerli okur bir fikir sahibi olacaktır)
Doğumuyla beraber ölümle tanışan ve hayatı boyunca birçok kayıplar veren Ali
Sadi… Ölümle her karşılaşması yaşama olan inancını zayıflatmış ve giderek yalnızlaşmıştır. Sevdiklerini sırayla kaybeden karakterimiz artık ölüm ile bir düelloya girmek üzeredir. Ya kazanan olacak ya kaybeden. Yaşam ile ölüm, akıl ile kalp
arasında sıkışıp kalmış fikirler. Ali Sadi’nin en büyük kalabalığı, belki en yakın dostu belki de en çetin düşmanı. İç sesiyle girdiği trajikomik münakaşalar, türlü akıl oyunları, verdiği psikolojik savaş Ali Sadi’yi bir dönüm noktasına getirecektir.
Gazetede gördüğü bir klinik psikoloğun köşe yazısıyla başlayan fikri odalar, zihinsel bir yolculuk. Geçmişte kaybettiği insanların aslında bilinenden çok daha farklı –şüpheli- olduğunu ve yaşadığını zannettiklerinin ise çoktan ölümle kucaklaştığını hayal ile gerçek arasındaki bu yolculukta anlayacaktır. Acının gözyaşıyla sürüldüğü topraklarda hayat ağacı tekrar filiz verecek mi?
• Yaşamdan umudu kesen birinden bir şey umulur mu, ben de böyleyim dünya acıtıyor her şeyiyle, ağrıtıyor her yanımı.
• Yalnızlığı severim lakin zorunlu yalnızlık beni sinirlendiriyor.
• İnsanoğlu var olduğu sürece acı son bulmayacak. Gelecek geçmişten hiçbir zaman tam manasıyla farklı olmayacak
• Her yıl milyarlarca dolar silahlanmaya gideceğine eğitime, sağlığa, kültüre ayrılsa güzel olmaz mı?
Ah Ali Sadi... Beni çıkardığın bu yolculuk inanılmaz güzeldi. Çöküşün, bitişin, geri dirilişin, geri batışın.. Girdiğin bütün duygu durumlarını içimde hissettim. Tek tek kaybettiklerinin yanı sıra o durumda bile aşkı ne güzel yaşıyorsun be adam. İnanılmaz bir serüvenin içinde kayboldum. Bol ters köşeli, gizemli olaylar, aşk ne ararsan var İnanın bitsin istemedim, "dahası yok mu yaa" dedim o derece Tavsiyedir arkadaşlar, okuyun pişman olmayacaksınız
Emeğinize yüreğinize sağlık Veysel Dağ @ooktaycakann @nousofficial2024 kalemi, akıcılığı ile mükemmel bir eser