Her insan az ya da çok durgun ya da dalgalı hüzünlü ya da sevinçli ve ismi kelimelere sığmayan daha bir çok duyguya; yaşadıkları, şahit oldukları sayesinde isteyerek ya da istemsiz ev sahipligi yapar. Nous bir insanın iç dünyasının ne kadar karmaşık ve yoğun olabileceğini gösteren hem betimlemeleri hem olay örgüsü ile ve yazarlara ait gelişen olaylara özel olarak yazılmış şiirleriyle özgünlük peşinde kendine ait bir çizgide yol almaya çalışan bir eser. Her okur mutlaka kendinden bir şeyler bulacaktır. Zaten eserin
en önemli iddialarından biri de budur. Sadece içerik değil finalinin de çokça konuşulması için kaleme alınmıştir. Arka kapak yazısının en sonunda da belirtildiği gibi eğer aşk üzerine bir alıntı yapılacaksa bu kitaptan yararlanılmazsa eksik kalacak.Oktay ÇakanNous
Okurumuzun paylaşımları
Bugün nasıl ifade edeceğimi bilmediğim Veysel Dağ ve @ooktaycakann kalemlerinden #nous ile geldim...
Zaman zaman elimden bırakmak zorunda kaldığım, sancısını iliklerimde hissettiğim bir okuma oldu. Az çok tanıyorsunuz beni, kitabı anlatmayı sevmiyorum, bende bıraktıkları daha mühim çünkü.
Hepiniz için öyle midir bilmiyorum ama benim en büyük düşmanım kendi iç sesimdir. Kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği kadar kendimi hırpalarım. Kimseye olmadığım kadar kendime acımasız olurum. Ana karakterimiz Ali Sadi, bana kendi sesimi anımsattı.
Acının şekli şemali olmaz ya hani, kimi acılar insanın canından can alır ya, aynen öyle işte. Onunla birlikte kayıplar verdim. Kimini toprağa, kimini bilmediğim meçhul yollara. Onunla birlikte kapattım kendimi hayata, sadece nefes almanın yaşamak olmadığının bilincine vararak. Kendimle kavga ettim, kitaplara sığındım, hesabını veremediğim ve kimseden hesap soramadığın geçmişin hayaline daldım, bilmem kaç kere öldüm... Sonra şu satırlara
Kadimlerin Son Şarkısı
H. İBRAHİM BASILGAN OKTAY ÇAKAN
İnsanlık gökyüzüne bakarken hep aynı soruyu sordu: “Yalnız mıyız?”
Belki de asıl soru şuydu: “Bizi kim izliyor?”
1950’de Los Alamos’ta bir masada başlayan bir tartışma… 2030’da Europa’nın buzları altında yankılanan bir sinyal… Ve binlerce yıl öteden gelen kadim bir hesaplaşma…
Duyabilenler için evren sessiz değildir.
Dr. Enver Polat’ın hayatı, kızının da dâhil olduğu esrarengiz bir felaketle altüst olurken; bilim, artık sadece keşfetmek için değil, hayatta kalmak için bir araç hâline gelir. Dünya ile Nivora gezegeni arasında kurulan görünmez bağ, insanlığın bildiği tüm gerçekliği paramparça eder.
Tanrı sanılanlar geri döndüğünde, insanlık ilk kez şunu fark eder: İnanç, bilginin yerini tutmaz ama hayatta kalmanın tek yolu olabilir.
Kuantum fiziği, genetik kodlar, antik mitler ve kozmik bir savaş… Kadim sırlar birer birer açığa çıkarken, insanlık büyük gerçekle yüzleşecek.
Kadimlerin Son Şarkısı, Toros Yayınları’nın sinematografik anlatı dünyasında açtığı yeni kapının ilk bilim kurgu eseri.
H. İbrahim Basılgan ve Oktay Çakan, bilimsel derinliği yüksek, katmanlı ve epik bir evren kurarak okuru yalnızca bir hikâyeye değil, bir deneyime davet ediyor. Akademik disiplin, edebî duyarlılık ve güçlü anlatı ritmiyle beslenen bu roman, yeni bir yolculuğun yalnızca başlangıcı.
Çünkü bu evrende hiçbir şey tek bir kitapla bitmez. Bu sadece ilk sinyal.