Onunla karşılaşırsanız gözlerinizi kapatın!
Kitabı elime alıp ilk sayfasını açtığımda Fitzek’in ‘Uyarı’ mesajıyla karşılaştım. Diyor ki; sevgili okurum bu kitabı elbette bağımsız okuyabilirsin ama sayfalar ilerledikçe Göz Koleksiyoncusu’na bolca atıf göreceksin. Vakit varken kitabı kapat ve önce onu oku. Sonra bana kızma ve beni uyarmadın deme! :) Bende yazarın uyarısını dikkate alarak dört yıl önce okuduğum ilk kitabın tekrar üstünden geçtim. İyi ki de öyle yapmışım. Okurken iki kitabı bir bütün olarak değerlendirebildim.
Göz Koleksiyoncusu önce anneleri öldürüp çocukları kaçırıyor ve zamana karşı bir yarış başlatıyordu. Çocukların babaları onları zamanında kurtaramazsa yazmaya cesaret edemediğim şeyler oluyordu. Göz Avcısı ise yalnızca günahkar kadınları hedef alıyor. Göz kapaklarını kesip onlara tecavüz ediyor ve eğer kurbanı kaçmayı başarabilirse çok geçmeden hayatına son veriyor ya da akıl hastanesine yatırılıyor. İki psikopat, iki sapkın ve iki cani bu kitapta bir arada. Çok acayip iki vaka ve ilk kitaptan tanıdığımız kör fizyoterapist Alina’yla eski polis memuru Zorbach yine çaresizliklerle dolu girdap gibi bir sarmalın tam ortasında.
Yine aklımdaki soru işaretlerine çözüm arayışıyla sayfaları hızla çevirdiğim, tahminler yürüterek sonuca ulaşmaya çalıştığım bir kitap oldu. Yazarla tanışmadıysanız mutlaka tanışmalısınız, tanıştınız ama ‘Göz’ serisini henüz okumadıysanız mutlaka okumalısınız.
Son olarak; 2011’de yayınlanan bir kitabı 2024’de okuyabilmenin derin üzüntüsü içindeyim. Zira bu serinin devamı gelebilir ama kaç kitap olacağını yazar da biz de bilmiyoruz. Elimde olsa ülkedeki yayınevlerinin hepsini bu posta etiketlerdim. Ama bir okur olarak ne kadar ciddiye alınacağım konusunda şüpheliyim. Umarım bu kıymetli yazarlardan ve psikolojik gerilim türündeki nitelikli kitaplardan daha fazla mahrum kalmayız.