Puan vermedi·117 syf.····Okunma: 02 Temmuz 2024 12:52 Sovyetler Birliği'nde eşcinselliğin durumu üç ana dönemde incelenir. Ekim Devrimi sonrası dönemde 1917-1933 arasında homoseksüellik suç olmaktan çıkarılarak eşcinseller kanun önünde önceki ve sonraki döneme göre daha avantajlı bir konuma sahip olmuştur. Bu yılların akabinde Stalin döneminden itibaren kanunlarca "hastalık" olarak nitelendirilmiştir. 1934-1986 yılları arasında yeniden suç kapsamına alınarak kamuoyuna duyurulmaksızın kovuşturma ve hukuki süreçlere tabi tutulmuştur. 1987-1990 yılları arasında ise kamuya açık tartışmalara izin verilmiş; bilim, akademi ve edebiyatta çeşitli konularla ele alınmıştır.
Amerika'daki ilk LGBT örgütlenmesi olarak bilinen oluşum, 1924 yılında kurulan Society for Human Rights'tir. Bu örgüt, Chicago'da Henry Gerber tarafından kurulmuştur ve ABD'de bilinen ilk gay hakları örgütüdür. Ancak, toplumdan gelen yoğun baskılar ve polisin müdahalesi sonucu kısa süre sonra dağıtılmıştır. Bu erken çabalar, modern LGBT hakları hareketinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir.
Modern anlamda LGBT hareketleri, genellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren belirginleşmeye başlamıştır. Güney Afrika, Afrika kıtasında LGBT hakları konusunda en ileri ülkelerden biridir. Apartheid rejiminin sona ermesinden sonra, 1996 yılında Güney Afrika Anayasası, cinsel yönelim temelinde ayrımcılığı açıkça yasaklayan ilk anayasa oldu. Güney Afrika, 2006 yılında eşcinsel evliliği yasallaştıran ilk ve şu ana kadar tek Afrika ülkesidir.
Diğer Afrika ülkelerinde ise LGBT hakları konusunda büyük farklılıklar ve zorluklar bulunmaktadır. Birçok Afrika ülkesinde LGBT bireyler hâlâ yasal ve sosyal ayrımcılıkla karşı karşıyadır ve bazı ülkelerde eşcinsellik yasa dışıdır.
Eski Yunan'da eşcinsellik oldukça yaygındı ve toplumsal bir kabul görüyordu. Bu tür ilişkilerin izleri, Homeros'un M.Ö. 8. yüzyılda yazdığı eserlerde ve Atinalı aristokratların yazılarında bulunabilir. Eşcinsellik, özellikle genç erkekler arasında eğitim ve sosyal statü kazandırıcı bir rol oynardı. Bu tür ilişkiler genellikle bir yetişkin erkek (erastes) ve genç bir erkek (eromenos) arasında olurdu ve erastes'in eromenos'a akıl hocalığı yapmasını içerirdi.
Yunan mitolojisinde eşcinsel ilişkilerle ilişkili olan tanrı ve tanrıçalar arasında şunlar öne çıkar:
1. Apollon: Birçok erkek sevgilisi olduğu söylenir. Bunlar arasında Hyacinthus ve Cyparissus bulunmaktadır.
2. Zeus: Ganymede isimli bir Truva prensini kaçırarak Olympos'a getirdiği ve onu bardakçı olarak görevlendirdiği bilinir.
3. Artemis: Bazı kaynaklarda Artemis'in kadınlarla romantik ilişkileri olduğuna dair ipuçları bulunmaktadır.
Yunan mitolojisinde kadınlar arasında romantik ilişkiler daha az belgelenmiştir ve genellikle bu tür ilişkiler tanrıçalar yerine ölümlü kadınlar arasında anlatılır. Ancak, Artemis ve takipçileri gibi bazı tanrıça kültleri, kadınlar arasındaki yakın ilişkileri tasvir eder.
Eşcinsel olarak bilinen bazı klasik edebiyat yazarları şunlardır:
1. Oscar Wilde - İrlandalı yazar ve şair, "Dorian Gray'in Portresi" adlı eseriyle tanınır.
2. Virginia Woolf - İngiliz yazar, "Mrs. Dalloway" ve "Kendine Ait Bir Oda" gibi eserleriyle bilinir.
3. Marcel Proust - Fransız yazar, "Kayıp Zamanın İzinde" adlı eseriyle ünlüdür.
4. E. M. Forster - İngiliz yazar, "Howards End" ve "Maurice" gibi eserleriyle tanınır.
5. Walt Whitman - Amerikan şair, "Çimen Yaprakları" adlı şiir koleksiyonu ile bilinir.
6. James Baldwin - Amerikan yazar ve aktivist, "Giovanni'nin Odası" ve "Bir Başka Ülke" gibi eserleriyle ünlüdür.
Bu yazarlar, eserlerinde sıkça cinsellik, kimlik ve toplumun normlarına karşı gelen temaları işlemişlerdir.