LGBT bireylere dönük nefret ve şiddetle, sadece onlara odaklanan ve onların hayatta kalmalarına vurgu yapan bir perspektifle mücadele edilemez. Bu nefret, öfke ve şiddeti aşmanın tek yolu, cinsel azınlıkların bu sistemde bir semptom olarak nasıl iş gördüklerini göstermektir. Yani, onlara yönelik öfke ve şiddeti, heteronormatif toplumsallığımızın kendi iç çelişkilerine, karanlık noktalarına, boşluklarına, anlamsızlıklarına ve gerilimlerine işaret eden bir şey olarak değerlendirmeliyiz. Ve de bu çelişkilerin herkesi farklı biçimlerde de olsa etkilediğini, herkesin kaderini birbirine bağladığını da gören bir politik hat geliştirmeliyiz.
Jonathan'a, lezbiyenlerle büyümüş olmanın ona hissettirdiği en güçlü olumsuz ve en güçlü olumlu yönlerin neler olduğunu sordum. Edindiğini hissettiği en büyük yararın, insanlar hakkında tanıdığı diğer çocuklardan çok daha fazla şeyler bilmesiymiş ve diğer bazı oğlanların kadınlar ve erkekler hakkında yaptığı takıntıların çoğuna sahip olmamasıymış. Böyle söyledi.
Hissettiği en olumsuz yönün de, straight ebeveynleri olan bazı çocukların alay konusu haline gelmesi olduğunu söyledi.
"Akranlarını mı kastediyorsun?" dedim.
"Ah hayır," diye cevapladı hemen. "Akranlarım neyin ne olduğunu bilir. Ben diğer çocukları kastediyorum."
Her zaman bildiğim gibi o zamanlar da biliyordum ki olduğun kişiyi sana karşı kullanmaya çalışanların önünü kesmenin tek yolu, ilk önce senin dürüst ve açık olman, kendin hakkında onlardan önce konuşmandır.
Ömrüm boyunca hep kadınları sevdiğimi kimin bilip bilmediği konusunda endişelenmeyeceğim diye karar vermiştim çoktan. Beni kırılganlaştıran, kendimi kırılmaktan alıkoyamadığım bunca çok şey varken, düşmanlarımın ellerine sessizlik silahını da vererek kendimi iyice kırılgan hale getirmeyeceğim diye bir his vardı hep içimde ve beni ayakta tutan da bu histir.