Giriş Yap

Perihan Mağden

Yazar
6.6
398 Kişi
Unvan
Türk Yazar
Doğum
İstanbul, 1960
Yaşamı
Perihan Mağden (d. 1960, İstanbul) Türk yazar. Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirdi. Köşe yazıları yazmaya başlamadan önce 3 yıl Asya'da dolaştı. Hindistan, Japonya ve ABD'de bulundu, çeşitli işlerde çalıştı. 1997-2005 yılları arasında Radikal gazetesinde çalıştı. 2005 sonbaharında Yeni Aktüel dergisinde köşe yazıları yazmaya başladı. 2006 Ekim'inden itibaren de bir süre RED dergisinde yazıları yayımlandı. 2007 Şubat ayından itibaren yine Radikal'de köşeyazıları yazmaya başladı. İki Genç Kızın Romanı adlı kitabı Kutluğ Ataman tarafından İki Genç Kız adıyla filme çekildi. 2008 yılında Mağden'in ilk romanı olan Haberci Çocuk Cinayetleri, Hollanda ve Rusya`da yayınlandı. Hollanda`da Hamide Doğan tarafından Felemenkçeye çevrilen Haberci Çocuk Cinayetleri adlı kitap, Athenaeum-Polak& Van Gennep tarafından basıldı. Rusya`da ise Mağden, kitabın yayınlanmasıyla birlikte Moskova`daki Gayatri Yayınevi`nin ilk Türk yazarı oldu. 3 Kasım 2011 tarihinden 19 Ekim 2014 tarihine kadar Taraf Gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptı. 10 Ağustos 2015 tarihinden bu yana da Nokta Dergisi'nde köşe yazıları yayınlanıyor.

İncelemeler

Tümünü Gör
162 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
"İbne değil onlar. Ne biçim âşıklar. İkisi de erkek; tamam. Ama âşıksan ne yazar? Kime ne yazar?" 18 Aralık 1992’de Ali ile Ramazan’ın hikâyeleri noktalanıyor. Gerçek hayatta. Üçüncü sayfada.Kısa hayatları kanlı fotoğraflarla, kırk-elli satırla geçiş­tirilen üçüncü sayfa çocukları Ali ile Ramazan. Sonlarını bildiren büyük gazete ÇARPIK GECE: 2 ÖLÜ başlığını uygun görmüş. İBNE GECE: 2 ÖLÜ demiş oluyor kibarca. Büyük gazetenin küçük dil oyunları. Hep aynı. CEVAP ARAYAN SORULAR: “Çarpık Gecenin" alt baş­lığı. Bir kutunun içine birkaç soru yerleştirilmiş.Sonra, o başlık var. KABLO KOPTU: ÖLDÜ. İbne miydi yani Ali ile Ramazan? İbneliğin sonu bu mudur? Kablo kopar da düşüp ölür müsün? Hem kim ki onlar? Ne önemleri var? Onlar hiç kimse. Çok fena yaşamış, çok çabuk ölmüşler.
Ali ile Ramazan
7.8/10 · 321 okunma
·
5 yorumun tümünü gör
Reklam
162 syf.
“İbne değil onlar. Ne biçim âşıklar.”
Bu kitabın türü mizah değil. Bu kitap sizi eğlendirmeyecek. Ağlatır mı, emin değilim. Ama beni ağlattı. Son bölümü bitirirken gözyaşlarım beni aşırı zorladı diyebilirim. Bu kitaba ağladım, ağladım çünkü onlar o kadar pisliğin içinde bile tertemizdiler. Ramazan'ın sandığı gibi değildi. Yalnız temiz olan Ali değildi. İkisi de... ikisi de pırıl pırıldılar. Bu kitaba ağladım, ağladım çünkü onlar bunu hak etmediler. Hayatımızda milyonlarca şeye sinirleniyoruz, yokluğuna kızıyoruz, üzülüyoruz. Ve emin olun, bunlar Ali ile Ramazan'ın hayatında bir kere bile akıllarına gelmeyen şeyler. Ramazan bir kere bile düşünmedi giysileri, yiyecekleri, kısaca bizim günlük rutinlerimizi. Bunları kimseyi yargılamak için söylemiyorum. Farklı bir gezegende yaşıyorlarmış gibi geliyor, oysa oysa hepsi burada, içimizdeler. Sanmayın ki, hepsi bitti geçmişte kaldı. Hâlâ yaşanıyor, aynıları, benzerleri... Ali ile Ramazan'lar hâlâ aramızdalar. Biz fark etmiyoruz, hepsi bu. Bu kitap beni hiçbir kitabın ağlatamadığı kadar ağlattı, ağlattı çünkü onları kurtaramazdım. Ama biraz düşününce, onları olmasa da onlar gibileri kurtarabileceğimi, kurtarabileceğimizi fark ettim. Bu kitabı gerçekleri görmek için, anlamak için okuyun. Bu kitabı aşkın cinsiyeti olmadığını anlamak için okuyun. Bu kitabı, eşcinselliğin hastalık olmadığını, yaşanmış ve aşkı yüzünden yaşamını yitirmiş iki insanın hayat hikayesi eşliğinde anlamak için okuyun. Son olarak Perihan Mağden'e Ali ile Ramazan'ın hikayesini böylesine güzel anlattığı için teşekkürlerimi sunuyorum, başka bir yazar anlatsaydı bu kadar güzel olur muydu hiç sanmıyorum.
Ali ile Ramazan
7.8/10 · 321 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
162 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Titremenin Üşümeye Faydası Yok
Varoluşlarının bir ucundan tutmaya çalıştıkça, yaşamlarına karşı çıktıkça hayatın gerçeklerinde ezilen Ali ve Ramazan.  Çocukluklarına ağladılar sadece. Onları terk eden ailelerine, yetimhanede yemekleri pişiren pasaklı teyzeye, iki hademeye, müdürbeye, yetimhanede büyüdükleri halde yine de vatana olan borçlarına, on sekiz olunca onları kapıya koyan devlet babaya, sığındıkları sokaklarda onları istemeyen aile babalarına, evleri olmadığı için dayak atan polise kızdılar ve sövdüler. Ama kendilerine ağladılar yalnızca. Kendilerini suçladılar, kendilerinden nefret ettiler, kendilerini sattılar, kendilerini öldürdüler. Ali ve Ramazan'ın hikayesi, sıcak aile evlerine uymayan, oldukça uzak bir hikaye. Sokakta görürseniz yadırgayacağınız insanlar onlar. Önce aileleri, sonra devlet babaları tarafından terk edilmiş, sokakta hayatta kalmaya çalışan 'aile' huzurunu bozan çocuklar. Oysa deliksiz bir uyku dahi çekemiyorlar güvenle. Her şeyleri delik deşik. Neresinden tutsan elinde kalıyor işte. Ama yine de huzur bozanlar onlar. Yetim olmaları, çocukluklarının ellerinden alınmış olmaları, suçlayacak kimseyi bulamayıp kendilerini kirli düşünmeleri, sığınacak bir yuvalaranının olmaması, ailesizliklerini alkol ve uyuşturucu sayesinde daha az hissetmeleri, iş bulamamaları, hayatlarının çökmüş olması bir yana bir de aşıklar birbirlerine. Bu sefalet içinde bulmuşlar işte biribirlerini. Ama tüm bu sefillik içinde en rezili bu geliyor insanlara. Tüm bu hikayede en 'çarpık' olan bu değil mi? "Yetim demek, üşüyeceksin demek. Hep üşüyeceksin, boşuna titreme." Titremenin üşümeye faydası yok çünkü.
Ali ile Ramazan
7.8/10 · 321 okunma
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42