Giriş Yap

Leyla Erbil

Yazar
7.4
1.281 Kişi
Unvan
Türk Yazar
Doğum
İstanbul, Türkiye, 1931
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 19 Temmuz 2013
Yaşamı
Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası. İlk, orta ve liseyi İstanbul okullarında okudu. İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Son sınıfta ayrıldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Evlenerek bir süre Ankara ve İzmir'de oturdu. 1961 de İstanbul'a döndü. Evli ve bir kızı var (Fatoş Erbil-Pınar). Yazarlığa hikâyeyle başladı. İlk yayınlanan hikâyesi Uğraşsız'dır; (Seçilmiş Hikayeler Dergisi, 1956 Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe,Ataç, Papirus, Yelken vb Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikâyeleri göründü. Erbil, kendinden önce yerleşmiş olan yazın akımlarına bağlı kalmadı; roman, hikâye ve düz yazı metinlerinde ortodoks Marxçıların karşısında yer almasıyla tanındı. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanarak, dinin, ailenin, okulun, toplumsalın ürettiği tabularla dolu ideolojilere karşı 1956'da başlayan mücadelesini dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürdü. Yeni bir biçim ve biçem geliştirdi. Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi. Leyla Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961'lerde Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Erbil, Türkiye İşçi Partisi'in Sanat ve Kültür Bürosu'nda görev almıştır. 1979'da çağrılı olarak gittiği ABD'de kendisine, Iowa Üniversitesi Onur üyeliği verilmiştir. Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödüllerini kabul etmiş, 2002 yılında ise, PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne ülkemizden ilk kadın yazar adayı olarak gösterilirken, "Türk dili ve edebiyata egemenliği, aynı zamanda insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu aydın tavrı" vurgulanmıştır. 82 yaşında vefat eden Leyla Erbil,Zincirlikuyu Mezarlığı 'nda defnedildi.
Tuhaf Bir Kadın
Mektup Aşkları
Gecede
Tuhaf Bir Erkek
Kalan
Daha Fazla

İncelemeler

Tümünü Gör
188 syf.
·
10 günde
·
8/10 puan
Leyla Erbil....... Nobele aday gösterilen ilk kadın yazarımız... Ahmed Arif'in biriciği...Sait Faik ve Tezer Özlü'nün can dostu... Başkaldırmak için yazan, yazdıklarıyla eleştirilen, duruşu,tavrı ve savunduklarıyla kimseye eyvallah demeyen.. bambaşka bir kadın.. Tuhaf bir kadın.... Tuhaf bir kadın, Leyla Erbil'in ilk eseri... Eseri özel kılan da bu... Dili, özgünlüğü ve biyografi esintilerinin haricinde.... Leyla Erbil çok özel bir kadın. Fikirleri ve savundukları uğruna hiçbir ödülü kabul etmeyen, bunu cesurca beyan eden, edebiyatımıza bambaşka yazım teknikleri ve noktalama işaretleri kazandıran, özgün kalemiyle farklı bir okur kitlesine sahip, yazdıklarının her zaman arkasında duran, toplumun yaralarına korkusuzca parmak basabilen, yazdıklarıyla düşündüren, "aşkından prangalar eskittim" dedirten ve bu yüzden 'zalım' yaftası yemeye göğüs gerebilen çok güçlü bir kadın.... Tuhaf Bir Kadın, öykü görünümlü bir roman. Dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde karakterin gençliği ve günlük yazıları, ikinci bölümde babası ve onun şivesiyle yazılmış anlatılar, üçüncü bölümde annesiyle olan ilişkileri, son bölümde Nermin'in aslında yazarın kendisinin olgunluk yaşlarındaki durumu ve fikirlerinin geldiği son nokta anlatılıyor. Romanda, Mustafa Suphi'nin muammalı ölümüne belgelerle yer verilmiş. Yazarın, önemli kayıplarla ilgili vurguları ve bunları unutturmak istememesi çarpıcı bir şekilde göze çarpıyor. Leyla Erbil uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Kadın yazarlarımızı yoğun bir şekilde sayfasında tanıtan Samet Güzel'in, "Leyla Erbil Okuma Etkinliği" kapsamında bu muazzam kalemle tanıştım, kendisine teşekkürlerimi sunuyorum... Sevgi Soysal, Latife Tekin gibi özgün kalemlerden biri olan Leyla Erbil'le tanışmak cok keyifliydi, mutlaka okunmalı diyorum, farklarını farketmek adına... Okuyan, yazan, savundukları doğrular uğruna mücadele eden, kendi gibi olan tüm kadınlara selam olsun... Sevgiyle ❤
Tuhaf Bir Kadın
7.5/10 · 1.219 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
88 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Bir yazar insana “iyi ki Türkçe biliyorum” dedirtir mi? Leyla Erbil dedirtir.
Leyla Erbil’den okuduğum ikinci kitap. Yahu ben bu kadını nasıl daha önce okumadım serzenişlerine “iyi ki Türkçe biliyorum da Leyla Erbil okuyorum” sevinci karıştı. Bu kitap, aksi mi aksi bir kadının kaleminden, onlarca dilde “ben” nakaratıyla söylenen bir şarkı..Aynalarda kendini göremeyen kadınlar söylüyor şarkıyı..Ve Leyla Erbil, belki yazarken çok istediği için şu kırık bacaklı sallantılı düzeni yıkmayı, cümlelerini devire devire eşlik ediyor şarkıya. Buyurgan değil belki ama eli belinde satırlar döküyor avuçlarımıza. Avuçlarımız dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. Başkarakterimiz Zenime, “Hayatından bıkmış koltuklar, başeğmiş kapılar, baygın düşmüş eşikler ve isyana hazırlanan kitaplar..” la dolu bir evde, elinde hırçın, kışkırtıcı, sivri bir kalemle yazan bir yazar. Zenime’nin sayfalarında bodur şövalyeler, erkeklik organı biçiminde kılıçlar çizili. Bir savaşı tasvir ediyor Zenime bize. Avcı erkek, av kadın. Tanrı erkek, kul kadın. Yüce erkek, alçalmış, kıstırılmış, kapatılmış, sindirilmiş kadın. Tarihin en uzun ve en alçak savaşı. Zenîme’nin, kadının kimliğini bulamamasına, yok sayılmasına inat, birçok dil ve dinde ‘ben’ kelimesini nakarat gibi tekrarladığını görürüz. En’âm, ah’âm, es’em..Ben..Ben..Ne zor kendini bulamamak, nereye ait olduğunu bilememek. “Onlardan da değilsin sen, sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen, “Aitsiz Kimlik!” der kendine Zenime. Sonra yine ekler: Ben. Kitabın en güçlü metaforu aynadır. Zenime aynada kendini göremez. “Baş eğmiştin bulantının sonuçlarına, sessiz sedasız, belleğinin bir gözünde saklı bireyi taşıyarak başlamıştın yeniden yaşamaya dünyamızda Pessoa gibi!” der. Sartre’nin Bulantı’sına ve Fernando Pessoa’ya gönderme yapar. Pessoa, ki Portekizce’de “hiç kimse” dir. Tıpkı Zenime’nin Türkçe’de “köksüz” olması gibi. Kelimelerle ustaca oynar, onları bilinç akışı tekniğinin içinde eritir Leyla Erbil. Postmodern roman tekniğiyle Cüce’den yüce çıkarmayı başarır. Ve bu kitap feminist edebiyatın kült eserlerinden biri olmanın hakkını verirken, siyasetten medyaya, tüketim kültürünün pespayeliğine kadar pek çok konuya dobra dobra kılıç sokup çıkarmanın da örneklerinden biri olur. “koşma cüce, koşma duramazsın, güneş gelince, gölgeni bulamazsın...” Cüce.. “Binlerce yıldır dünyanın rahmini elinde tutan o buyurgan ve nobran erkek sesin” sahibi. Cüce
Franz Kafka
‘nın “sakatlayan hadım eden, alt edilmek korkusuyla delice geberten baba” sı. Cüce erkek egemen sistemin Leyla Erbil’in kaleminin ucunda bodur bırakılmış timsali. Beter ol! :)) Şimdi soru şu: Orta Dünyanın Zeus’u Aule’nin cüceleri yaratırken, kadın cüceleri de erkeklere benzetmesi niyeydi acep? Onlar da aynalara baktığında erkekleri mi görüyorlardı? Ve İlluvatar ona kızıp “yarattığın şeylere bir çivi bile çakmayacağım” demeseydi acaba dünya başka bir yer olur muydu?
Leyla Erbil
’in Zenime’ye söylediklerini ben de ona söyleyeyim. “Toprağına yıldızlar, ateşböcekleri, güneşler yağsın.” E mi?
Cüce
7.8/10 · 434 okunma
·
2 yorumun tümünü gör
144 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gorgo'dan nefret ediyorum, Gorgo'dan nefret ettiğim kadar cahil halktanda nefret ediyorum. Hepsini ama hepsini öldürsem nefretim dinmeyecek. Oysa ölseler bile yenileri gelecek. Gorgo'muz hiç eksik olmayacak. Beni yaşatan başka bir ortam olmalıydı... başka bir dil... başka bir ülke... başka insanlar...
Tuhaf Bir Erkek
7.6/10 · 397 okunma
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42