Mektup Aşkları

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,7bin
Gösterim
Adı:
Mektup Aşkları
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
229
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944888165
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Mektup Aşkları
Mektup Aşkları
"Leylâ Erbil'de ağırlıklı olarak çarpan tek bir şey vardır: Başkaldırıdır bu! Başkaldırı her şeydir onda. Bir bakıma 'bunun için yazıyor' diyebiliriz. Buradan büyük bir düzyazı çıkarmıştır Erbil.

Bu ilk ağızda görülmezdir; sanki gizli bir izlektir; pek bilinsin istemiyordur. Daha çok sezilsin, hissedilsin istiyordur. Sanki ormanda çok yakınımızda akan bir şelalenin sürekli sesini işitmemiz ama kendisini göremeyişimiz gibi."
-İlhan Berk-
229 syf.
·1 günde·7/10 puan
Ne düşüneceğimi bilemiyorum doğrusu. Öyle bir çıkmazda kaldım ki! Ne yaptın be sevgili Leylâ. Ben ki sana karşı her zalım Leyla diyene kızar, seni savunurdum. Şimdi ise darmadağın ettin beni.

Farklı kişilerin (dostlarının, sevgililerinin) Jale'ye yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor kitap. Hem Jale'nin hem de diğer birçok karakterin hayatlarına girmiş oluyoruz böylece. Bilirsiniz; bir insanı en iyi mektuplarından tanırsınız! En azından ben hep öyle derdim. Ama pek de öyle değilmiş anlaşılan. Neyse sürpriz bozmayacağım, tutuyorum kendimi. Ne diyordum, birbirlerinden çok çok farklı karakterlerin düşüncelerini, eylemlerini, sevgilerini gösteriş biçimlerini okuyoruz mektuplarda. Her insan ne kadar da farklı diyoruz, sevgisini de nefretini de başkaldırısını da göstermek aynı değil herkes için. Kimse kimseye benzemiyor, bambaşka hayatlarda bambaşka seçimler yapıyorlar. Bu seçimlerin iyi mi kötü mü olduğunu bilmek ise mümkün değil. Hayatın kendisi işte. Biz bilebiliyor muyuz sanki; gözümüze en doğru görünenin felaketimize sürükleyeceğini yahut belki de 'olur mu hiç' diyip kestirip attıklarımızın bir daha yakalayamayacağımız fırsatlar olduğunu?

Mektuplarda birçok yerde Tezer Özlü'nün, Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupları hatırladım. Boş yere değil tabii. Kendi hayatından, hayatındakilerden parçalar iliştirmiş her karaktere gibi geldi bana. Başkaldırı merakı ile Tezer'i, karşılıksız sevgi ile Ahmed Arif'i hatırlatıyor gibi. Jale'nin durdurak bilmeyen ona sevdalı insanlara duyduğu merhamet ile de kendisini! Doğru mudur değil midir; asla bilemeyeceğim. Sanmayın ki bütün bunları düpedüz söylüyor. Leyla Erbil'in çok sevdiği huyu imiş, satır aralarına gizlemek asıl anlatmak istediğini. O duyguların hepsini satır aralarında veriyor aslında. Ama bir de bakmışsınız ki taa içinizde duyuvermişsiniz o duyguları.

--Bu kısımda belki az, çok çok az sürpriz kaçırabilirim!--

Neden darmadağın olduğuma gelince; herkes mi kötü be Leyla ablacım? Kimse sevmez mi karşılıksız? Herkes mi çıkar peşinde? Biliyorum, sen de kendi hayatında sevdin, çok sevildin ama çok da yıkıldın. Çok büyük sevdaları elinin tersiyle itiyor gibi göründün bize hep. Tıpkı Jale gibi! Ama sahiden hep mi böyle kötülük gördün insanlardan? Hiçbir erkeğin, bir kişi olsun aldatmayacağına (ve sonradan gördüğümüz üzere kadınların da) inanmadın mı hiç? Korkuyorum şimdi işte; sonsuz güvendiğimiz herkes, dost olsun sevgili olsun, zayıf bir anında gidecek mi? Herkesin içinde var mı o kapkara ruhtan? Çıkmak için uygun zamanı mı bekliyor? Benim de mi? Ah be zalım Leylâ...
229 syf.
kitaba başlarken ilk izlenimim klasik "aşk" peşinden koşan kişilerin o mayhoş hallerinin yansıması olacak dedim. Ama ilerledikçe insanların aşk'ın peşinden koşmasını değil de aşk'ın insanların peşinden koştuğu ve onları türlü hale nasıl soktuğunu gösterir oldu.

Ve bu mektuplar arasında dostlukların nasıl da es vermek, görmezden gelmek, yaşanmışlıklara minnet gibi duyguları birbirlerine karşı mecburiyetten katlandıkları fikrine tutuldum, ama doğru ama yanlış.

İlk başlarda sadece bir kişiye yazılmış mektupların paylaşımı olduğunu gördüğünüzde sıkıcı gelebiliyor, Jale'nin tavırlarını, mektubunu tahmin etmek durumunda kalabiliyorsunuz. Bu hissi Teo'ya Mektuplar'da da görmüştüm/görmüştünüz.

Sözün özü, farklı siyasi görüştekilerin, farklı yaşayış tarzda ki kişilerin bir kişide aşkı yaşaması ve bu aşkın dostlar arasında ki tezahürüne tanık oldum. Ve sonunda Jale'nin Sacide'ye yazdığı uzun mektuplar kitabın özetini oluşturmuş bir nevi..

Okuması güzeldi, keyifli okumalara..
229 syf.
Sorgulayışın Mektup Hali: Mektup Aşkları

Anahtar Kelimeler: Leyla Erbil, Mektup Aşkları, Mektup Roman, Mektup Anlatım Tekniği Genç Werther’in Acıları.


Leyla Erbil’in 1988’de basılan romanı Mektup Aşkları, yedi gencin birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşan bir mektup roman örneğidir. Romanda Ahmet’in aynı mektupları iki ayrı kadına göndermesinden habersiz olan Jale’nin Ahmet’le evlenmesi ve sonunda gerçeği öğrenmesi anlatılır. Bu yolla mektubun samimiyeti sorgulanır. Romanda 1970’li yıllarda Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun portresi de çizilir. Öyle ki, romanın geçtiği dönemde ve özellikle gençler arasında yaygın olan siyasi çatışma romanın merkezini oluşturur.

Bazı yazarlar, romanlarında karakterlerin yazdığı mektuplara olduğu gibi yer verirken bazı yazarlar da karakterlerin yazdığı mektupları derleyerek yayıncı sıfatıyla romanda kullanır. Genç Werther’in Acıları’nda olduğu gibi bazı romanlarda mektuplar bir karakter tarafından tek yönlü yazılırken Mektup Aşkları’nda olduğu gibi bazılarında da farklı karakterlerin birbirlerine yazdığı mektuplar vardır. Böylece klasik roman kurgusundaki diyaloglar da bu tarz romanlarda yerini mektuplara bırakır.

Mektup romanlarda mektupların yazıldığı an ve okuyucuya ulaştığı an aynıdır. Bu, okuyucunun olayların akışını kontrol etmesine olanak sağlar. Bazı istisnai durumlarda ise geçmişte yazılan mektuplara yer verilir. Bu mektuplar da sırların çözülmesinde anahtar rolü üstlenir. Öte yandan mektuplar, karakterlerin psikolojik değişimlerinin izlenmesine imkân verir. Aynı zamanda da karakter ve okuyucu arasındaki duvarları kaldırarak saydamlık ve samimiyet sağlar.

Leyla Erbil’in romanlarında siyasi arka plan güçlü bir şekilde çizilir. Ancak Mektup Aşkları’ndaki söylemin yazarın diğer romanlarındaki söylemlerinden farkı, roman karakterlerinin fiili olarak siyasi çatışmalara katılmaması ve bu çatışmanın düşünce ve sözde kalmasıdır. Eserde dönemin toplumsal yapısının betimlenmesinin yanı sıra sol görüşteki insanlara dışarıdan yöneltilen eleştirilerin de bir tahlili sunulur.

Romanda toplam 86 adet mektup bulunur. Romanın başkarakteri ve mektupların merkezi Jale olmasına karşılık 86 adet mektuptan sadece 2 tanesini Jale yazar. Ancak Jale’nin yazdığı fakat romanda yer verilmeyen mektuplar da bulunur. Bunu Jale’ye yazılan mektuplardaki göndermelerden çıkarmak mümkündür. Jale, diğer karakterler tarafından yazılan mektuplarda okuyucuya tanıtılır.

Jale’nin mektuplarının asıl kayda değer tarafı düşünsel konuda sergilediği tutumdur. Jale, edebiyat ve sanata meraklı, toplumsal dayatmalara başkaldıran, komünist bir gençtir. Siyasi fikirlerine sıkı sıkıya bağlı olan Jale, bu fikirlerden sapan arkadaşlarını tenkit eder. Ancak kendisinden beklenmedik şekilde Ahmet ile evlenir ve arkadaşları tarafından “başkasına verir talkımı kendi yer salkımı” sözüyle eleştirilir. Jale geleneksel olanla, toplumun yaşantısıyla alay eden ve solculukla övünen bir karakterken bunların tam tersi bir karakterle evlenmesi şaşkınlık yaratır.


Mektup Aşkları’nın Leyla Erbil’in diğer romanlarından farkı, mektup anlatım tekniğinin kullanılmış olmasıdır. Romanın başlangıcı ile sonu benzerdir. Aşk, mektuplarda kalır, mektupların arkasındaki gerçek hayatlar yaşanan hüsranda başrol oynar. Jale, Sacide’ye yazdığı iki mektuptan sonuncusunda. “Bilmem ki, belki de sadece mektuplarda kalmaya mahkûm bir aşk vardır; mektup aşkları!” diyerek bütün bir romanı özetler.

Romanda Leyla Erbil’in kendine özgü yazımı da belirgindir. Örneğin, Zeki’nin yazdığı ve imlaya uymayan, kelimeler arasında boşluk bulunmayan, noktalama işaretlerine aykırı mektupları önemlidir. Bunun yanında yazar, her karaktere ayrı bir yazı fontu seçerek farklı kalemlerden çıkan mektupların her birinin o karaktere özgü bir görünüme kavuşmasını sağlar.

Sonuç olarak mektup anlatım tekniğinin en belirgin özelliği olan saydamlık, bu romanda da hayli işlev yüklenmiştir. Fakat bu saydamlık, diğer mektup romanlardaki kullanıma göre farklılık gösterir. Ahmet’in yazdığı ikiyüzlü ve iki tane alıcısı olan mektuplar aracılığıyla mektubun samimiyeti sorgulanır ve mektubun insanları kandırmak amacıyla da kullanılabileceği vurgulanır. Bu durum modernist bir yazar olan Leyla Erbil’in sanatçı kişiliği ile örtüşür. Öyle ki yazar, mektubu geleneksel kullanımının ve gerçekçi işlevinin dışında kullanır.

Not: Leyla Erbil hakkında daha fazla bilgi için bakınız: Leyla Erbil’de Etik ve Estetik.
229 syf.
·2 günde
Leyla Erbil'in okuduğum ilk kitabı ve oldukça etkileyici. Neden?

* Yanı başındaki gerçek aşkı (Reha) görmezden gelip hayaller alemi aşklarından bir mektup aşkını gerçek kılmaya çalışmak ile günümüz kadınının da hala aynı yanılsamayı yaşamaya çalışmasını görmek şaşırtıcı! İnternet alemindeki aşklara güvenmeyi seçip belki de yakınındaki gerçek aşka inanamayan insan seli dolu dünya...

* Solcu, başkaldıran, arkadaşlarını zaman zaman yaşam tarzlarından dolayı utandıracak kadar sivri dilli Jale, neden bu kadar güvensiz ve değişken hareket etmekte? Toplumsal dönüşüm fikri ile kadının ilkel bilinçaltının örtüşemediğini mi göstermek istemekte Erbil bizlere? Bazı şeylerin farkına varmamız için Sacide gibi dışarıdan mı bakmak gerekmektedir? Sacide neden son mektubunu yazmamıştır Jale'ye? Çünkü Jale, Sacide'nin gözündeki değişmesini istediği kadın figürüne olan inancını tamamen yok etmiştir ne yazık ki. Bu yüzden Sacide artık suskundur...

* Siyasi görüşleri farklı olsa da iki insan birbirini seviyorsa beraber olabilir mi? İhsan'ın gözüyle bakınca neden olmasın desek de sonunu göremediğimiz için emin olamıyoruz okur olarak. İhsan'ın sessizliği yürek burkan cinsten bir gurur sembolü.

* Sacide... Başkaldırının sembolü! Çıkarsız ilişkilerin olmayacağını tecrübe etmiş, etini satarken ruhuyla karşısındakileri aşağılayabilen, vicdan muhasebesini yaptığında kendi kefesinin ağır bastığını hisseden ama topluma aykırı bir kadın. Ülkede kalsaydı ne olurdu? Ülkeden gidişi nasıldı ve dönüşünde hala eskisi gibi hor görülecek mi? Ucu açık...

* Zeki... İntihar kokusunu hissettiren bir sanatçı. Hayata ve Tanrıya isyankar!

* Ahmet! Kaka bebek Ahmet! Yansıtmanın daniskasını yapan Ahmet! Acındıran halleriyle tuzaklar kuran, pişkin ve haysiyetsiz Ahmet! Dünyada soyu kuruyası ama kurumayacağı kesin olan Ahmet!..

Yazarın kullandığı dil akıcı, yazım teknikleri başarılı. Mektuplarla kurgulanmış roman bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı, yazım teknikleri yönüyle başarılı, toplumsal mesajları ve dönemin psikolojik yapısını yansıtmakta etkileyici bir kitap.

İtiraz : "Aşk var mıdır?" sorusuna verdiği yanıtların duygulardan yoksun geçici bir hal olarak yansıtılması kitaptaki hoşuma gitmeyen taraf oldu ne yazık ki. Karamsarlık sosu sert!
229 syf.
Ahmet Arif'e o güzelim mektupları yazdırtan Leyla Erbil'in okuduğum ilk kitabı Mektup Aşkları...
Neden bilmiyorum ama kitapta Jale 'yi hep Leyla olarak kabul ettim ben. Kitapta da bir Ahmet olduğundan mıdır acaba?
Sonu beni biraz darmadağın etti, beklemiyordum böyle bitmesini. Okurken yaşadım adeta kitabı.
Sevgiyi, aşkı, dostluğu, ihaneti onlarca defa sorgullattı bana Leyla Erbil. İnsanın içinde bulunduğu şartların kararlarını nasıl etkileyeceğini, bazı insanların kötülüğünün baki kaldığını ne yaparsan yap değişmeyeceğini üzülerek öğrendim bir kez daha.
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar...
#OkumakNeGüzelŞey
229 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Leyla Erbil’in okuduğum ilk kitabı. Adından da anlaşıldığı üzere içerikte sadece mektuplar yer alıyor. Jale karakterine yazılan mektuplarda,her karaktere ayrı yazı fontları seçilmiş. Böylece farklı kalemlerden çıkan bu mektupların her birinde o karaktere özgü bir görünüm sağlanıyor.

Kitabın başta gizemli bir havası vardı ancak ilerleyen sayfalarda özellikle Reha karakterinden itibaren anlaşılmaz ve sıkıcı olmaya başlıyor. Maşallah Reha, Oğuz Atay’dan geri kalmıyor. :) Noktalama işaretleri olmayan kelime ya da cümleleri tire(-) işaretiyle ayırmış. O uzunca sayfalar okumasada olurmuş. Boşa vakit kaybı. Ayrıca bazı mektuplar da yine çok sıkıcı idi.  
Kitabın sonunda Jale’nin de Sacide karakterine aşk üzerine deneyimleri, intikam ve aşka hasret kalışını anlatan uzunca cevabı var.

Mektup Aşkları, ismiyle ve kapağıyla dikkat çekici, dili yalın ve akıcıydı ancak içerik olarak maalesef beni içine çekemedi.
229 syf.
·4 günde·Beğendi
Leyla Erbil'in Mektup Aşkları, adından da anlaşılacağı üzere çeşitli kişilerin birbirlerine yazdıkları, özel yaşamlarına ait itiraflarla dolu mektuplardan oluşuyor.

Mektuplardan oluşan bu romanda üç farklı karaktere sahip genç kadın çıkıyor karşımıza. Jale, Sacide ve Ferhunde. Bu mektupların neredeyse tamamı Jale'ye yazılan mektuplar. Jale'nin de yazdığı mektuplar var ancak onları okumak için kitabın sonuna kadar beklemeniz gerekiyor. Tabii kitapta sadece bu üç kadının mektupları yok. Ahmet, İhsan,Reha , Zeki ve Zeki'nin babasının Jale'ye yazdığı mektuplar da mevcut.

Romanı oluşturan her bir mektup tüm bu karakterleri tanımamıza, yaşadıklarını öğrenmemize, hayatları, dostlukları, ilişkileri, aşkları, çevrelerindeki insanlar, yaşadıkları dönem hakkında (hem dünya, hem ülke olsun) bilgi edinmemize olanak sağlıyor.

Tüm yazılan mektuplar aynı zamanda farkında olmaksızın bir olay örgüsünü de beraberinde sunuyor okuyucuya. Son sözü ise kitabın başından beri aldığı mektuplardan hakkında fikir sahibi olduğumuz Jale söylüyor ve tabiri caiz ise bombayı patlatıyor kitabın sonunda.


Leyla Erbil yaşadığı zamanında bir gereği olarak mektuplar yazmış, kendisine de mektuplar yazılmış, her şeyden önemlisi o yazılan mektupları saklama özenini göstermiş, hatta bunların bazıları yayınlanarak bir döneme ışık tutan kitaplar haline gelmiş. Ahmet Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupların toplandığı Leylim Leylim, Tezer Özlü'nün Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşan Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar benim keyifle okuduklarım arasında.

Mektup ve anı türü okumaktan hoşlananların severek okuyacakları bir kitap Mektup Aşkları. Leyla Erbil okumaya başlamak için de iyi bir seçenek..

Keyifli okumalarınız olsun.
229 syf.
·43 günde·Puan vermedi
Leylâ Erbil adını duyduğumda aklıma hep Ahmed Arif'in ona karşı olan aşkı gelir. o masum, saf aşkı... Leylim Leylim'i okuduktan sonra bu inanılmaz aşkın sahibi Erbil'i de okumak istedim. Mektup Aşkları'nı okurken aklıma sürekli Ahmed Arif geldi sanki Erbil kitabında ona da yer vermiş karşılıksız sevgi konusunda. Kitapta Jale'ye yazılan mektuplar yer alıyor. Reha, Sacide, Zeki, Ahmet... Yazar bu isimler üzerinden başkaldırı, toplumsal olaylar, isyan, aşkı yansıtıyor bizlere.
Mektuplar o kadar güzel bir dille yazılmış ki okuyucuyu kendine çekiyor âdeta. Kitaptaki Ahmet günümüzde gördüğümüz BAZI tipik Türk erkeklerinden. İki ayrı kadına aynı mektupları gönderiyor beyefendi. Ama yazdığı mektupları bir görseniz Jale'ye körkütük aşık olduğunu, onsuz yaşamayacağını düşünürsünüz. O derece! Neyse ki Jale geç de olsa öğreniyor bu gerçeği. Mektup sahiplerinden biri olan Sacide, kimsenin çıkarı olmadığı sürece ona yardım etmeyeceğini tecrübe etmiş. O yüzden para karşılığı erkeklerle birlikte olan fakat bu durumda erkeğin daha acınası bir hâlde olduğunu düşünen aykırı bir kadın.
Mektuplaşan bu kişilerin o zamanın siyasetini de ele almaktan çekinmediğini görüyoruz. Yer yer çok güzel eleştirilere denk geldim. Kendilerini, hayatı, gündemi sorgulamayı ihmal etmemişler. Kitapta her gördüğümde garipseyip güldüğüm bir yer oldu. Ahmet Jale'ye gönderdiği mektubunda ona "Kaka Bebek" diyor. Kim sevgilisine kaka bebek der ki :)
son olarak mektuplarda Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Abdülhak Hamit Tarhan, Nâzım Hikmet gibi isimleri görmek beni mutlu etti.
Ne vardı sanki mektuplaşmalar sona ermeseydi. İnsanlar birbirlerine mektuplar yazsalardı. Ah ne güzel olurdu. Acilen kendime mektup arkadaşı bulmalıyım...
Şimdiden iyi okumalar diliyorum sizlere :)
229 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Mektuplardan oluşan kitapların bambaşka bir havası vardır bana göre. Yazara daha yakın, daha samimi bir yaklaşım uyandırır okuyucuda. Okudukça olayları bütünleştirme, kafanızda bir hikaye tamamlamaya çalıştıran bu mektupların, sonu da bir hayli ilgi çekicidir. Bu tarz kitapları sevenler için okunması gereken bir kitap.
229 syf.
·10/10 puan
Evet, mektubunu on kez okudum. Sen istediğin kadar inkâr et, dünyadan ve insanlardan çok şey bekliyorsun. Bu düzen biz istedik diye değişmez ki sevgili kızım, öyle olsa ne kolay olurdu devrimler !..Bir de "Karakter sahibi olmak," "ideal insan," " Mutlak içtenlik," gibi deyimler dilinden düşmüyor. inan ki bu insanlar yok yeryüzünde. Sonra dünya biz istesek de
Istemesek de değişiyor. Sen eşitlikçi bir topluma doğru değiştiğine inanıyorsun ama ben pek öyle göremiyorum! Evet doğru, insanlar değişiyor, üç gün önce bıraktığın insanın yerinde başka bir insan buluyorsun, ama istediğimiz yöne doğru mu? Dün anlamsız bir tablo gibi seyrettiğim ağaçlar, bulutlar bugün
heyecan veriyor, dün Allah'a inanan bugün isyan ediyor veya sanata tapan adam Allaha dönüyor: Bugün yaşamın anlamı dediğin şey
Yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor.

Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba?
229 syf.
·4 günde
1970'li yıllarda yaşamış birbirinden farklı gençlerin aşkına, ayrılığına, arkadaşlıklarına, siyasi görüşlerine, edebiyat dünyalarına romanın baş kahramanı Jale'ye yazılan mektuplarla tanıklık ediyoruz. Özellikle Jale'nin kendine yakın Reha'nın aşkını görmezden gelip Ahmet'in yalandan aşkına karşılık vermesi üzücü olaylardan. Ahmet'in aynı duygular içerisinde iki farklı kişiye mektup yazması da mektuplara olan samimiyete gölge düşermesi de diğer hayal kırıklıklarından. Aşk ve ayrılık üzerine yazılan yazıları sevenler için okunulacak kitaplardandır.
Zaten bilirsin erkekler iki şeye hiç dayanamazlar, bir kendilerine sığınmış bir kadına, bir de kendilerine hayran olan bir kadına!!
Leyla Erbil
Sayfa 207 - Kanat Yayınları
Evet, mektubunu on kez okudum. Sen istediğin kadar inkâr et, dünyadan ve insanlardan çok şey bekliyorsun. Bu düzen biz istedik diye değişmez ki sevgili kızım, öyle olsa ne kolay olurdu devrimler !..Bir de "Karakter sahibi olmak," "ideal insan," " Mutlak içtenlik," gibi deyimler dilinden düşmüyor. inan ki bu insanlar yok yeryüzünde. Sonra dünya biz istesek de istemesek de değişiyor. Sen eşitlikçi bir topluma doğru değiştiğine inanıyorsun ama ben pek öyle göremiyorum! Evet doğru, insanlar değişiyor, üç gün önce bıraktığın insanın yerinde başka bir insan buluyorsun, ama istediğimiz yöne doğru mu? Dün anlamsız bir tablo gibi seyrettiğim ağaçlar, bulutlar bugün heyecan veriyor, dün Allah'a inanan bugün isyan ediyor veya sanata tapan adam Allaha dönüyor: Bugün yaşamın anlamı dediğin şey
Yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor.

Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mektup Aşkları
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
229
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944888165
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Mektup Aşkları
Mektup Aşkları
"Leylâ Erbil'de ağırlıklı olarak çarpan tek bir şey vardır: Başkaldırıdır bu! Başkaldırı her şeydir onda. Bir bakıma 'bunun için yazıyor' diyebiliriz. Buradan büyük bir düzyazı çıkarmıştır Erbil.

Bu ilk ağızda görülmezdir; sanki gizli bir izlektir; pek bilinsin istemiyordur. Daha çok sezilsin, hissedilsin istiyordur. Sanki ormanda çok yakınımızda akan bir şelalenin sürekli sesini işitmemiz ama kendisini göremeyişimiz gibi."
-İlhan Berk-

Kitabı okuyanlar 343 okur

  • Lili Marlen
  • Handan Tunç
  • Safura Çelik
  • Elif KOÇ ÜNALDI
  • zonai
  • nur a.
  • Seval Yılmaz
  • aslı
  • Sibel A.A
  • Ayşe K

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%28.9
25-34 Yaş
%36.8
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%13.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.4
Erkek
%20.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.3 (15)
9
%16.3 (15)
8
%22.8 (21)
7
%18.5 (17)
6
%8.7 (8)
5
%0
4
%2.2 (2)
3
%4.3 (4)
2
%2.2 (2)
1
%4.3 (4)