Cemil Süleyman tarafından 1911 yılında kaleme alınan Siyah Gözler romanında marazi aşk işlenir.Görücü usulüyle yapılan evliliklerin boyutlu bir şekilde ele alındığı Siyah Gözler'de genç dul bir kadın ile delikanlı arasında yaşanan yasak aşk ve bu yasak aşkın toplum tarafından yargılanması irdelenir.
Romanda çarpıcı bir detay ise şahısların adsızlaştırılmasındaki varoluşsal nedenlerdir.Tek ve en önemli iktidar dil ve söylemdir. Bu yüzden dil ve söylem iktidar olduğunda her bir kelime, romandaki kişinin gelişimini durduracaktır. Adlar aynı zamanda ötekileri dışarıda bırakıp kendini varettiği için bir fakirleşme,sınırlamadır aynı zamanda.Kısacası yazar karakterleri öznel ve tek kalıba sokarak fakirleştirmek yerine daha geniş anlamlar oluşturmak için öznelleştirmeden uzak durmuştur. Yazar başkarakterlerine bir ad vermeyerek şahısları genç kadın ve delikanlı olarak isimlendirir.Dünya edebiyatında bu durumun bariz örnekleri olsa da Türk edebiyatında ilk örneğine Siyah Gözler'de tesadüf edilir.
Romanda genç kadının psişik durumu,psikolojisinin ifade edilişi oldukça başarılıdır.Cemil Süleyman kadın'ı çok iyi anlatmıştır. Genç kadının kimliği ile arzuları arasında bölünmüş özne konumunda savruluşu roman boyunca açıkça görülmektedir.Kadının bu durumda oluşunun diğer bir sebebi de toplumsal baskıdır. Sürekli insanlar tarafından ayıplanacağını düşünür ve delikanlıyla olan aşkını imkansızlaştırmasında da bu durumda etkilidir.
Genç kadın delikanlı ile aralarında yaş farkının getirdiği zorlukları aşamaz ve kendinin dul olmasını,yaşça büyük olmasını ve delikanlının neden genç kızları değil de neden onu seçtiğini
düşünerek şüphe içinde kıvranır. Ayrıca eskiden yaşadığı kötü deneyimi ile büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı için güven duygusu da sarsılmıştır. Delikanlının sevgisinden bir türlü emin olmaz.Kadın sürekli aklında olaylar kurgular ve buna inanır. Paronoya içerisinde delikanlının onu aldattığını düşünür.Erkek ise sürekli kadının sınırlarını ihlal etmektedir.Her seferinde ondan daha fazlasını istemektedir.
Kadının hissiyatı roman boyunca hissedilirken erkeğin hissiyatı hissedilmez.Kadın roman boyunca suçluluk,paronoya,kaygı,arzu,utanç,korku,pişmanlık gibi duygular içerisinde koybolur.Kadın kendine her seferinde hakim olmaya çalışsa da yasa ve yasağın olduğu bir yerde arzu daha da kuvvetlendiği için hislerine engel olamaz.Kendini kontrol edemez hale gelir.
Dürtü,değerli hissetme,rekabet ve güç kadının bu aşktan kopamamasının sebeplerindendir. Kadın bu durumları bilinçdışı yaşar,kendiyle hep çatışma içerisindedir fakat en sonunda arzularına yenik düşer. Nihayetinde kadının marazi aşkı cinnetle sonlanır.
Fecr-i Âtî dönemi yazarlarımızdan olan fakat ismini belki de hiç duymadığımız Cemil Süleyman'ın bir o kadar ince ama bir o kadar da başarılı romanı...
Bir şans verip okumaya başladığınızda eserin akıp gittiğini göreceksiniz. Herkese keyifli okumalar diliyorum.