Merhabalar sevgili kitap severler.
Bugün sizlere, bayram tatilinde okuyup bitirdiğim, çok değerli #çağatayyaşmut kaleminden #modacinayetleri #birbaşkomisergalippolisiyesi kitabından bahsetmek istiyorum.
Öncelikle belirtmeliyim ters köşe ki ne ters köşe
Son sayfaya kadar katili tahmin edemedim asla.
Başkomiserimizin başı hayatındaki kadınlarla yine dertte. Yardımcısı Serdar ekipten kalbi kırık ayrılan Melike’ye kendisini bir türlü affettiremiyor. Kendisine “İhanetin affı olmaz Serdar’cım” diyorum. Hele ekipten Mustafa beni deli ediyor. Tülay da Tülay! “Yahu kız seni kullandı attı Mustafa’cım vazgeç anla artık!” demek istiyorum kendisine.
Cinayet Büro’nun özel hayatı şöyle dursun bu defa Moda’dayız. Ben Moda’yı çok severim laf aramızda. Hemen ileride Barış Manço Müzesi olan sokakta bir cinayet işleniyor. Öldürülen bir jeoloji profesörü ve genç karısı. Dine inanmadığını sesli söyleme gafletini gösteren bir bilim adamı. Katil profesörü öldürüp, yanına bir seccade bırakıyor! Ve bir Kur’an!! Ve siyah bir tesbih!!! Bu ne anlama geliyor? Yoksa bir şaşırtmaca mı?
Ekip hemen olay yerine, oradan da üniversiteye gidiyor, sorup soruşturmak için. O da ne! Üniversite toz duman! Olaylar olaylar! Sakallı öğrenciler bahçede toplanmış. Hep bir ağızdan tekbir getiriyorlar. Çevik Kuvvet de gelmiş ama tuhaftır olaya müdahale etmiyor.
Grup bağırıyor “Ateistler cehenneme!”
Derken taşlar sopalar havada uçuşmaya başlıyor.
Olaylar ilerlerken öldürülen profesörün çok önemli bir fay hattını keşfettiği ortaya çıkıyor. Eyvah!!! Kentsel dönüşüm adı altındaki ranta çomak sokanı bu devirde ne yapmazlar!
Sorarım size?
Elimizde iki ölü, dinciler ve rantçılar; kitap bize bakıyor biz satırlara. Bırakabilirsen bırak elinden
Tüm bu çok bilinmeyenli denklemi çözmek için uygun adım okuyoruz arkadaşlar lay la lay lay lay…
Kısacası okuyun arkadaşlar.
Moda CinayetleriÇağatay Yaşmut