Başta sıkılırım sandım ama devam ettikçe bağlandım sanki. Kitap, baştan sona iki kişinin diyaloglarıyla geçiyor. Gittikçe tatlı sohbet sizi de sarıyor. Anlattıkları olaylardan çok, galiba dost oluşlarını sevdim ben. Çünkü Rosella'nın da dediği gibi, yalnızlığı bilenler tanır birbirini. Bu yüzden, özellikle arkadaşı pek olmayanların daha çok sevecegini düşünüyorum.
İçeriği; Yaşlı ve yahudi bir alman kadını olan Rosella, haftada bir gün kendisiyle Türkçe konuşacak birini bulmak icin gazeteye ilan verir. Kendisi Nazilerin Almanya'da yahudilere zulmetmeye başlamasından hemen önce, kocasının İstanbul'daki ailesinin yanına sığınmıştır. Savaş bitince geri dönmüştür ama hep İstanbul hasreti çekmiştir. Türkçe konuşacak kişiyi de o günleri tekrar konuşabilmek, unutmamak için istemiştir. İlan üzerine görüşmeye genç Türk kızı Pelin işi kabul eder ve haftalık ziyaretlerine başlar. Başta para için başladıysa da gittikçe yaşlı kadını sever ve aralarında güzel bir dostluk oluşur.