"Çünkü kimse suçluluğuyla yüzleşmek istemez."
"Eski bir çiftlik, ıssız bir arazi, geçmişten gelen karanlık bir sır. Ve onun doğurduğu ölümcül sonuçlar..."
Merhabalar herkese... Kalemini sevdiğim yazarlardan Charlotte Link'in Öteki Çocuk adlı kitabının kendimce incelemesiyle buradayım. Fakat nereden başlayayım, nasıl devam edeyim, bu son derece etkileyici ve yürek parçalayıcı kitabın tesiri altında kaldığımı ne tür cümlelerle anlatayım bilemiyorum. Tam olarak okuru kıskacına alan romanlardan ve gerçekten de çok katmanlı ve büyülü bir atmosferi var.
Kitabın konusu; Yorkshire'ın bir sahil kasabası olan Scorborough'da vahşice katledilmiş olan Amy Mills'in cesedi bulunur. Polis aylarca araştırma yapar fakat ne elle tutulur bir kanıta ne de bir şüpheliye ulaşılır. Ta ki kasaba halkını sarsan yeni bir cinayet işlenene kadar. Bu seferki kurban Fiona Barnes adında yaşlı bir kadındır. Suçun işlenme biçimi bariz benzerlikler göstermektedir. Soruşturmayı yürüten dedektif Valeri Almond bu iki cinayet arasında bir bağ olduğuna inanır ve ikinci kurbanın ailesinin geçmişinin derinliklerine inmeye başlar. Öte yandan tesadüf eseri ortaya çıkan mektuplar öykünün elli yıl kadar geriye gittiğini gösterir. Londra'nın Naziler tarafından bombalandığı günlerde beş yaşında kimsesiz bir çocuk yanında kendinden birkaç yaş büyük bir kızla Scorborough'ya tahliye edilmiştir. Adının Brian olduğu bilinen bu çocuk "Hiç Kimse" olarak adlandırılır. Peki bu olaylar eninde sonunda nereye bağlanacaktır?
Kitabı okurken bu bitmez heyecanı sürekli olarak kalbimde duyumsadım. Kitabın içeriği hakkında birşeyler daha yazmak istiyorum. Londra'dan Beckett'ların çiftliğine tahliye edilen 11 yaşındaki Fiona, yanında istemeden de olsa trene birlikte bindikleri ve tüm ailesini bombalama sonucu kaybeden Brian'ı da getirir. Fakat Fiona bu çocuktan hiç hoşlanmaz ve onu hep ayak bağı olarak görür. Öte yandan çocuk Fiona'yı hep bir umut olarak görür ve onu adeta taparcasına sever. Çiftlikte Arvin, eşi Emma ve çocukları Chad vardır. Fiona Chad'e aşık olur. Emma Brian'ı kendi çocuğu gibi benimser. Onu hiçbir yere göndermek istemez. Chad ve Fiona Brian'ı aralarına almaz ve onunla ilgilenmezler ve birde üstüne üstlük çocuğa "Hiç Kimse" adını verirler. Fiona savaş bitince Londra'ya döner ama çiftlikle ve Chad ile bağlarını hiç koparmaz. Yıllar sonra çiftliğe geri döndüğünde Emma'nın öldüğünü ve Brian'ın sadist ve vahşi bir adama verildiğini öğrenir. Ve Chad ya da o Brian için hiçbir şey yapmazlar.
Chad ve Fiona bu suçluluğu ömür boyu çekecekler midir?
Bu suçluluk ne tür ölümcül sonuçlara yol açacaktır?
Kitap, Chad'in kızı Gwen tarafından ortaya çıkarılan mektuplarla günümüz anlatımıyla paralel ilerliyor. Fiona Chad ile evlenemese de onu hiç unutamıyor ve hep ona yakın yaşıyor. İkisi de başka evlilik yapıyorlar. Fiona hep Chad'in her koşulda yanıbaşında. Tabi bu durum Gwen'de eksi sonuçlara neden oluyor. Fiona'nın bir kızı oluyor fakat kızı olumsuz gelişmeler sebebiyle ölüyor. Geriye torunu Leslie kalıyor. O da yeni boşanmış bir doktor ve olayların çözülmesinde rolü büyük. Öte yandan Chad'in kızı Gwen; yalnız, içine kapanık, asosyal, her erkek tarafından reddedilen, herşeyi içine atan, türlü duygulardan yoksun soğuk bir genç kadın ve babasıyla beraber çiftlikte yaşıyor. Dave Tanner adındaki bir adam onunla evlenmek istiyor ama işler felaket karışıyor. Nişan gecesi Fiona, Dave'in dolandırıcı ve çiftliğe göz diken, Gwen'i zerre umursamayan bir adam olduğunu sivri bir dille söylüyor. Aynı gece de vahşi bir şekilde öldürülüyor. Dedektif Valeri ve torun Leslie iz sürüyorlar. Spoi olmaması adına daha fazla detay vermek istemiyorum. Ama bu çetrefilli romanda katili doğru tahmin ettim. Brian'la ve geçmişte yaşananlarla bugünün bağı ne?
Gerçekten çok etkilendiğim, büyüleyen bir kitap oldu. Her sayfayı heyecanla çevirdim. Yazarın daha önce Esrarengiz Kadın adlı romanını okumuştum. Oradaki bir karakterle Gwen karakteri çok benzerlik gösteriyor. O kitabı da güzeldi ama bu ayrı bir efsaneydi. Sadece ufak bir eleştirim olacak Amy Mills'in katili tam olarak açıklanmadı. Onun haricinde bölümlerin ilerlemesi, olay akışları, kurgu paralel hikayeler, karakterlerin psikolojik tahlilleri detaylı anlatımlarla okuru tatmin ediyor. Dili de sade akıcı ve sürükleyiciydi. Gerçekten ustaca yazılmış bir psikolojik gerilim. Polisiye unsurlar azdı dedektif de konuların bayağı dışında kalmış olsa da merak duygusu bunun üzerini örttü. Betimlemeler de o kadar gerçekçiydi ki orada bulunuyor gibi hissediyor insan. Baştan sona kadar tempo düşmedi ve kitap beni içine çekti. Ve bir kez daha anladım ki hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor. Psikolojik gerilim türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
Kitaplarla ve güzelliklerle kalın.:)
Sevgiyle.<3