Bir solukta okuduğum bir kitap oldu. Sizi yormayan yalın anlatımlarıyla nasıl bittiğini anlamayacağınız polisiye diyebilirim.
Herşey en başında anlatılıyor zaten. Tersten giden kitaplar ayrı bir ilgimi çeker. Bilmem kaç sene önce okuduğum, hala unutmadığım Ölü Zaman HikayesiTekin Budakoğlu kitabını da çok sevmiştim.
Standart zamane namus meseleleri. Kimin ne için öldüğü, öldürüldüğü belli olmayan. Burada da suçu kanıtlanmamış bir kişiyi kurban eden yani kendi kafasına göre yargı dağıtan ikiz bir kardeş çıktı karşımıza.
Kitabın 89. sayfasında şöyle bir cümle geçiyor :
- Özellikle de işleneceği böylesine açıkça duyurulmuş Bir cinayetin hiçbir aksilikle karşılaşmadan gerçekleşmesi yolunda hayatın edebiyatta bile görülmeyen onca rastlantıdan yararlanmış olması ona büyük bir haksızlık gibi görünmüştü.
Böyle açık, oradaki toplumun birbirini bu denli biliyor, tanıyor olmasına rağmen nasıl bu kişi duymadan böyle gidiyor bana tuhaf geldi. Sanırım işte tamda burada kader kavramı devreye giriyor.
Kitaptan okuduklarım kadarıyla bende haksız yere bir canın yok olduğunu düşünüyorum. Toplumumuzda da yani gerçek yaşamda da böyle örnekler zaten fazlasıyla yok mu?
Başka ne söylenebilir ki...
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma