Puan vermedi·626 syf.····Okunma: 07 Temmuz 2024 00:00 Bu roman yengesinin yanında ızdırap içerisinde yaşayan daha sonra yatılı okula verilip mürabbiye olan Jane Eyre'nin hayatını anlatmaktadır.
İnatçı ve başına buyruk karakterin zorlukla geçen hayatını bunun yanında dengesiz aşkını okumak isteyene tavsiye ederim.
İngiliz romanı Jane Eyre'nin hacimli olmasına rağmen akıcı cümleleriyle kolay okunduğunu düşünüyorum.
(Roman hakkında detaylar yazacağım)
Yukarıdaki cümlemde geçen "dengesiz aşk"ı anlatmaya çalışacağım.
Jane Eyre ve Rochester arasında dillere destan bir sevgi durumu söz konusuyken Roshester'ın deli bir kadınla evli olduğundan Jane Eyre ile evlenemediğini kitabı okuyanlar bilir. Daha sonra Jane Eyre'nin kaçması ve tekrar Rochester'a geri dönmesini de biliyorsunuz.
Benim dengesiz bulduğum kısım aslında burası.
Rochester her türlü açıklamada bulunmuşken Jane Eyre'nin gidişi doğru mu? Hadi gitti diyelim bir adama aylarca acı çektirip hiçbir şey olmamış gibi geri dönmesinde haklı mıydı? Hadi döndü diyelim "Rochester'ın karşısına çıkmak için şuanlık erken" tabirleri beni benden aldı. Hayır neyi bekleyeceksin adamın biraz daha kahrolmasını mı? Rochester'ın karşısına çıktıktan sonra da aklı sıra kendini kıskandırmaya çalışıyor neymiş efendim karanlık düşüncelerini öfke duygusuyla arındırdırmak istiyormuş. Açıkcası bu tür kısımlar bana şımarıklık dışında başka bir şeyi anımsatmadı. Bazı kısımlarda Jane Eyre'nin duruşu örnek alınabilicek olsa da çoğunlukla "kendi istediğimi yaparım" düşüncesiyle bencilleştiği oldu bence.
Roschester'ın hayatı vs. saf dışı bırakılıp sadece Jane Eyre ile konuşmalarına bakılınca gerçekten hayran kaldığımı söyleyebilirim. Basitlikten tamamıyla uzak cümleler kurmaları, birbirinden alakasız kelimeleri nizama sokmaları gerçekten hoşuma gidiyor. Yeri geldiğinde bu durumu abartsalarda günümüzdeki konuşmaların basitliğini gözler önüne seriyorlardı. Dünya klasiği olan romanların ortak dili de denilebilir sanki.
Jane Eyre'nin yengesi ölüm döşeğinde iken Eyre'nin tutumana değinmek istiyorum. Kendimi onun yerine koyunca o kadar yumuşak davranabileceğimden emin olamadım. Bir insan ölüm döşeğinde olsa dahi yapılan zorbalıklar, karanlık geceler, kimsesizlik duygusu kolay kolay telafi edilecek şeyler değildir bence. Kısacası yengesi o durumda iken "ne hali varsa görsün" deyip kısa bir ziyaretten sonra ölümünü bile beklemeden ayrılması şuanki bene daha yakın gelirdi. Eyre'nin davranışını fazla merhametli buldum. Bu tutumu acaba gerekli miydi emin değilim.
Son olarak Roschester'ın yanından kaçıp o kadar köy içerisinde o kadar ev içerisinden denk geldiği yerin hala kardeşlerinin evi olmasını Türk dizilerine yaraşır bir tesadüf olarak gördüm. Yazar bu kısmı daha farklı bir şekilde (önceden bir mektupla kuzenleri olduğunu öğrenip onların evine bilinçli gitmesi gibi bir senaryo) yazabilirdi bence. Bunun haricinde aralarında oluşan akrabalık, samimiyet, ev ortamı yazar tarafından güzel şekilde aktarılmış ve bağlantı kurulmuştur bence.
Ve bu cümlelerim ile incelememi sonlandırmak istiyorum.