·200 syf.····Okunma: 07 Temmuz 2024 16:38 Kitabın sayfalarını her çevirişimde içimdeki huzursuzluk hissi de büyüyüp yayılmaya devam etti.
İnsanlar böyle mi gerçekten? Evlilik böyle bir şey mi? diye sorgulayıp durdum. Evet, masallardaki gibi bir evlilik beklentisi olmamalı kimsenin ancak bu üç farklı evlilik de... Korkutucu!
Birbirinden yalnız, birbirinden farklı altı insan.
Emin ve Hülya
Ekrem ve Sevgi
Ethem ve Nurten
Yanlış evlilikler, mutsuz geçen bir ömür.
Emin ve Hülya... Başkalarını severken birbirlerine eş olmuş iki insan. Zamanla duvarlar örmüş yalnızlaşmış iki kalp. Onlardan hikâyelerini okuyunca nasıl nefret edebilir ki insan? O da haklı demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.
Ekrem ve Sevgi... Bastırılmış bir durumun mahvettiği bir evlilik. Bazen korkularımız uğruna yıllarımızı harcıyoruz.
Ethem ve Nurten... Bambaşka iki insan. Nurten saf, temiz, kendi hâlinde bir kadın. Ethem de iyi aslında, çocuklarını da eşini de seviyor ama gösteremiyor. Sevilmemiş bir insan nereden bilsin sevgisini göstermeyi? Onunki de o hesap işte.
"Ağlama artık Ethem, ben senin annen olurum" dedi. "Sen de bana baba ol" dedi.
Sonunda birilerinin konuşup da insanın içinde sıkışıp kalmış sırlar yumağından bir ipliğin meydana çıkmasının hemen ardından Nurten'in bu sözleri ilaç gibi geldi. Sadece bana değil onlara da...
Bir de Kâzım Baba ve Mürüvvet var. Baba ve anne olmuş iki insanın yıllarca içlerinde sakladıkları kırgınlık, öfke, pişmanlık, mutsuzluk büyüyüp çocuklarına da sirayet etmiş. Emin de, Ethem de, Ekrem de üstüne düşen bütün bu mutsuzluğu çocukluktan sırtlanmışlar.
Kitap gerçek hayatın bir aynası gibi âdeta. Ben çok beğenerek okudum. İlginizi çekerse eğer kesinlikle alıp okumanızı tavsiye ederim.
Bütün sorunlarımız aslında konuşup kendimizi karşıdakine anlatamadığımız için ortay çıkıyor. Bir konuşsak belki daha mutlu bir hayatımız olur.