Söz değil, yaşadılar. Yüreklerindeki sevgiye hayatları ile imza attılar. Onlar da birilerinin çiğerparesi idi. Onların da, o günden sonra başına yastığında yer kalmayan anneleri vardı, evleri, sokakları, aşkları, arkadaşları vardı. Arkalarına bakmadan yürüdüler. Kendileri için değil başkaları için yaşadılar.
Kimdi bunlar? Adları bilinsin, arkalarından methiyeler okunsun istemediler. Ama yine de meçhul oldukları söylenemezdi. Zira, ayaklarını bastıkları toprak, uğruna baş koydukları dava, tuttukları bayrak belliydi. Onlar tarih boyu insanlığın yüz akı olan bir anlayışın, çalışkanlığın, güzel ahlakın, emniyetin, güvenin günümüzdeki temsilcileriydi.
"Benefşe" onların hayatlarını anlatmaya çalıştı. Bundaki aczini itirafı, hem kendi yetersizliğinden hem de o hayatların ancak yaşanabilir olmasından, kelimelerin, yüreklerdeki o sızıyı, o sevgiyi, o fedakârlığı tarifte yetersiz kalmasındandır.
Benefşe onların kahramanlık ahlakıyla yaşadıkları hayata duyulan hayranlığın ifadesi ve tarihe altın harflerle yazılacak o büyük gayrete küçük bir selamdır.