Gönderi

10/10
·64 syf.··
2024 83. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2024 23:23
Diyalog pek çok kitap için kullanılan bir tarz. Felsefe kitapları, roman, tiyatro eseri. Bir diyalog benim için biraz da yazarın kendi kapasitesi ve eleştiri kabiliyeti ile ilgili bir yazım tarzı. Çünkü kendin işe satranç oynamaya benzer bir durum. Zweig’ın sevdiğim eseri Satranç’daki kahraman gibi bir hamleler bütünü. Bir damıtılmış kitabı okumak bazen zor olsa da bu küçük ve fakat yoğun damıtılmış bu diyaloğu okumak eğlenceli ve sorgulatıcıydı. Sorgu diyorum çünkü kitap cevaplar verirken başka bir sürü soru sormamıza neden oluyor. Düşünce akışı tüm metne bakınca bir bütünlük oluşturuyor ama ayrı ayrı cümlelerin herbiri birer aforizma kıvamında. Sokrates’in en sevdiği metotlardan biri olan soru cevap şeklinde bir metin. Varoluşsal bir sorgulama ve bir anlam kavgasının yaşandığı bir diyalog elbette metafiziksel unsurlar içerir. Ve bu unsurlara verilen cevaplar kadim felsefeciler ve diğer tüm insanların sordukları sorulardır. Hayatın anlamı var mıdır? “Yaşamın, dünyanın ya da evrenin “kendinde” bir anlamı yoktur.” Bilinç nedir? “Bilinç ya da zihin, öznesi olmayan çeşitli algı, düşünce ve duyguların yığınından ibarettir. Bir tarafa bunlar, bir turafta da bunlara sahip olan birisi yani bir “benlik” yoktur. Benlik yoktur ama sizler varmış gibi hissedersiniz. Benlik yoktur ama benlik yanılsaması yaşarlar.” Özgür irade var mıdır? “Aslında özgür irade yanılsaması, benlik yanılsamasının bir parçası ya da türevidir. Birisinin herhangi bir seçimi ya da kararı genetik miras, yaşam deneyimleri, verili koşullar ve planlaşmış hedefler gibi bir yığın şeyin etkileşiminin sonucudur.” “Ben” neyi tanımlar? “Varoluşun her anında “ben” oluşum halindedir. Ve bilinç, “ben”in ölçüsünü verir. Ne kadar bilinç varsa, “ben” de o kadardır.” Bunun gibi sorulara kısa bir iki cümlelik cevaplar sizi yanıltmasın her bir cevabın altında referans verdiği bir sürü felsefeci ve onun görüşü yer alıyor. Nedwn bu referanslar daha çok felsefecileri içeriyor diye soruyorsanız cevap net. Bilim de bu soruları sormuş ama verdiği cevaplar gerçeklik ve deney kabiliyeti doğrultusunda olduğu için ancak belli bir sınır içinde kalmış oysa bir filozof her şeyden bedlenir. Bir çok veriden beslenir. Mitoloji bilim antropoloji vs. Ve ortaya bir sentez ve doktirin çıkarır. Kadim soruların cevapları insan doğasına uygun çok sesli ve çeşitlidir. Biyolojik bir varlık olarak biz en çok sudan oluştuğumuz için tüm kimyamız ve bilincimiz elbette akışkanlar dinamiğine uygun bir varoluş sergiler. Yani “Benlik, her bir deneyimle birlikte ortaya çıkan ve sonra da yok olan geçici bir izlenimdir. Aslında kimileriniz bunun farkındadır ve hayat boyunca aynı kişi olmadıklarını bilirler.” Bu akışkan süreçte verilen tüm cevaplar bir olasılık halinde bulunur ve biz o şekilsiz kesin olmayan cevaplar içinde yüzerken çevremiz ile etikleşim halinde kendimizi yontarız. Ama elbette yaşanan bu süreç ömür boyu devam eder. “Kimse kendi benliğini algılayamaz. İçe bakışla kendi düşünce ve duygularını yakalayabilir ama bu düşünceleri düşünen birini, bu duygularla duygulanan birini yakalayamaz. Çünkü, deyim yerindeyse, av aynı zamanda avcının kendisidir, bu yüzden ben, “ben”i yakalayamaz.” Sorduğu pek çok soru yanında verdiği cevaplar da elbette bir süzgeçten geçen cevaplardır. Bu süzgeçi ben beğendim. Özellikle değerler teorisi adına para ile ilgili cümlesini:”Para, en düşük değeri de, en yüksek değeri de tek bir değer formuna indirgeyerek aynı düzeye yerleştirir, yani değerler arasındaki farkı ortadan kaldırır. Para tüm nitelikleri niceliğe indirger.” Kötülük probleminden nihilizm çıkarımına kadar oldukça geniş yelpazede bir aforizma yansıması diyaloğu kefiyle okudum. Umarım siz de beğenirsiniz…
Edebiyat
Hades’te Bir GeceOğuz İnel · Metis Yayınları · 037 okunma
·
925 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.