Yalnızlık Üzerine Bir Bilimkurgu Romanı
Kitabın ilk kısmı öylesine yoğun ve şiirsel ki bölüm bittiğinde yeniden okudum. Yannız’ın o dipsiz yalnızlığını okumak içimi parçaladı. Aslında Yannız zihinsel olarak yalnızlığı tanımlayacak yapıda değil ama Evelyn ile tanıştığında ikisi arasında bir erkek ile bir kadının yaşayabileceklerinin ötesinde bir bağ kuruluyor. Bu bağ Yannız’ın hayvanca yaşayan bir aptal olmaktan çıkıp insan olmak için attığı ilk adım.
Dolayısıyla bu bağın vahşice koparılması, Yannız’ın içinde onun daha önce hissetmediği bir boşluk yaratıyor.
Sturgeon muhteşem aptalı, Evelyn’i, onun ablası Alicia’yı, zalim babasını anlatırken bizi büyülü bir masalın içine çekiyor. Bu masalın içinde çok acı var. Hatırladıkça gözlerimi buğulandıran keskin ve derin acılar. Ama umut da var bu ilk bölümde. Çünkü muhteşem aptal, acılarını bir nebze dindirecek bir aile ile tanışıyor: Proddlar. Orada büyüyor, gelişiyor, kendi varlığı üzerine düşünüyor ve bir isim sahibi oluyor: Yannız (özgün metinde Lone).
İncelemenin tamamı için: kayiprihtim.com/inceleme/insand...