İnsandan Öte; özgün fikrinden güç alan konusu, farklı yetenekleri işleyen hikayesi ve insan evrimini, etik ikilemleri, ahlak kurallarını, yalnızlığı, izolasyonu, değer görme ihtiyacını temel alan temasıyla dikkat çekici bir kitaptı. Ancak, etkileyici ve merak uyandırıcı bir fikrin anlatım üslubundaki dağınıklık ve yer yer sayıklamayı andıran ifadeler; hikayeye tam olarak dahil olmamı, dolayısıyla okuma akışımı sürdürmemi zorlaştırdı.
Yine de birbirinden farklı bireylerin zihinsel bütünlüğe ulaşıp tek bir organizma gibi işlev görmesi anlamına gelen “Homo Gestalt” kavramı, psikolojik dinamikler ve zihinsel sorgulamalar açısından oldukça özgün ve düşündürücü bir yapı sunduğunu söyleyebilirim.
Yannız (orijinal adıyla Lone); doğduğundan beri insanlardan izole yaşamış, kimse tarafından fark edilmeyen ancak sıra dışı yeteneklere sahip bir karakterdir. Ormanda yaşadığı bir olay, onun Çiftçi Prodd ve eşiyle tanışmasına, dolayısıyla ilk kez bir yere ait hissetmesine neden olur. Bu karşılaşma, iletişim kurma sürecinin başlangıcı olurken; zihniyle eşyaları hareket ettirebilen Janie, istedikleri yere ışınlanabilen ikizler, konuşmasa da her sorunun cevabını bilen bebek ve sonradan aralarına katılan, öfke ve güvensizlik duygularıyla şekillenmiş Gery’nin dahil olmasıyla hikâye derinleşir.
Farkında olmadan zihinsel bütünlüğe ulaşan bu grup, toplumun dayandığı ahlaki ilkelerin ötesinde, yeni bir organizma oluşturur. Bu durum ise insan evriminin bir sonraki basamağına dair güçlü bir sorgulama ortaya koyacaktır.
Farklı işlevlere sahip bireylerin zihinsel simbiyozla “Homo Gestalt”a erişmesi, kişilerarası etkileşim ve içsel çatışmalara odaklanan kurgusu ile İnsandan Öte, fikrinin gücü sayesinde ilgi çekici bir kitap olsa da; anlatım tarzı bakımından herkesin kolaylıkla bağ kuramayacağı