Gönderi

Selimi kendine yabancılaştırdılar ve tutundurmadılar.
10/10
·724 syf.··
2024 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2024 17:02
Ne yazarsam yazayım tam olarak istediğimi aktarmayacağımı biliyorum fakat çabalayacağım. Hiç okumamış olmama rağmen Oğuz Atay'a karşı bir ilgim vardı hep. Nedenini o zamanlar ben de bilmiyordum. Fakat Tutunamayanlar'ı okuyunca anladım. Bu kitabın "oyununa" gelip beni kendi içine çekmesine izin verdim. Bitirdikten sonra hatta bitirmeden de önce bir daha asla ilk defa okumanın hissini alamayacağımı hissettiğim ve üzüldüğüm bir kitap oldu benim için. Kitapları okurken not almayan biriydim fakat Tutunamayanlar'ı not alarak okudum. Yıllar sonra tekrar okuduğumda ilk okuduğumda nasıl hissettiğime dair aldığım notları tekrar okuyabilmek için... Gelelim romana, Post modernist roman olmanın yanısıra topluma dair tasvirler, eleştiriler yapmış olması bir başyapıt olması için yeterli sebepler bana kalırsa. Gerçek veya hayalin ayırdına varamadığı yerler olsa da boşlukları kendi kafamda kurmak da benim için farklı bir bakış açısına yol açtı. Selim intiharını gerçekten sakladı herkesten. O ruh hâline gelene kadar kişiliğinden parçalar kimseye göstermedi. Gösterdi fakat anlamadılar. Anlasalar da değişeceğini düşünmedi Selim. Bir yola girmişti onlarla fakat yoldan yalnızca kendisi dönecekti. Hayatı boyunca birine tutunamamış. Selim, herkes için bir "şey" olurken kimse Selim'e bir "şey" olamamış. Selim onlara katılmak için onlara ait bir şeyler için çabalarken kimse onu kabul etmemiş. Bu yüzden kimliğini gösteremedi. Kitapta geçen bir cümle var: "kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." Selim, tam olarak kendini ifade ediyor bu sözle. Sırf birileri onunla konuşsun diye birileri onu grubuna dahil etsin diye "onlar" gibi oldu. Kendini bir kenara bırakıp yalnızca onların istediği gibi yaşadı. Selim, yine diyor ki: "İncelikler yüzünden ölüyorum." Burada bahsedilen Selim, birileri de onu anlasın diye onlar gibi davranırken aslında "onlar" Selim'i 'rahatsız olursun diye, üzülme diye' gibi inceliklere reddettiler. Selim'i rahatsız eden buydu. Onu hiçbir zaman kabul etmedikleri gibi ilk fırsatta arkadasından konuşmayı sürdürdüler. En kötüsü de Selim'in bunları bilip hâlâ tutunacak bir dal aramasıydı. Turgut kendisi Selim'i fark etmediği için yakınsa da bana kalırsa Selim'i umursayan tek arkadaşıydı. Benim aklıma takılan Selim'in neden mektuplarında ya da şarkılarında Turgut'dan bahsetmemiş olmasıydı. Çünkü Turgut da bu durumdan şikayetçiydi. Belki de oyuna aykırı davrandı diye bahsetmedi. Turgut, olayların arka perdesini öğrenince zihninde bir Olric yarattı. Sırf arkadaşı Selim, nasıl hissetti diye çiçekleri bile öğrenmek istedi. Selim için bir roman oluşturdu. Unutulmasın,  güzel hatırlansın diye. O yolculuk Turgut'dan birçok şey götürse de mesela benlik gibi mesela aile gibi... birçok şey de getirdi. Arkadaşını tanıdı. Nasıl hissettiğini anladı. Onu hatırlanmaya değer biri olarak yeniden andı. Turgut da kendini feda etti diyebiliriz arkadaşı uğruna. Beni etkileyen bir yer daha vardı. Selim, ölümümü gazeteden öğrenmek istemiyorum diye bir cümle kullanıyor. Daha da kötüsü Selim, ölümünü bilmeyenler bile vardı. Selim'i ölümünde bile mutlu edemeyen arkadaşları vardı. Fakat çabalayan tek kişi Turgut idi. Selim o kadar başkaları tarafından esir altındaydı ki düşüncesinde bile ona rahat vermediklerini düşünüyordu ve bunun üzerine aptalca sırıtıyorlar yerine gülümsüyorlar diyebiliyor. Selim'i kendine yabancılaştıradılar. Hakkında yazılması gereken o kadar şey var ki fakat ne yazık ki tamamını ifade edebileceğimi bu bilgimle düşünmüyorum. Yıllar sonra tekrar okuduğumda olduğumdan daha fazlası olabileceğimi düşünüyorum. Son olarak tutunabilecek herhangi bir "şey" bulabilmeniz dileğiyle.
Edebiyat & Roman
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.