Gönderi

Ezilmiş Bir Gül Hüznü ve Şiir
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
Kendisi yaşayan en büyük lirik şairlerimizden biri bence. Sanatını çok sevmekle beraber özellikle basit ve derin kelimelerin ahengiyle oluşturulmuş dizelerinde uzun uzun duvara bakmaklar hissi yaratır bende. Can teline dokunan o cümleleri, insanı, var oluşun derin kuyularında seyre çıkartır. Keşfi kısa olmayan bu seyirlerden her dönüşünüzde kendinize ait yaralar görürsünüz. Bazen bazı şairlerin şiirlerinde şöyle bir kalırsınız; nefesiniz yavaşlamaya, ciğeriniz yanmaya, olanı ve olmayanı sorgulamaya başlarsınız ya işte tam o türden şiirlerdir onun şiirleri. Acıyı, aşkı, güzelliği, barışı, yalnızlığı ve daha pek çok konuyu ele aldığı şiirlerinde yalın ve derinlikli bir üslup kullanır. İnsana dair olan hüznü, acıyı, sevinci, özlemi barındıran şiirlerini okurken kendinizi bulmanız epey mümkündür. Seni, beni, bizi anlatır. Bunu da çok sade ve duru bir şekilde yapar. Kitabın ilk şiiri "Ömrümü Böyle Uzatıyorum" şiiridir. "Kimseleri kıskanmıyorum artık kimselere gücenmiyorum Gerilerde kaldı, çok gerilerde Hayatın yüreğime verdiği acı..." der ve ekler: "Yeni bir gülümseme edindim yüzüme" Ömrünü böyle uzattığını söyler şair. Hayatın ve insanların merhametsiz yüzüyle karşılaşmış olsa gerek ki bu acı onda, kendini, bir gülümsemeyle tekrar inşa etmesini sağlamıştır. Öyle ya, insan değişmeye mecbur kalır bazen. Hayata baktığı pencereyi bu dizelerle anlatırken bu hayat görüşünü, birkaç sayfa sonraki şiiri "Ağaran Bir Suyum"da şu can alıcı dizelerle dile getirir: "Eskiden her konuda konuşurdum istekle Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi" Bu biraz büyümektir, biraz da vazgeçiş... Aşktan, ölümden ve ayrılıktan çokça bahseder. Belki de en güzel işlediği temalardır bunlar. "Ayrılık herkesin kapısını çalar bir gün" diyerek o kaçınılmaz gerçeği çarpar suratımıza. Şiirlerinde sanatının gelişiminin yanı sıra ruhunun derinliğini de görürüz. Nahifliğinin, zayıflığının, anlayışlılığının, hassa bir yüreğe sahip oluşunun dizelerinde bıraktığı derin ve sızılı izler, satırlardan yüreğimize taşar. Onları anlamaya ve hissetmeye hisli yürekler lazımdır. Bu derin mana yüklü dizeleri anlamamak mı daha acı vericidir yoksa anlayıp da hakikatin ve hüznün bu çarpıcı soğuğunda üşümek mi bilemiyorum. Fakat hislerime bu denli tercüman olan bir şairi okumak, her nefes almak isteyişimde kaçtığım bir manzarayı izlemek gibi. Mesela "anlamakla katlanmak arasında tükendim..." kendimi arayıp da bulduğum bir cümle. Postacı filminde (II Postino) meşhur bir replik vardır: - Şiir, onu yazana değil, ona ihtiyacı olana aittir." diye. İşte bu görüşü benimseyen biri olarak ömrümü, Şükrü Erbaş'ın Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları şiirini kullanarak geçirebilirim. Bir şiir ancak bu kadar güzel olabilir, diyorum. Dönüp dönüp usanmadan okuyorum. Daha ziyade bir düzyazı formunda olan bu şiirin her dizesi bence kırk hasreti alnından vurur cinsinden.* Güz gelince herkesin ağzından duyduğumuz o meşhur şiirdir bu. Fakat tamamını okumuş kaç insan olmuştur, merak ediyorum. Duygu ve zaaf yüklü insanı bu kadar güzel anlatan kaç şiir vardır ki? Hüzün, korku ve kırılmalarla dolu bu hayatta gerçekten de her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Ve tabii en çok acıyla, umutsuzlukla, kederle anlaşılır umudun ve sevincin kıymeti. Her duyguyu yaşadığımız bu hayatta, her şeyin geçici olduğu bilincinde olduğumuz ve güzellikleri gördüğümüz bir yaşamımız olur umarım. *** "Yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir." *** "Umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece..." *** "Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?" *** "Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi, bizi değişmemek çirkinleştirir..." *** "Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde." gibi hayran kaldığım daha çok dizesiyle hayatı ve kendimi bulduğum bir liman oldu benim için. Kıymetini bilecek her insana tavsiye etmeyi de ihmal etmiyorum.
Edebiyat
Bütün Şiirleri 2Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20216,9bin okunma
·
103 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.