·262 syf.····Okunma: 09 Temmuz 2024 16:17 Eduardo Galeano âdeta bir modern zaman meddahı gibi. Anlattığı kısacık hikâyelerin neredeyse tümü gerçek hayattan kesitler. Tarih, siyaset, mitoloji, efsane, futbol, günlük hayat derken hemen her konuda anlatacak bir şeyleri var Galeano’nun.
Hikâye Avcısı’nı okumaya başladığımda başlarda konunun içine pek giremedim. Fakat sayfalar geçtikçe üslubu çok hoşuma gitmeye başladı. Galeano bizden biri; halkın içinden bir ses, her şeyden evvel cesur bir insan. Ülkesinin sıkıntılarını, yaşadığı siyasi çalkantıları, futbolu, Güney Amerika’nın diğer ülkelerinde yaşanan trajedileri, hatta kıtanın ötesinde bambaşka ülkelerde yaşanan iç savaşları dahi anlatıyor. Engin bilgisini hikâye anlatmadaki maharetiyle birleştirip kısa ama dopdolu yazılar kaleme alıyor. Bunu yaparken de mizahı kaleminden eksik etmiyor. Hemen her kitabında da bu tarzı devam ettiriyor diyebiliriz.
Kitap aslında deneme türünde kabul ediliyor. Ben henüz okumadan, şöyle bir göz gezdirmişken kitabı küçürek hikâye türünde zannetmiştim. Bazı parçalar direkt deneme diyebiliriz belki ama hikâye diyebileceğimiz de birçok yazı var. İki türü harmanlamış desek sanırım yanlış olmaz. Zaman zaman anı türüne ait özellikler de görüyoruz.
Galeano’nun anlattığı bazı olayları merak edip araştırdım. Mitoloji temelli hikâyeleri hariç diğerlerinin hep gerçek olayları anlattığını gördüm. Yer yer sert eleştirilerini de kattığı bu yazılardan Galeano ile ilgili birçok detaya ulaşabiliyorsunuz.
Galeano’nun bazı kitaplarını önceden edinmiştim. Bu kitapta atıfta bulunduğu ama bende olmayan kitaplarını da daha bu kitabı bitirmeden aldım. Yazar tüm belleğini sanki bu kitaplara kaydetmiş gibi. Anekdot okumayı seven okurların Galeano’ya hayran olacağını düşünüyorum.