Ziyaret kültünün gelişmesine paralel olarak Sünni gelenekte insanlara kabir ziyaretinin adabını öğreten ve ziyaret edilmesi gereken yerleri konu alan eserler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu eserler incelendiğinde ziyaret kültünün özellikle Şam, Mısır ve Anadolu'da yaygınlaştığı görülmektedir. Daha 4./10. yüzyılda İbn Havrânî, Şam'da bulunan sahabe, tabiîn, ulema, zahid ve evliyanın ziyaret edilmesi gereken kabirlerini konu alan bir eser kaleme almıştır.⁹⁴ 7./13. yüzyılda tasavvufun kaydettiği gelişimin ziyaret kültünün yaygınlaşmasında oldukça etkili olduğu gözlemlenmektedir. Bu asırda yaşayan Herevî, kaleme aldığı eserde, Şam'ın yanında Anadolu ziyaretgâhları hakkında verdiği bilgilerle, bölgede ziyaret kültünün ne derece geliştiğini gözler önüne sermektedir.⁹⁵ Yine bu yüzyılda Mısır'da özellikle sufiler arasında ziyaret kültü çok yaygınlaşmıştır.⁹⁶ Muvaffakuddin b. Osman'ın kaleme aldığı eser bu yaygınlığa işaret etmektedir. Onun eserinde, kaleme alınan benzer eserlerde olduğu gibi, ziyaret edilmesi gereken yerlerin çoğunluğunu tasavvufa mensup kişilerin kabirleri oluşturmaktadır. Ancak onun birçok fakihin kabrini de ziyaret edilmesi gereken mekânlar arasında zikretmesinden, kabir ziyaretlerine en yoğun eleştirileri yönelten fukaha kesiminden kişilerin kabirlerinin de bir ziyaretgâh haline getirildiği anlaşılmaktadır.⁹⁷
Ziyaret kültünün yaygınlaşması, yaygınlaşmasıyla doğru orantılı bir şekilde, bu uygulamaya yönelik tepkilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Yaygınlaşma arttıkça tepki gösterenlerin sayısı ve tepkilerinin dozu da yükselmiştir. Ulemanın tepkisi hem kabirlere yüklenen anlama hem de oralarda icra edilen uygulamalara yöneliktir. Kabirlerde yatan kişilerden bereket alma düşüncesi, zihinsel anlamda kabirlerin kutsal mekânlara dönüşmesine olanak sağlamıştır.⁹⁸ Fukahanın tepkisi esas itibariyle kabirlerin kutsal mekânlara dönüştürülmesine olmuştur. Sünâmî'nin kabirlerin kutsal bir yermiş gibi kabul edilip oralara Kâbe gibi önem verilmesinin uygun olmadığı dile getirmesi, halk nezdinde bu inancın oldukça ileri boyutlara ulaştığını göstermektedir.⁹⁹ İnsanlarda böyle bir inancın oluşması, kabir ve türbelerde teberrüken namaz kılmak, Kur'an okumak, onların etrafında tavaf etmek, mum yakmak, onları öpmek, mesh etmek, oraların toprağına bulanmak, oralarda yatan kişilerden yardım istemek gibi ziyaretgâhlara has birtakım ritüellerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.¹⁰⁰
⁹⁴ Osman b. Ahmed es-Suveydî İbnu'l-Havrânî, el-İşârât ilâ Emâkini'z-Ziyârât, tah. Bessam Abdulvehhab Cabi, (Dımaşk: Mektebu'l-Gazzali, 1981), s. 3-4.
⁹⁵ Herevî, Anadolu'da Afyon, Kayseri, Konya, Divriği, Elbistan, Malatya, Mardin, Diyarbakır, Harran, Meyyâfârikin (Silvan'ın eski adı), Habur şehirlerindeki çok sayıda türbeyi ziyaret mekânı olarak zikreder. Bkz. Abu'l-Hasan Ali b. Abi Bakr al-Harawi, Guide des Lieux de Pelerinage (Kitâbu'l-İşârât ilâ Ma'rifeti'z-Ziyârât), çev. Janine Sourdel-Thomine, (Damas: Institut Français de Damas, 1957), s. 131-151.
⁹⁶ Boaz Shoshan, Popular Culture in Medieval Cairo, (Cambridge: Cambridge University, 1993), s. 21-22.
⁹⁷ Bkz. Muvaffakuddîn b. Osman, Murşidu'z-Zuvvâr ilâ Kubûri'l-Ebrâr, tah. Muhammed Fethi Ebû Bekr, (Kahire: ed-Dâru'l-Mısriyyeti'l-Lubnaniyye, 1995), s. 205-661.
⁹⁸ Kabirlerden bereket alınabileceği bazı fukaha tarafından kabul ediliyordu. bkz. İbnu'l-Hâc, el-Medhal, c. I, s. 250-257.
⁹⁹ Ömer b. Muhammed b. Avvad es-Sunâmî, Nisâbu'l-İhtisâb, tah. Merizen Saîd Merizen Asiri, (Mekke: Mektebu Talibi'l-Câmii, 1986), s. 229.
¹⁰⁰ Ulema ziyaret kültünü eleştirirken bu noktalara işaret ederek aynı zamanda halkın uygulamasının nasıl olduğuna dair bizleri aydınlatmıştır. Bkz. Ebû Abdullah Şemseddin İbn Kayyim el-Cevziyye, İgâsetu'l-Lehfân fî Mesâidi'ş-Şeytân, tah. Beşir Muhammed Uyun, (Dımaşk: Dâru'l-Beyân, 1994), c. I, s. 212, 222; et-Turkmânî, el-Luma, c. I, s. 215, 221.
Sayfa 212 - Kitap Yayınevi, İnsan ve Toplum Dizisi - 70, 2. Basım, Üçüncü Bölüm, MUVELLEH DERVİŞLERE TEPKİLER: MEDRESE-TEKKE MÜCADELESİ, Ziyaret Kültü