·180 syf.····Okunma: 10 Temmuz 2024 23:15 ''Doğduğu gün de bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın Ne olup ne olmadığını ortaya koymak'' demiş Shakespeare bu eserinde. Aldığım İngiliz dili ve edebiyatı dersinde öğrendiğim şeylerden bazıları her eserin kendi döneminden izler barındırdığı ve o döneme göre yargılamamız gerektiğiydi. Bu eseri okuyunca bunları daha iyi kavradım.
Shakespeare'in ilk okuduğum eseri nerdeyse herkesin bildiği Romeo ve Juliet olmuştu. Sonrasında yine bu ders vesilesiyle vesilesiyle Macbeth'i okudum. Başta ''Shakespeare de ne abartılıyor canım!'' diye düşünmüşken diğer İngiliz eserlerini okudukça o dönemde harika işler başardığını kavradım. O, ''Ne yazsa okurum'' diyebileceğim bir yazar.
Hamlet ,Shakespeare'in hayatındaki çok önemli iki olaydan(babasının ölümü ve kendisini koruyan kontun hapse atılması) sonra yazıldığı tahmin edilen bir eserdir. Bu iki olaydan sonra Shakespeare'in oyunlarındaki hava değişir ve kaleminin sesi kederli bir hal alır .Hamlet okuduğum 4. Shakespeare eseri ve beni en çok hüzünlendiren eseri oldu. Peşi sıra ölümler ve en yakınımızın dahi güvenini sorgulatmamıza neden olan olaylar okuru bolca düşünmeye sevk ediyor.
''Eğer bu kız soylulardan olmasaydı zor girerdi hristiyan mezarlığına
Tüh yaziklar olsun!
Yüksek tabakanın kendini asmaya hakkı var
Ama yüksek olmayan dindaşların yok!''
Örneğin bu diyalog kilisenin ikiyüzlülüğü sonucunda Hristiyanların dinlerine duyguyu güveni sorgulamaya başlamalarının bir göstergesidir.O dönemdeki ahlaki ve dinsel çöküntü ancak böyle güzel anlatılabilirdi sanırım.
HAMLET: "Ha evet, neden İngiltere'ye yolladılar?"
BİRİNCİ MEZARCI: "Neden olacak? Delirdi de ondan, akıllanacak İngiltere'de. Akıllanmasa da pek önemi yok orada.
HAMLET: "Niçin?"
BİRİNCİ MEZARCI: "Orada kimse farkına varmaz, herkes delidir orada."
Bu diyalog Shakespeare 'in İngiltere'ye yönelik bir hicvidir. Protestanlık ve Katoliklik arasındaki çatışmalar, kraliyet ailesi içindeki entrikalar ve politik çekişmeler, halkın ve sanatçıların eleştirilerine konu olmuştur. Elizabeth dönemi, bu tarz politik ve dini karışıklıkların yaşandığı bir dönemdi ve bu tür hicivler, halkın bu karışıklıklara tepkisini yansıtır. Bu ifade, İngiltere'deki sosyal ve politik durumlara bir gönderme yapıyor olabilir. Shakespeare'in eserlerinde sıkça görülen bir tema, sosyal eleştiridir. Bu diyalogda, İngiltere'nin kendi iç sorunları ve deliliği ile uğraştığı ima edilmektedir.
Edebiyat her yerdedir. Konuştuğumuz dilde, üzüntüden karaladığımız birkaç satırda ya da izlediğimiz filmde... Bir dilin edebiyatını anlayabiliyorsanız, o dili iyi biliyorsunuz demektir. Eğer İngiliz dilini anlamak istiyorsanız, Shakespeare'i anlamalısınız. Sadece çağının değil ,çağının ötesinde bir yazar. İşlediği değerler onu derslerimizde ''transcending'' (çağı aşan) bir figür olarak anmamızı mümkün kılıyor.