·97 syf.····Okunma: 11 Temmuz 2024 00:17 Merhaba sevgili okur,
Fuji-Yama, Cengiz Aytmatov ve Kaltay Muhammedcanov’un birlikte kaleme aldıkları, iki perdelik bir tiyatro oyunu. Oyunu başarılı bulamadım ama anlatılmak istenen konu çok ilgimi çekti.
Gelelim oyuna, birlikte büyüyen, birlikte savaşa katılan dört arkadaş ve eşleri Fuji-Yama’ya (Kendi söylemleriyle Kutsal Dağ) çıkarak kamp yapıp keyifli vakit geçirmek isterken, birbirlerini ve kendilerini sorgulamaya başlarlar. Öğretmenleri Ayşe Apay’ın da aralarına katılmasıyla sorgulamalar ve suçlamalar alevlenir. İkinci perdede yaşanan bir olayla karakterlerin gerçek yüzü açığa çıkmaktadır. Aytmatov’dan alışık olduğumuz üzere yorum okura bırakılmıştır.
Çokça soru var zihnimde; Sabur’un başına gelenler kimin suçudur? Savaşın kazananı olunca da insanlık için üzülmek suç mudur yoksa sadece kaybeden olmak mıdır yaralayıcı olan? Yaşanan bir zulümde dahlimiz olmasa dahi sessiz kalmak da suç sayılmaz mı? Ya çağın, düzenin adamı olmak?..
Kitap içinde geçen şu cümleler çürümeyi güzel özetliyor:
“Sesimizi kesip oturduk. Sabur’a yardıma gücümüz yeter miydi, bilmiyorum. Fakat denemeye bile kalkışmadım.”
“Ben günümüz adamıyım. Ne kahramanlık taslarım ne de başkalarının sorumlulugunu üzerime alırım.”
Kitapta Puşkin’in Mozart ve Salieri şiiri üzerinden benzetmeler yapılmış. Mozart’ın dehasını kıskanan dostu Salieri onu zehirler, fakat ondan üstün olamayacağını bildiği için çok üzgündür, hatta şöyle söylediği rivayet edilir: “Tanrım; madem bana Mozart’ın yeteneğini vermedin; bari onu anlayacak zekâyı da vermeseydin.”
Ayşe Apay’ın öğretmen gözüyle olanları hatırlayıp kendini sorgulamaları da kitapta sevdiğim kısımlardan. Bir yerde şöyle der: “Herkes okuyacak, bilinçlenecek; duru bir göldeki temiz sular gibi dingin, aydın bir yaşam başlayacak diye düşünürdüm. Oysa yaşam coşkun bir ırmağa benziyor. İşte sizler bunca şeyi öğrendiğiniz hâlde gene de durmadan tartışıyorsunuz. Aynı şeyleri, neyin iyi, neyin kötü olduğunu biz de tartışırdık. İnsan gerçeği öğrenmek, doğruyu yanlıştan ayırmak istiyor. Öğrenme sonsuzluğu sönmez insanoğlunun.”
Yer yer rahatız edici detaylar var, bu kitabın tiyatro oyunu yerine roman olmasını isterdim; o zaman düşünsel alt metin daha geniş işlenebilirdi. Kurguyu zayıf bulsam da genel olarak beğendim. Tavsiye ederim.