Puan vermedi·152 syf.··Beğendi
· Paulo Coelho’nun gerçek bir hayat örgüsüne ışık tuttuğu bu eserde olay 1.Dünya Savaşı yıllarında geçiyor. Başkahramanımız Mata Hari gerçek adıyla Margaretha Zelle varlıklı bir ailede doğmuş, çok iyi bir eğitim almış, dans eğitimiyle de kendisini her alanda geliştirmiştir hatta okul öncesi öğretmeni olarak mezun olmuştur. Özgür bir kadındır Margaretha onun istediği tüm baskıdan uzakta mutlu bir şekilde yaşamaktır. Hayatı gazetede gördüğü bir ilanla değişir. Endonezya’da subaylık yapan bir adam, evlenmek için ilan vermiştir ve Margaretha için bundan daha iyi bir fırsat yoktur. Hemen adamla tanışır ve en kısa sürede evlenirler. Ancak bu mutlulukları kısa sürer çünkü kocası değişik huyları olan ve ona kötü davranan biridir. Margaretha bu duruma dayanamaz ve kızını, kocasını terk ederek Fransa’ya kaçar. Burada hayatta kalabilmek ve hayallerini gerçekleştirmenin tek yolu :dans etmektir. Takma bir isim almakla başlar hayatına : Mata Hari. Çok cesur bir kadındır Mata Hari ve bir o kadar da güzeldir. Güzelliğin her yaşta her zaman başa bela olduğunu bir kere daha gösterir bize. Son derece savunmasız yapar onu ama Mata Hari güzel olduğu kadar zekidir de ve bu durumu kontrol etmeyi çok iyi bilir. Yıllarca adından söz ettirir, sahneler onun için yaradılmıştır sanki. Kadın erkek herkes ona hayrandır. Özellikle de erkekler…
Belki de yapmaması gereken bir şeydir bir şey diyemeyiz herkes seçtiği hayatı yaşar ama Mata Hari bu tehlikeli güzelliğini kendi amaçları için kullanmayı çok iyi bilir. Neredeyse istediği her şeye sahip bir hayat yaşar. Ama zaman geçtikçe, yaş aldıkça eski ününü kaybeder. Kendine yediremez bu durumu ve Alman bir hayranından gelen teklifi kabul eder. Ancak bu teklif düşünüldüğü kadar masum bir teklif değildir. Bahsedilen şey casusluk yapmasıdır. Bu kadar ön planda olan güzel ve zeki bir kadından daha iyi bir casus düşünülebilir mi? En nüfuzlu insanlarla tanışan, hepsinin özel hayatına hakim, belli bir yakınlık kurmuş bu kadın, biçilmiş kaftandır bu iş için. Mata Hari bu teklifi kabul etmez aslında kabul etmiş gibi davranır amacı eski ününe kavuşmaktır ona vaat edilen şeylerdir ama ülkesi bildiği Fransa’ya da ihanet etmez ve durumu Fransa’ya bildirir. Ama şanssızlığı şudur ki Fransa’da görüştüğü bu adam da aslında casustur ve Mata Hari’yi ele verir. İşler sarpa sarar ve Mata Hari bu olaydan aklanamaz ve ölüme mahkum edilir. Ellerinde yeterince delil yoktur onu mahkum etmek için ama bu savaş yıllarında nefes almak bile suçtur neredeyse. O dönemin gazetecileri şu şekilde bahseder Mata Hari’nin durumundan :” Elimizdeki deliller o kadar yetersizdi ki bir kediyi bile mahkum etmemize yetmezdi” Ama olmuştu işte Mata Hari 15 Ekim 1917 de o dik, gururlu duruşuyla , ne yaptığının bilincinde olduğu o gönül rahatlığıyla, hiçbir korku göstermeden on iki askerin önünde durur ve ölümün ellerine bırakır kendini. Denilenlere göre subaylardan sadece bir tanesi ona ateş edebilmiştir ve bir tanesi bu sahneye dayanamayarak bayılmıştır.