·392 syf.····Okunma: 14 Temmuz 2024 19:21 Bir çoğumuzun dipsiz kuyularda kaldığı kendi iç savaşını verdiği ve bir "kimlik" bunalımı yaşadığı dönemler olabiliyor . Bu aşamalardaysanız muhtemelen 30'lu yaşlar ve üzerindesiniz değilseniz güzel haber gökyüzü hala mavi ve yeşil ağaçlar, çok neşeli kuş sesleri.
Birilerini tanımaya başlarken nasılda koşar adım sorularımız üstüne bir de estetik bakış açılarımıza denk geliş duruşlar varsa kalbimizde bir davul karnımızda kelebekler . . Herşeyi bilmek isteriz hakkinda en sevdiği renkleri, şarkıları, filmler ve çocukken en sevdiği oyuncağına kadar gider sorular . Kendimize gelince ,kendimizi tanımaya :
" kimsin sen ey benliğim?"
"Ne yapıyorsun şuanda iç sesim ?"
Cevap yok. Bir yerlerde denk gelmiştim mezarlıklar kendilerini tanımadan ölen insanlarla dolu diye. Üzerine düşünüp kendimi bulmaya karar verdim ve bulduğum anda yolumu değiştirdim :)
Eser tamda bu konular üzerinde keskin bir bıçak ile çizgiler çiziyor. Canımızı yaka yaka bize kendimizi hatırlatıyor yaşadığımız hayatların ne kadar içinde olduğumuzu sorgulatıyor. Benim için en dokunaklı satırlar, cocukken babasının ait bir hayatı yaşayan filiz artık yaşam ona bunun hesabını sorma imkanı vermişken Demans hastası babası yüzünden hesabın ödemesini alamamış ,karşılık bulamamaştı.
Sanırım bizler bir çok şeyin hesabını sormakla asla ödüllendirilemeyeceğiz hayat tarafından..
Konuyla alakalı sevdiğim alıntılardan:
“Tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.”
Kör Baykuş, Sadık Hidayet
Bu yaşadığım hayat, o kadar benim değil ki herhangi bir saatimde birisi gelip de bana "Haydi kalk, sıran geldi, kendi kendin ol!" diye bağırsa sanki böyle bir şey mümkünmüş gibi inanıp koşacağım.
Ahmet Hamdi Tanpınar , Hikayeler