Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 13 Temmuz 2024 12:40 Osmanlının 1590’lardaki görünümüne 9 karlı gün boyunca şahitlik ettiğimiz; resim, minyatür, nakkaşlık, tarih, mimari konularıyla bütünleştirilmiş, hikâye içinde hikâyelerle masalsı bir atmosfer yaratan tarihî roman.
Konusuna kısacık değinecek olursam: Şeküre, savaşa giden ve dört yıldır haber alamadığı eşini iki oğluyla birlikte beklemektedir. Yeniden evlenmek için kayınbiraderi Hasan ve kendisini küçüklüğünden beri seven Kara arasında tercih yapmak durumunda kalır. Öte yandan Şeküre’nin babası Enişte, Padişah için bir kitap yaptırmaktadır. Herkesten gizlediği bu kitabın minyatürlerini Leylek, Zeytin, Kelebek ve Zarif Efendi isimli dört nakkaşa hazırlatmaktadır. Padişahın emriyle usta nakkaşların Frenk (Batı) etkisiyle yaptıkları resimler Erzurumlu bir vaizin ve aşırı dindar taraftarlarının kulağına gider. Dört nakkaştan birinin ve sonrasında Enişte’nin öldürülmesiyle başlayan olaylarda Türkiye’de güçlü ve özgün bir resim ve sanat ortamının neden oluşamadığı, taklitçiliğin bizi nasıl özümüzden uzaklaştırdığı sorunlarıyla yüzleşmekteyiz.
Orhan Pamuk’un kişisel hayatından izler taşıyan, 6 yıllık bir araştırma ve geniş kapsamlı okumaların sonucunda görüş açısı tekniğiyle yazılan bu roman kültürel değişim yüzünden unutulmuş nakkaşlara, Batı ile Doğu arasında yönümüzü bir türlü bulamayışımıza, “biz” olamayışımıza kederli bir ağıttır aslında.