Kitabın özeti ( spoiler içerir)
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Kitabımız 6 hikayeden oluşmakta, ben çok beğendiğim birinci hikayeyi anlatmak istedim. Kitabın her bir hikayesi bana bambaşka dersler verdi,bambaşka hayatları tanıdım. Hiç tanımadığım insanlardan tecrübe edindim. Hikayeye geçicek olursak; 1-insan neyle yaşar : Günlerden bi gün Semyon adında bi ayakabıcı vardı evi kira, aldığı para sadece yemeye yetiyordu. Karısıyla aynı gocuğu kulanıyorlardı. Kendilerine gocuk almak istiyorlardı, bu yüzden de para biriktirdiler. Paranın yarısını biriktirdiler, köylünün Semyon'a borcu vardı yarın borçları da topliyip gocuk için kürk alıcaktı. Sabah erkenden kalkıp köylülerden borçları toplamak için çıktı, ama köylülerin durumuda kendi durumundan farksızdı sadece 20 kapik ve eski bi keçe çizme almıştı 20 kapiğe ne gelirdi ki. En azından aldığı parayla içmek istedi. İçince içi ısınmıştı,işte govcuksuz da ısınmıştı. O sırada Semyon'un karısı Matryona evde ekmek yeter mi ,diye bakıyordu. Zaten un çok az kalmıştı Semyon'un da çok yemiceğini düşünerek ekmek yapmadı. Heyecanla kocasını bekliyordu.Semyon içtikten sonra eve dönerken kendi kendine hesap yapıyordu ki kilisenin arkasında beyaz bişey gördü, yaklaştıkça beyaz şeyin asında bi insan olduğunu anladı, adam bembeyaz ve çıplaktı içinden; "Adamı sormuşlar ve öldürüp buraya atmışar. Eğer adamı elersem benim üstüme kalır "diye düşündü ve ordan hızlıca uzaklaşırken, adamın ona baktığını gördü. Ama yanına gitmeye korktu ya onun üstündeki gocuku da alırsa, uzaklaşmaya başladı artık kilise görünmüyordu ama dayanamadı "sanki alıcağı bişeyim var da sakınıyorum" dedi ve adamın yanına döndü. Adama elindeki keçe çizmeleri giydirdi , gocukunu da adama verdi. Adama nerden geldiğini, neden bu halde olduğunu? Sordu . Adamsa burdan olmadığını ve Tanrının onu cezalandırdırdığını söyledi . Gidicek bi yeri de yoktu. Semyon" herşey tanrıdan gelir" dedi ve üstünde durmuyarak adamı kendi evine götürmeye başladı.Semyon'un eve geldiğini gören Matryona elinde bi paketin görünmediğini farketi, üstelik içki kokusu da geliyordu, Semyon bi de yanında misafir getirmişti. Matryona "Paralarla içki içtiler iki ayaş " diye düşündü. Semyona kapıyı açtı, ikisi de içeri girdiler. Matryona baktı ki adam çıplak bi de üstünde tek gocukları çok sinirlendi. Semyon yemek hazırlamasını söyledi ama Matryona "Benim iki Ayaş'a vereceğim yemek yok "dedi. Semyon konuşmak,anlatmak istiyodu ama Matryona onun konuşmasına müsade etmiyordu. Matryona adamın yanına giderek üstündeki gocuku çıkartmaya çalıştı, gocuku çıkarıp eline aldı ve ordan uzaklaştı.Semyon Matryona'nın yanına gidip herşeyi anlatı, "Tanrı gönderdi bu adamı bana " diyordu Semyon. Baktı ki Matryona yumuşamıyo ona Tanrı'yı hatırlatı "Tanrı'ya inanmıyo musun sen? " dedi. Matryona yumuşamıştı. Onlara yemek koymaya giti, adamları çağırdı masaya bi tabak daha ekledi, Matryona adama bi anda acımış, içi ısınmıştı. Adamda neşelenmiş Matryona'ya bakıp gülümsemişti.isminin Mihail olduğunu öğrendiler. Matryona Mihail'e giymesi için elbise verdi ve istediği yerde uyumasını söyleyerek odalarına çekildiler. Sabah olduğunda Semyon Mihail'e ayakabı yapmayı öğretmek istediğini söyledi Mihail daha bi haftada 40 yılık ustaymış gibi ayakabı yapıyordu. Aradan bir yıl geçti, Mihail'in ünü bütün köylere yayılmıştı civar köylerden de müşteriler geliyordu. Bi gün kocaman, iri yarı bi bey geldi, çokça zengin olduğu beliydi. Ustayı sordu yanında çok kaliteli daha önce Semyon'un hiç görmediği bi deri getirmişti, Bey "bana bi bot yapıcaksınız bir yıl boyunca hiç yırtılmicak yırtılırsa sizden bu derinin parasını alırım " dedi. Semyon , Mihail'e sormak için baktı ama Mihail adama değil de adamın arkasındaki cama bakıyodu ve o cama bakarken ikinci kez gülümsemişti. Mihail'in gülmesi onun tuhafına gitmişti çünkü Mihail çok az konuşur, espiri yapmaz ve hiç gülmezdi. Mihail pencereden gözünü ayırıp işi kabul etkilerini söyledi. Böylece ayakabı ölçülerini aldılar, bey evine doğru yola çıktı. Çizmeleri Mihail dikicekti işine hemen başladı, Matryona bazen Mihail'in yanına uğrar nasıl yaptığına bakardı , ama Mihail'in deriyi kesişi çizme yapmak için değildi, Matryona kocasının yanında biraz öğrenmişti nasıl kesileceğini, sonra "ben karışmiyim vardır elbet bir bildiği " dedi ve Mihail'e karışmadı. Çizmeler bittiğinde Semyon bakmaya geldi, ama bunlar çizme değildi, terlikti. Semyon hemen ah, vah etmeye başladı, nasıl böyle bir hata yaparsın dedi ki kapı çaldı. Bey'in kahyası gelmişti Bey'in eve varmadan öldüğünü , hanımının da deriyle ölü terliği yapmalarını söylediğini, terlik hazır olunca getirmesini söylediğini ileti. Mihail masanın üstündeki terlikleri verdi ve kahyayı yoladı. Mihail'in Semyon'un yanında olmasının üzerinden tam altı yıl geçmişti, Mihail sadece iki kez gülümsemişti.Bi gün aileyle otururken Semyon'un çocukarı bi bey hanımının geldiğini yanında ikizlerinin olduğunu ve birinin topal olduğunu söylediler. Mihail hemen pencereye bakmıştı. Semyon şaşırdı normalde hiç pencereye bakmayan Mihail pencereye bakmıştı. Kadın atölyeye geliyordu, atölyenin kapısını açıp içeri aldılar. Mihail kızları sanki daha önceden tanıyo gibiydi, gözü sürekli kızlardaydı. Semyon kadınla fiyata anlaştıktan sonra kızların ayaklarını ölçüsünü almıştı. Matryona merakla kızın ayağının nasıl bu hale geldiğini sordu. Kadın anlatmaya başladı "köyde yaşamaktalardı yan komşularının kocası ağaç keserken üstüne devrilmişti ve ölmüştü, bi hafta sonra da bebeklerin anneleri ölmüştü, ölürken bebeğin ayağının östüne yatığı için bebeyin ayağı ezilmişti, kadının da 3 ayık bi bebeyi vardı, köyde tek onun bebeyi olduğu için bebeyi o yanına aldı. Ama kadının bebeyi bi süre sonra öldüğü için, kızları vermek istemedi. Kızlar kadını hayata bağlamıştı.Sipariş bitikten sonra kadını Semyon ve Matryona geçirdiler, eve geldiklerinde Mihail'in tavana bakıp güldüğünü gördüler bu üçüncü gülüşüydü. Semyon ne olduğunu sordu, Mihail ise " Tanrı beni afeti sizde afedin" dedi ve etrafına ışık saçmaya başladı. Semyon "ben senin normal bir insandan farklı olduğunu anlamıştım, sana engel olamam git tabi, ama bana neden üç defa güldüğünü ve neden ışık saçtığını açıkla " dedi. Mihail ona cevap verdi "Tanrı beni afetiği için ışık saçmaktayım, üç defa gülmenin nedeni ise Tanrı'nın üç kelamını öğrenmemdendir. Ben bi ölüm meleyiydim, can alırdım Tanrı lahusa bi kadının canını almamı istedi, kadının yanına gitim , canını alıcağımı anlamıştı, bana yalvardı, çocuklarımın büyüdüğünü göriyim öyle canımı al dedi. Ona acıdım bi bebeğini eline diğerini ise kucağına koydum. Tanrı'nın yanına yükseldim ve kadının yalvardığını bu yüzden de onun canını almadığımı söyledim. Tanrı bana dünyaya inip kadının canını almamı ve bu üç kelamı öğrenmemi istedi. 1-İnsanda ne var?, 2-İnsana ne verilmemiştir?, 3-İnsan neyle yaşar?. Daha sonra dünyaya inip kadının canını aldım, kadının bedeni bebeyin ayağını ezdi.Kadının ruhu göğe yükselirken, benim kanatlarım kırıldı , dünyaya düştüm" Melek konuşmaya devam eti; "Dünyaya düştüğünde açlığı, susuzluğu ilk defa tatım. Kilise gördüm Tanrı'nın evi diye hemen arkasına girdim. Yoldan geçen bi adam gördüm ailesine yemek götürmenin hesabını yapırdu, bu adam bana yardım edemez dedim, zaten derdi var. Beni gördü ve hemen uzaklaştı, ölüceğimi düşündüm, umutsuzluğa kapılmıştım , baktım ki az önceki adam geliyo zor tanıdım , çünkü beni bırakan adamın yüzünde ölüm vardı , bu adamın yüzünde ise Tanrı'yı gördüm. Beni kendi evine getirdi, karısı beni istemiyodu yine dışarı atılıcağımı, orda ölüceğimi düşündüm. Kocası kadına tanrıyı hatırlatınca az önce yüzünde ölüm olan kadının yüzünde Tanrı'yı gördüm beni doyurdu Tanrı'nın ilk kelamını hatırladım " İnsanda ne vardır? İnsanda sevgi olduğunu anladım. Sonra aradan bir yıl geçti bi Bey gelmişti bir yıl boyunca yırtılmayan bot istemişti, o sırada camda melek arkadaşımı gördüm, anladım ki bey gün batmadan ölücek içimden "akşama kalmadan ölücek, ama bir yılın hesabını yapıyor " dedim. Aklıma ikinci kelam geldi "İnsana ne verilmemiştir öğren" insana neye ihtiyacı olduğu yetisi verilmemişti. Tanıştığımızdan bu yan altı yıl geçmişti gelen kadını ve ikizleri hemen tanımıştım anlatıklarını da dinleyince kadının öz kızı olmamaısa rağmen kızları ne kadar çok sevdiğini gördüm ve kadının içinde yaşayan Tanrı'yı gördüm büylece üçüncü kelamı "İnsan neyle yaşar ?"öğrenmiştim. Dedi, ve her tarafa ışık saçarak göğe yükseldi. Ben bu kitaptan o kadar çok ders aldım ki. En başta merhametin ne kadar müthiş bişey olduğunu öğrendim . Semyon merhamet gösterdi ve Tanrı onun karşılığında onu zenginleştirdi yani iyilik yaparsan en sonunda karşılığını alırsın. Birinci ve üçüncü kelamda insanların içinde sevgi olduğunu öğrendim sevgi sayesinde Mihail hayata kalmıştı, kadının ikizlere olan sevgisi sayesinde ikizler hayata kalmıştı. İçinde sevgi olan her insanın içinde Tanrı'nın yaşadığını, her insanın içinde Tanrı'dan bir parça olduğunu öğrendim . İnsanlar kendilerini koladıkları, kurudukları için değil içlerindeki sevgiyle yaşıyorlar. İkinci kelamda ise insanın hiçbir garantisi olmadığını anladım biz yarın için pilan yaparız ama sabaha kalmadan ölürüz. Yani bu hayata hiçbir şeyin garantisi yoktur, her an her şey olabilir. Ve ne kadar güçlü heybetli olursak olalım ölüm geldiği an heybetimizin hiçbir işe yaramadığını bilmeliyiz. Ölüm en cılızını da en heybetli sini de bulur. Artık hayatımda insanlara daha çok sevgiyle yaklaşıcam çünkü sevginin olduğu yerde, Tanrı sevgisi de vardır. Zamanımı daha iyi değerlendiricem, çünkü ölüm her an beni bulabilir. Ve övünmicem çünkü övünmek için gerekli olan şey her an yok olabilir, elimden alınanilir.
Özet
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,1bin okunma
·
120 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.